Çay ocağı bitişiğinde başlayan 18 yıllık tozlu mesai
Yusuf Can Akdoğan’ın hikayesi, 7 yaşındayken babasının işlettiği çay ocağının hemen yanındaki saz atölyesinde başladı.
Ustasını rende atarken ve planya kullanırken büyük bir hevesle izleyen Akdoğan, yaklaşık 18 yıl boyunca o dükkanın tozunu yutarak zımparadan cila aşamasına kadar mesleğin tüm inceliklerini çıraklıkla öğrendi.
Hayalin peşinden giden bilgisayar programcısı
Zanaat öğrenirken eğitimini de aksatmayan Akdoğan, Çukurova Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Bölümünü kazandı. Ancak bilgisayar ekranlarının ardındaki dünya, ona atölyesindeki ağaç kokusu kadar cazip gelmedi.
Genç usta, çocukluk hayalini tam anlamıyla gerçekleştirmek adına eğitimine ara verip 5 yıl önce kendi bağımsız atölyesini açtı.
'Usta nerede?' sorusuna verilen en güzel cevap
Genç yaşta gelen ustalık, dükkana ilk kez adım atan müşterilerde şaşkınlık yaratıyor.
Kendisini görenlerin yaşından dolayı usta olduğuna inanmadığını ve "Usta nerede, sen çırak mısın?" diye sorduklarını anlatan Akdoğan, bu kadim kültürü nesilden nesile aktarmayı hedefleyen kararlı bir miras taşıyıcısı.
Bir bağlama için iki aylık sabır ve emek süreci
Akdoğan’ın atölyesinde aceleye yer yok. Kaliteli ve sağlıklı bir enstrümanın en az 2 ayda tamamlandığını belirten genç usta, ağaç tutkalının kuruma ve parçaların birbirine kaynaşma süresine harfiyen uyuyor.
Sap, kapak ve klavyenin birleşme anındaki sabır, bağlamanın ömrünü ve kalitesini belirliyor.
Milimlerin yönettiği kusursuz tını dengesi
Bağlama yapımı, en küçük hatayı bile kabul etmeyen muazzam bir matematik içeriyor.
Atölyede adeta bir cerrah titizliğiyle milimlerle uğraşıldığını söyleyen Akdoğan, yarım milimetrelik bir uzunluk veya kısalık farkının bile enstrümanın ses tonunu ve çalım rahatlığını tamamen değiştirebildiğini vurguluyor.
Parmak yapısına göre kişiye özel tasarımlar
Akdoğan’ı öne çıkaran en önemli özelliklerden biri de kişiye özel enstrüman üretimi.
Siparişi veren kişinin fiziksel özelliklerini, el ve parmak yapısını analiz eden usta, müzisyenin ergonomisine en uygun sap kalınlığını ve tekne boyunu ayarlayarak çalımı kolaylaştıran özel bağlamalar imal ediyor.
Dut, ladin ve akgürgen ağaçlarının harmonisi
Enstrümanların gövdesi için akustik değeri yüksek olan geleneksel dut ve akgürgen ağaçları tercih edilirken, ön kapak kısmında ise ses iletimi en güçlü ağaçlardan olan ladin parçaları kullanılıyor.
Bu üç farklı ağacın doğru kombinasyonu, bağlamanın o kendine has yanık sesini ortaya çıkarıyor.
Adana’dan dünya sahnesine uzanan kargolar
Seyhan'daki bu küçük atölyede üretilen el emeği göz nuru enstrümanlar, sınırları aşan bir üne sahip.
Hem Türkiye'deki usta sanatçılardan hem de gurbetçi vatandaşlar ve yabancı müzik meraklılarından yoğun talep alan Akdoğan, bağlamalarını dünyanın her yerine güvenli kargo ağlarıyla ulaştırıyor.
Yeni çıraklar yetiştirerek geleneği geleceğe taşımak
Genç yaşına rağmen bir ekol oluşturma yolunda ilerleyen Yusuf Can Akdoğan'ın en büyük hedefi, unutulmaya yüz tutan bu el zanaatını bitirmemek.
Atölyesinde yeni elemanlar alıp onları da tıpkı kendisi gibi çekirdekten yetiştirmek isteyen usta, Türk halk müziğinin sesini geleceğe taşımakta kararlı.



