gdh'de ara...

Belarus’un kitlesel göç silahı işler mi?

1. resim

9 Ağustos 2020’de Belarus’ta düzenlenen devlet başkanı seçiminin 1994’ten bu yana görevde olan ve Moskova tarafından desteklenen Alexander Lukashenko tarafından kazanıldığının açıklanması, Avrupa’nın göbeğinde yeni bir krizin fitilini ateşledi.

Avrupa Birliği ve ABD seçim sonuçlarını tanımadı. Yaptırımlar peş peşe geldi. Belarus’un Baltık ülkeleri Litvanya ve Letonya ile ilişkileri gerilirken, NATO’nun Doğu Kanadı’nın sıklet merkezi olan Polonya ile de askeri gerilim tırmandı.

Avrupa Birliği ile Belarus arasındaki ilişkiler, Brüksel’in her yeni yaptırım kararına karşı, Lukashenko’nun ülkesindeki muhalefet üzerinde baskıyı artırdığı bir kısır döngüye dönüştü.

2021 yılının Temmuz ayında ise Belarus Devlet Başkanı, yeni bir silahı kullanmaya hazırlandığını ilan etti.

Lukashenko, Rusya ve Çin ile AB arasındaki ticaret yollarını kapatacağını, topraklarına ulaşmış düzensiz göçmenlerin AB ülkelerine geçişlerini de engellemeyeceğini duyurdu.

Lukashenko, kitlesel göçe izin verme silahını masaya sürerken büyük ihtimalle 2015 yılında yüzbinlerce göçmenin Suriye’den Avrupa’ya yürüyüşü karşısında Avrupa Birliği’nin düştüğü durumdan ilham aldı.

Kitlesel göç ile tehdit tarihte ilk kez Belarus tarafından gündeme getirilmedi.

2004 yılında dönemin Libya Devlet Başkanı Kaddafi, Afrikalı göçmenlerin Avrupa’ya geçişine izin vereceği tehdidiyle Avrupa Birliği’ni dize getirmiş ülkesine yönelik yaptırımları kaldırtmıştı. Soğuk Savaş döneminde zaman zaman Demokratik Almanya yönetimi ile 1972’de Uganda lideri İdi Amin bu silaha başvuranlar arasındaydı. Kuzey Kore de yine bu tehdidi periyodik olarak gündeme getiren totaliter rejimlerin başında geliyor.

Belarus Devlet Başkanı Lukhasenko’yu geçmişteki örneklerden farklı kılan ise Avrupa Birliği’ni tehdit etmek için göçmenleri organize bir şekilde havayolu ile Moskova ve Ortadoğu ülkelerinden Belarus’a taşıması.

Avrupa Birliği geçen aylarda Irak yönetimi ile yürüttüğü müzakereler neticesinde Bağdat ve ve Erbil’den yapılan bu uçuşları durdurdu. Ancak düzensiz göçmen akışının önüne geçilebilmiş değil.

8 Kasım’da çoğunluğunun Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinden geldiği anlaşılan binlerce göçmenin Polonya sınırına dayanmasıyla “kitlesel göç krizi”nde yeni bir aşama başladı.

Polonya ve Baltık ülkeleri sınırlarına asker sevk etti.

Polonya hükümet sözcüsü Piotr Mueller, Belarus sınırındaki gelişmelerin yakın gelecekte askeri çatışmaya dönüşmesinin sürpriz olmayacağı uyarısında bulundu.

Yine 8 Kasım günü Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova’nın açıklaması, meselenin bir Belarus-AB krizinden çıkıp Moskova ile NATO’nun Doğu Kanadı yani Polonya arasındaki çekişmeye evrildiğinin işaretlerini verdi.

Zakharova, Irak’tan Polonya’ya ulaşan düzensiz göçmenlerin sorumlusu olarak, ABD’nin yanında Irak’ın işgaline katılan Varşova yönetimlerini işaret etti.

Zakharova, “Polonya Irak’a demokrasi getirme vaadiyle başlatılan işgalde bu ülkenin parçalanmasına yardım etti. Şimdi niye Iraklıları kabul etmiyorlar?” sözleriyle “kitlesel göç silahının” kaynağına dair bir fikir verdi.

Belarus’un Ortadoğu’dan getirdiği düzensiz göçmenlerle AB ve NATO’nun Doğu Kanadı üzerinde kurmak istediği baskı, ABD’nin Karadeniz-Baltık Denizi-Adriyatik Denizi üçgeninde Rusya’ya karşı geliştirdiği yeni ittifak politikasına bir yanıt niteliği taşıyor.