gdh'de ara...

Batı medyasının Rusya-Ukrayna savaş çığırtkanlığı arasında diplomasi süreci ve Türkiye'nin arabuluculuğu

1. resim

Dünya medyası günlerdir Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askeri varlığının sıcak bir çatışmaya dönüp dönmeyeceği konusundaki gelişmeleri takip ediyor. Diplomatik görüşmelerin sıklaştığı özellikle son iki haftalık süreçte NATO temsilcilerinin yanı sıra ABD’li ve Rus yetkililer, gerek video konferanslar yolu ile gerekse de yüzyüze görüşerek krizi aşmanın yollarını konuştular. Karşılıklı restleşmeler artsa da henüz diplomasi yollarının tamamen kapanmadığını belirtmek gerekiyor.

Dünya medyası günlerdir Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askeri varlığının sıcak bir çatışmaya dönüp dönmeyeceği konusundaki gelişmeleri takip ediyor.

Diplomatik görüşmelerin sıklaştığı özellikle son iki haftalık süreçte NATO temsilcilerinin yanı sıra ABD’li ve Rus yetkililer, gerek video konferanslar yolu ile gerekse de yüzyüze görüşerek krizi aşmanın yollarını konuştular. Karşılıklı restleşmeler artsa da henüz diplomasi yollarının tamamen kapanmadığını belirtmek gerekiyor.

Rusya'nın somut olarak istediği; NATO’nun Kiev başta olmak üzere eski Sovyet ülkelerine kapılarını kapatması ve bu coğrafyada askeri genişlemesini durdurması. NATO ve ABD ise özellikle 2014'deki Kırım'ın ilhakından sonra bölgede askeri varlığını artırmak konusunda büyük yol kattetti ve Ukrayna'nın NATO'ya olası katılımını "Rusya buna karar veremez, bu Ukrayna'nın özgür kararı" şeklinde yorumluyor.

10 Ocak’ta Cenevre’de yapılan Rusya-ABD görüşmelerinin ardından konuşan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkovi “Ukrayna’ya saldırma veya ülkeyi işgal etme planları veya niyetleri olmadığını” savundu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, “Ancak Batı’nın agresif yaklaşımı devam ederse uygun askeri-teknik önlemlerle karşılık vereceklerini” söyledi.

Son 24 saati itibari ile karşılıklı yapılan açıklamaların çizgisi biraz sertleşti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov “Sabrımız tükeniyor” açıklamasında bulunurken, yardımcısı Rybakov ise “Ukrayna asla NATO ülkesi olamaz” açıklamasına imza attı.

ABD Başkanı Biden ise yıllık basın toplantısında yaptığı açıklamada "Benim tahminime göre Rusya Ukrayna konusunda hareket edecek. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırması durumunda hiç görmediği yaptırımlar uygulanacak" açıklamasını yaptı.

ABD "Yaptırım" AB ise "Diplomasi" diyor!

ABD’nin yaptığı açıklamalar ile artan gerilim karşısında Almanya’nın Rusya ile ticari ilişkileri bozmamak için diyalog yolunun tercih edilmesi için trafiği artırdığı görülüyor.

Keza Almanya'nın ana muhalefet partisi lideri olması beklenen Friedrich Merz, Rusya’nın banka ödeme sistemi olan Swift’ten çıkarılmasının “Bu sermaye piyasaları, mal ve hizmet ilişkileri açısından atom bombası gibi olur” diyerek Swift’e dokunulmaması çağrısında bulundu.

Merz’in uyarısını aynı zamanda Alman sermayesinin bir uyarısı olarak görmek de mümkün.

İngiltere dışında diğer AB ülkelerinin de Almanya gibi net diyalog açıklamaları yapmasa da sert açıklamalar da yapmadıkları görülüyor.

AB çekingen

NATO’nun tam desteğiyle Ukrayna ile Rusya arasında bir savaşın çıkması durumunda bundan en çok doğalgaz naklinin zarar göreceği ifade edilebilir.

Almanya’da yayım yapan Süddeutsche Zeitung’a konuşan Ukrayna enerji devi Naftogaz Başkanı Vitrenko, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması durumunda “Rusya ilk olarak doğalgaz hatlarını vuracak. Böylece AB'ye doğalgaz akışı duracak” uyarısında bulundu.

Zeitung'un bir başka haberinde ise ABD’li enerji devlerinin acil durumda Avrupa’ya doğalgaz nakli yapmak için nabız yoklamaya başladığı yazıldı.

Reuters'da ise bazı AB dışişleri bakanlığı temsilcisilerinin ABD enerji devleriyle Avrupa’ya nakledilebilecek doğalgaz kapasitesi konusunda görüştüğü iddia edildi. Fakat uzmanlar ABD’nin Rus doğalgazının kesilmesi durumunda ihtiyacı karşılamaktan çok uzak olduğunu belirtiyor.

Uzmanlar tarafından; ABD’nin özellikle Kuzey Akım 2’nin devreye girmesine karşı izlediği politikanın arkasında Avrupa’ya son yıllarda çıkardığı kaya gazını satmak olduğu konusunda daha önce pek çok değerlendirme yapılmıştı.

AB ülkelerinin özellikle pandemi sürecinde katlanarak artan enerji maliyetlerinin ardından bir de böyle bir krizle karşı karşıya kalmak istemediği aşikar.

Batı basınından savaş çığırtkanlığı

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken önümüzdeki Cuma günü Cenevre’de Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ile görüşeceğini açıkladı. Diğer yandan Rusya ise MİNSK kapsamında Ukrayna ile uzlaşı için kapıların açık olduğunu dışişleri bakanlığı ile yeniden dile getirdi.

Blinken dün Ukrayna’ya olan desteklerini göstermek için Kiev’e hareket etti. ABD'li bazı senatörler bu ülkede temaslar gerçekleştirdi.

Bütün bu gelişmeler yaşanırken özellikle ABD ve İngiltere merkezli yayın organlarında bu gelişmelerin aksine, kesinlikle "savaşın çıkacağına dair" manşetler ve analizler yayımlanıyor.

FT: "Rusya Ukrayna'ya saldırmak için tüm imkankalarını seferber etti."

AFP: "Rusya'nın Kiev'i işgal planı hazır"

The Daily Mail: "İstila kaçınılmaz ve yakın"

Herald: "Rusya savaş başlatmak için kendi yanlılarını bombalayacak"

Türkiye'nin arabuluculuğu etkili olabilir

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan'ın, "Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk yapabilir" açıklamasının ardından, önümüzdeki günlerde bir Ukrayna ziyareti de planladığı belirtildi. Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeler arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için Putin ve Zelensky'yi Türkiye'ye davet etti

Bu açıklamanın ardından Kremlin sözcüsü Peskov; '"Türk ortaklarımız Ukraynalıları etkileyebilir ve daha önce varılan anlaşmaları yerine getirmeye teşvik edebilirse bunu memnuniyetle karşılarız." açıklamasında bulundu.

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı Podolyak ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky’i Türkiye’ye davetinin "iyi düşünülmüş ve potansiyele sahip" bir teklif olduğunu söyledi.

Türkiye'nin etkisi hakkında ise uluslararası medya hızlı ve olumlu manşetler ve analizler yayımlamaya başladı.

Sonuç

Gelişmeleri alt alta sıraladığımızda Rusya’nın daha önce Ukrayna’da sahip olduğu nüfuz alanlarını korumak için askeri ve politik olarak agresif bir politika izlediği açıkça olarak gösteriyor. Ancak özellikle ABD ve İngiltere medyasının manşetlerine rağmen diplomatik kanalların tıkanmadığını da kesinlikle belirtmek gerekiyor.

Ayrıca bu agresifliğin Ukrayna’nın bütününü işgal edecek düzeyde olması pek gerçekçi görünmüyor.

Avrupa ülkelerinin askeri olarak böylesi bir savaşa ne kadar dahil olacakları belirsizliğini koruduğu bir dönemde Rusya’nın diplomasi yoluyla sonuç alamaması halinde Donbas hamlesi yapması şaşırtıcı olmayacak.

Yani gerçekçi görünen; diplomasi kanallarının tamamen tıkanması ile Rusya'nın tıpkı Kırım’da yaptığı gibi Donbass bölgesini askeri bir baskınla topraklarına dahil etmeye çalışması ve böyle bir gelişmenin ardından tarafların savaşı Donbas havzası içerisinde tutma çabaları olacaktır.

ABD Başkanı Biden’ın askeri olarak Ukrayna’da Rusya’ya karşı savaşmayacaklarını önceden açıklaması ve her ne kadar askeri yardımları artırsa da asıl tedbirin yaptırımlar yolu ile yapacağını açıklaması da bu senaryoyu doğrular niteliktedir.