gdh'de ara...

Avrupa ve ABD, jeopolitik istikrar için Türkiye politikalarını gözden geçirmeli

1. resim

Avrupa ve ABD, bölgede jeopolitik istikrar görmek istiyorlarsa, Karadeniz'de gerçekten güvenli bir bölge yaratmak istiyorlarsa; Ege Denizi Rus tehdidine karşı koyacaklarsa, Türkiye politikalarını yeniden gözden geçirmeleri gerekiyor.

Türkiye ve Yunanistan'ın kısa süreli sakin dönemleri dışında her zaman sorunlu bir ilişkisi olmuştur. Her iki ülke de şu anda NATO üyesi olsalar da, ilişkiler hala gergin.

İki ülke, Kıbrıs'da yaşanan savaşın karşıt taraflardaydı ve her iki taraf da birbirlerini rahatsız eden tarihi sorunlar yaşadı.

Atina, Osmanlı İmparatorluğu'ndan miras kalan bir meydan okuma olan Türk dış politikası ve jeopolitiğinde sıcak nokta olmaya devam ediyor. Türk jeopolitik mantığı, Yunanistan ile zaman zaman iyi komşuluk ilişkileri kurmasına rağmen Atina'yı güvenlik tehditleri listesinden çıkarmadı.

İki ülke arasındaki ihtilafların sayısı uzun bir listeyi oluştursa da, özellikle Kıbrıs sorunu ve Ege ihtilafları çözümlenmeyi bekliyor.

Çözülebilir sorunlar

Bu konular arasında Ege adalarının ve Kıbrıs'ın askerileştirilmesi; karasularının genişliği; Lozan Antlaşması'nın uygulanması Doğu Akdeniz'de hava sahası ve Münhasır Ekonomik Bölgeler, mülteci sorunu, tek taraflı NATO üssü genişlemesi, dini azınlıkların hakları ve silahlanma politikası gibi birçok başlık var.

Liste uzun olsa da, başlıkların çoğu çözülebilir veya kolayca yönetilebilir konulardır. Bu sorunlar, Ankara ile Atina arasında sağlıklı bir diyalog, güçlü siyasi irade ve doğrudan diplomasiye dayalı olarak herhangi bir arabulucuya ihtiyaç duymadan hızla çözülebilir. Gerçekten de listedeki sorunların belirleyici özelliği, her iki ülkenin de çözümlerinden yararlanacakları ve her ikisinin de devam eden çıkmazdan muzdarip olmasıdır.

Türkiye'nin iki komşu NATO üyesinden biri olan Yunanistan ile ilişkileri, 2000'li yıllara kadar bazen savaşın eşiğine gelen iniş çıkışlar ve gerilimler yaşadı.

Fakat Erdoğan'ın iktidara gelmesi ile süreç değişti. 2010'larda iki taraf ortak çözüö için bir "bakanlar kurulu" yapısı oluşturdu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2017'de Yunanistan'a yaptığı ziyaret, iki komşunun NATO'ya katıldıkları 1952'den bu yana en yüksek temas düzeyi oldu.

Ancak bu, yeni bir barışçıl döneme yol açmadı; bunun yerine, gerilimler eskiye geri döndü. Eski ABD Başkanı Donald Trump ABD'de iktidara geldiğinde, ABD dış politikasında Yunanistan lehine belirgin bir kayma oldu. Ayrıca Yunanistan, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon sahaları konusunda fiili adımlar atmaya başladı.

Rusya ve Yunanistan da bu dönemde daha yakın bir ilişki geliştirmeye başladı. Sonunda Yunanistan, Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını güvenlikleştirmeye yönelik hem Yunanistan hem de Türkiye için bir kaybet-kaybet gibi görünen bir politika izlemeyi kabul etti. Yunanistan geçmişte Türkiye ile olan anlaşmazlıkları diplomatik kanallardan çözmeye çalışırdı, ancak daha yakın zamanlarda meseleleri Washington, İsrail, Kahire veya Avrupa üzerinden çözmeye çalıştı.

Bu, gerilimleri yatıştırmaya yardımcı olmuyor ve aslında geri tepti.

Doğrudan görüşmeler

Sonuçta Yunanistan ve Türkiye sorunlarını ancak doğrudan görüşmeler yoluyla çözebilir. Yunanistan en önde gelen komşusuyla olan anlaşmazlıklarını diğer başkentler üzerinden yönetmeye çalıştığı sürece gerilim yükselmeye devam edecek.

Atina, Doğu Akdeniz'de İsrail ve Mısır'a , Ege'de ABD ve Avrupa Birliği'ne güvenerek avantaj elde etmeye çalışacak. Ancak bu stratejinin tamamen geri teptiğini söylemek doğru olur. Sorunları başka başkentlere aktaran yaklaşım, çıkmazı derinleştirmekle kalmıyor, bölünmeleri ve komplikasyonları da yoğunlaştırıyor.

Doğu Akdeniz hidrokarbon yataklarının aranması ve gazın taşınması, Yunanistan ve Türkiye'nin işbirliğiyle önlenebilecek gereksiz bir gerilim kaynağı haline geldi.

Özellikle Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesinden sonra Doğu Akdeniz'de iş birliğinin tüm tarafların yararına olacağı daha da aşikardır.

Rusya'nın Suriye'deki savaşa müdahil olmasıyla başlayan 2015-16'daki yeni göç dalgasında Atina mülteci sorununu tek taraflı olarak ele almış ve son derece insanlık dışı uygulamalara girişmiştir. Sorunun kontrolden çıktığını gören AB, Yunanistan'ın tek taraflı yaklaşımını aşarak Ankara ile çözüme ulaştı.

Güvenlik tehditleri

Ege'deki adaların askerileştirilmesinden Kıbrıs sorununun çözümüne, Doğu Akdeniz'de gaz kaynaklarının kullanılmasından askeri tacizlere kadar birçok sorunu çözmek her iki ülkenin de çıkarınadır.

Peki iki taraf sorunları çözmeye nasıl başlayabilirler? Birincisi, Yunanistan'ın maksimalist beklentilerini düşürmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Türkiye aynı şekilde karşılık vermeye devam edecektir.

Bu kısır döngü, herhangi bir anlaşmazlığı çözmeyi imkansız hale getirir. Yunanistan ağır borç içinde ve yine de imkanlarının ötesinde silahlanmaya devam ediyor. Türkiye'ye yüzme mesafesinde olan Ege'deki adaların silahlandırılması, Türkiye tarafından saldırgan ve kışkırtıcı bir eylem olarak görülüyor.

Suriye iç savaşı bir insanlık trajedisi, önemli bir düzensiz göç kaynağı ve Türkiye'nin en uzun sınırı boyunca ciddi bir güvenlik tehdidi olarak bölgede etkisini sürdürüyor. Suriye'nin yanı sıra Irak, İran gibi noktalar da Türkiye'ye güvenlik tehditleri ihraç etmeye devam ediyor.

Ermenistan, Azerbaycan ile kalıcı bir barış sağlamadıkça, Türkiye ile olan sınırları kapalı kalacaktır. Ve diğer yandan yukarıda bahsedildiği gibi, Doğu Akdeniz'de hidrokarbon kaynaklarının çıkarılması ve taşınması konusunda bir gerilim var.

Ankara'nın İsrail ile ilişkilerini yeniden kurmasından sonra büyükelçilerin hemen atanması gerekiyor. Mısır ve Türkiye arasındaki anlaşmazlıklar ve diplomatik sorunlar devam ediyor. Kuzeyde ise Rusya zaten Karadeniz'de büyük bir tehdit.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali bağlamında ve ortaya çıkan krizler karşısında Avrupa ve NATO tarafından yanıtlanması gereken soru şudur: Bölgemizde jeopolitik ve güvenlik istikrarına ne kadar ihtiyacımız var? Başka bir deyişle, Türkiye Avrupa'da bir güvenlik ve istikrar kaynağı olmaktan çıkarsa, Avrupa ve NATO ne kaybedecek? Bu nedenle, AB, ABD ve Yunanistan'ın seçim yapması gerekiyor.

Middle East Eye'de yayımlanan analiz gdh.digital tarafından çevrilmiştir.