gdh'de ara...

Afganistan’ın yeni denklemi ve Türk askerinin durumu

1. resim

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden arasında NATO Zirvesi’nde gerçekleşen görüşmenin en önemli başlıklarından biri de Afganistan oldu. İki lider de ‘uygun şartlar’ olması halinde Kabil Havalimanı’nı Türk askerinin koruyabileceğini söyledi. Biz de hem uygun şartların neler olduğu cevabını aradık hem de mevcut durumun fotoğrafının peşine düştük…

O güne kadar gökdelenlere terör saldırıları konusu hemen hepimiz için bir ‘film sahnesi kadar’ gerçek olabilirdi… Ama 11 Eylül 2001’de gördüklerimiz gerçekliğin ta kendisi oldu. Halen ‘insanlık tarihindeki en ölümcül terör saldırısı’ olma özelliğini koruyan 11 Eylül saldırıları, sadece ABD’yi, Afganistan’ı ya da Irak’ı değil tüm dünyayı doğrudan etkileyen sonuçlarıyla bugün dahi çok ciddi etkilerini gözlemlediğimiz bir vaka.

11 Eylül 2001'deki saldırılarının dünya genelinde pek çok etkisi görüldü. Foto: AP

Saldırıların sebepleri, sonuçları, olası senaryolar ve komplo teorileri bugüne kadar çok kez ele alındı. Bizim bu habere 11 Eylül saldırılarıyla başlamamızın asıl sebebi Afganistan. Daha açık bir ifadeyle son günlerde yeniden gündeme gelen ‘Türk askerinin Kabil Havalimanı’nı koruması’ ihtimali.

Türkiye’nin 19 yıllık Afganistan serüveni

Aslında tartışmalar bazı kesimlerde sanki Türk askeri ilk kez Afganistan’da gidecekmiş gibi bir izlenim bırakmış olabilir. Bunun doğru olmadığını belirtelim ve Mehmetçik’in 11 Eylül terör saldırının ardından alınan NATO kararları gereği 16 Ocak 2002’den bu yana bölgede olduğu bilgisini paylaşalım.

Burada çok önemli bir detayı paylaşmakta fayda var. ABD başta olmak üzere dünyanın çok farklı bölgelerinden Afganistan’a askeri güçler intikal etti. Ancak bunların neredeyse hepsi bir şekilde ‘terör saldırısına’ maruz kaldı.

Türk askerine hep ‘farklı’ bakıldı

Bölge halkının Türkiye ile geçmişi, Türk askerinin gittiği hiçbir bölgeye ‘işgal’ amaçlı konuşlanmadığının herkes tarafından bilinmesi ve Mehmetçik’in hoş görüsü gibi etmenler ülkemizi bu görev sırasında farklı bir noktaya taşıdı. Öyle ki Türk askerleri NATO güçleri arasında saldırıya en az maruz kalan grup olarak öne çıktı.

Tabi bu durumda önemli bir detay da var. Ankara, Afganistan’a kuvvetlerini yollarken bazı şartlar ortaya koydu. Sonuç olarak Türk birlikleri kendi sorumluluk alanları dışında hiçbir yerde terör ve uyuşturucuyla mücadele faaliyetlerinde görev almadı.

Türk askeri Kabil başta olmak üzere Afganistan'da her zaman 'güleryüzle' karşılandı.

2009’da Kabil Bölge Komutanlığı görevi üstlenildi

Türk Ordusu sadece ülke genelinde barışı tesis etmeye çalışmakla kalmadı, Afgan askerlerinin eğitiminden yerel unsurların asayiş görev eğitimlerine varana kadar çok farklı alanlarda önemli sorumluluklar üstlendi.

Bu durum ülkemizin koalisyon ülkeler içindeki yerini de yukarı taşıdı ve 1 Kasım 2009’da Kabil Bölge Komutanlığı görevini üstlenen Türkiye, 31 Aralık 2014’e kadar buna devam etti.

Afganistan’da kaç askerimiz var?

ABD’nin Türkiye’den ne istediği sorusunun yanıtına geleceğiz… Ancak öncesinde aklınızdaki diğer sorulara da yanıt vererek ilerlemek istiyoruz.

Bu sorulardan biri de Afganistan’da kaç askerimiz bulunduğu? Ocak 2002’de bölgeye ilk ayak bastığımızda 261 askeri personelimiz vardı. 2005 yazına kadar bu rakam 1450’ye yükseldi. ABD ve NATO güçlerinin kimi zaman artan kimi zaman azalan sayıdaki askerlerine göre Türk askerinin de sayısı yıllar içinde değişti. 

Bugün itibariyle 648 Türk Askeri’nin NATO misyonu çerçevesinde muharip güç olmadan Afganistan’da görev yaptığı biliniyor.

ABD ve Taliban arasında yürütülen görüşmeler Şubat 2020'de 'anlaşma' olarak kayda girse de pek ilerleme sağlanamadı.

Taliban ile anlaşmaya uyulmadı

Bu noktada bir saptamada bulunalım ve Afganistan’da yaşananların ABD tarihinin en büyük askeri hezimetlerinden biri olduğunu belirtelim. Bu hezimetin faturasının her geçen gün ağırlaştığını gören Washington yönetimi askerlerini bir an önce oradan çıkarma kararı aldı.

‘Çekiliyoruz’ açıklamasını Taliban ile ABD arasında, Şubat 2020’de Katar'ın başkenti Doha'da imzalanan "Afganistan'a Barışı Getirme" anlaşması izledi. Buna göre ABD başta olmak üzere tüm yabancı güçler 14 ay içinde ülkeden tamamen çekilecekti. Ancak bu durum olmadı. Anlaşmanın süresi dolsa da ABD henüz askerlerinin tamamını çekmedi.

Afganistan'da çözüm Türkiye mi?

Bu bilgilerin ardından haberin başında sorduğumuz soruyu yeniden hatırlamakta fayda var. ABD, Türkiye’den ne istiyor?

Washington’un girdiği bir yerden çıktıktan sonra yaşananları hepimiz biliyoruz. En azından Irak burnumuzun dibinde ve olanların hepsine bir fiil şahit olduk. 

Aynı senaryonun Afganistan’da tekrarlanmasını istemiyor ABD ve kendisi çıktıktan sonra ülkede asayişin en azından bazı kritik bölgelerde sağlanması görevini üstlenebilecek bir ortak arıyor. 

İşte Kabil Havalimanı da bu yerlerden biri. ABD çok açık bir şekilde Türkiye’den bu havalimanı ve çevresinin güvenliğini sağlamasını istiyor.

‘Havalimanının özelliği ne?’ diye merak edenler için kısa bazı bilgiler paylaşalım… Resmi adı ‘Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’ olan bu yer ilk kez 2005 yılında Türkiye tarafından işletilmeye başlandı. Bu havalimanı dağlık ve zor bir coğrafyası olan aynı zamanda gelişmemiş bir ülke olan Afganistan’ın dünyaya açılan nadir kapılarından biri. Yani uluslararası heyetlerin ziyaretleri de bu havaalanından yapılıyor. Bu sebepten kıymetli bir yer.

ABD açısından Afganistan büyük bir 'felaket' olarak tarihteki yerini aldı. Saldırı sonrası yaralı bir Amerikan askeri...

Türkiye’nin yanıtı belli mi?

ABD’nin isteğini ve temel gerekçesini kısaca yazdık. Peki Türkiye’de durum ne? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO Liderler Zirvesi sonrasında yaptığı açıklamayı hatırlamakta fayda var.

Erdoğan, “Eğer Afganistan'dan çıkmamız istenmiyorsa, özellikle orada belli bir desteğin verilmesi isteniyorsa diplomatik, lojistik bunun yanında mali konularda Amerika'nın bize vereceği destek büyük önem arz ediyor.” cümleleriyle aslında Ankara’nın beklentisini net olarak ifade etti.

Satır arasında kaynamaması gereken bir hususu daha sizinle paylaşalım. Erdoğan bu açıklamayı yaparken bir cümle sonrasında ‘Pakistan ve Macaristan ile koordineli hareket edebiliriz.’ dedi. Süreci yakından takip eden kaynaklar Pakistan’ın ‘Taliban’ konusunda anahtar olabileceğini, Macaristan’ın ise AB başta olmak üzere NATO ve Avrupa kanadı açısından değerli olduğu görüşünde.

ABD Başkanı Biden’ın ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan kendi ülkesinde yaptığı açıklamada iki tarafın anlaştığını açıkladı.

Türkiye tarafındaysa her ne kadar ‘olabilir’ tezi öne çıksa da Ankara henüz nihai adımını atmadı. Önümüzdeki günlerde Türk ve Amerikalı heyetlerin görüşmelerinin ardından bu konuda daha net bir tablo görmek mümkün olacak.

Taliban'ın 25 yıla yakın zamandır devam eden varlığı AA'nın info grafiğinde detaylıca anlatıldı.

Afgan Hükümeti ve Taliban farklı düşünüyor

Sac ayağının birinde ABD’nin tezini, diğerinde Türkiye’nin yaklaşımını ele almaya çalıştık. Üçüncü ayak doğal olarak Afganistan cephesi. Ancak burada yekpare bir tutumdan bahsetmek mümkün değil.

Ülkenin özellikle kırsal alanlarının büyük çoğunluğunda kontrolü elinde tutan Taliban. Merkezlerde ise hükümetin sözü geçiyor. Ancak bu ‘söz geçme’ durumunda ABD ve diğer NATO ülkelerinin sağladığı destek hayati önemde. Eğer ABD destek vermez ve NATO ülkeleri sahadan tamamen çekilirse merkez unsurların Taliban karşısında tutunma ihtimali yok denecek kadar az. Bu nedenle merkez tarafı Türkiye’nin ‘Kabil Havalimanı’nı koruması’ konusunda olumlu bir tutum sergiliyor.

Fotoğrafın Taliban kısmı maalesef bu kadar güzel değil. Taliban net bir şekilde kim olursa olsun yabancı her güç için ‘işgalci’ nitelemesinde bulunacaklarını ve adımlarını buna göre atacaklarını söylüyor. Yani için Türkçesi; Taliban Türkiye’nin Kabil denkleminde yer almasını istemiyor.

Sahadaki duruma bakıldığında ise Kabil Havalimanı’nda ve çevresinde ‘şimdilik’ Taliban tehlikesi yok. Ancak gelecek dönemde olmayacağının garantisi de yok. Bu nedenle Ankara’nın nasıl bir yol haritası izleyeceği son derece önemli. 

Afganistan, ülke sınırları içinde yaşanan olayların küresel etkileri bakımından belki de dünyanın en önde gelen yerlerinden biri. Bakalım bu kez süreç nasıl işleyecek? Yakın zamanda hep birlikte göreceğiz…