gdh'de ara...

Bir uzay kaosu ve hayal kırıklığı: Moonfall

1. resim

Yörüngesinden çıkan ve dünyayı tehdit eden ay için mücadele eden bir grup astronotun hikayesini anlatan 'Moonfall' filmi vizyona giriyor. Filmde başrolleri Halle Berry, Patrick Wilson, John Bradley ve Charlie Plummer paylaşıyor.

Bilimkurgu – kıyamet filmleri her zaman; bir aile hikayesini de içinde barındırarak gerçekçi ve sağlam bir zemin üzerine kurulu olur. Bazen sırf uzayda geçer, ya da yarıya bölünür ve hikaye kurgulanmaya çalışılır. Ama kimi zamanda bu kuruluşta bir sıkıntı olduğu anlaşılabilir. İşte o zaman da görsel şölene bakarak ondan zevk alınabilir.

Biletinial.com’un ön gösteriminde izlediğim “Moonfall”; ‘Godzilla’; ‘Yarından Sonra’, ‘2012’ ve ‘Midway’ gibi filmlerindeki unutulmaz yönetmenlikleriyle izleyicisini büyüleyen Roland Emmerich’in yönetmenliğinde yola çıktı. Dünya’nın uydusu Ay, yörüngesinden çıkar. Dünyaya doğru yaklaşmakta olan ay, gezegen için büyük bir tehlike saçmaktadır. Tüm yaşamı tamamen bitirebilecek bir durumda olan bu mesele, çarpışmanın gerçekleşmesi sonucu büyük bir kıyametin habercisi gibidir. Bu konuda NASA’dan önce devreye giren ve teoriyi doğrulayan K.C. Houseman, eski astronot Brian Harper ile bu konuyu çözmek için uğraşır. Bu sorunu çözebileceğine inanan esi astronot ve NASA Yöneticisi Jo Fowler, ikiliyi de yanına alarak imkânsız bir olayı çözmek için çabalayacaktır. Kıyametin geldiği zamanda uzaya çıkan bu üçlü, akıl almaz durumların içerisinde kendilerini bulacak ve büyük bir macera yaşayacaklardır. Filmde başrolleri Halle Berry, Patrick Wilson, John Bradley ve Charlie Plummer paylaşıyor.

Klişe hikayeler, üste koyamayan senaryo

Dünyadaki kıyamet üzerine yaptığı filmlerine her zaman hayran kaldığım Roland Emmerich, bu kez hayat kırıklığına uğratan bir filme karşımıza çıktı. Aslında beklentim çok yüksekti, çünkü Dünya’nın uydusu ay üzerine bir kıyamet ve uzayı da içine katan bir bilim-kurgu filmine denk gelmemiştim. Emmerich’in bu tarz filmlerdeki başarılı filmlerini izlediğim için, beklentim de bir tık yüksekti. Fakat bir anda çok karmakarışık bir şekilde bir aile parçalanması anlatan film, uzaya yaptığı küçümseme muamelesiyle başlıyor. Uzaya çıkan astronotların yaşadığı talihsizlik, Harper’ın başını yakıyor ve ailesi dağılıyor, işinden atılıyor, hayatı mahvoluyor. Yıllar sonra ise görevine tekrar çağırılan Harper, dünyayı kurtarmak için bir mücadeleye giriyor. Aslında filmdeki karakter oldukça iyi oluşturulmuş; mücadeleci, pes etmeyen, egosu tavan ve kimseye tamah etmeyen… Tabi türevlerine benzer klişelerdeki karakterler bunlar, ama yine de filmin en iyi yanı buydu galiba. Görsel anlamda da başarılıydı, özellikle dünya üzerindeki kıyamet ve felaket olayları konusunda… İnsanların felaket haberi alır almaz marketleri talan etmesi, bir yandan felaket olurken bir yandan insanların birbirlerinden bir şeyler gasp etmesi gibi detaylar önemliydi. Ama türevlerinin üstüne koyamayan, çok basit ve sıradan bir film olmaktan öteye geçemiyor Moonfall, bu kadar beklentinin bu kadar düşük kalması izleyicileri üzecek türden.

Filmdeki büyük sıkıntılardan bir tanesi de, olayların aniden gelişmesi. Yani bir önceki olay daha çözülmeden bir diğer olaya geçiliyor ve laf ağıza tıkılıyor hissi yaşıyorsunuz. Harper’ın hayal gördüğünü sandığımız sahne mesela. Yani aslında olayların anlatıldığı, filme neden olan olayların ortaya çıktığı zirve bir sahne aslında. Belki de filmdeki tek ayakları sağlam yere basan sahne olabilir. O tıkılma hissi, bu sahnenin finalinde gerçekleşiyor ve bir yere bağlanmadan ‘tık’ diye bir son görüyoruz. Senaryoda keşke daha özen sağlansaydı diye iç geçirmeden edemiyor izleyici. Uzay sahnesinde üç karakterimizin girdikleri yerden bir anda yenilenerek çıkmaları, yapay zekanın düşman olması ama bir diğer yapay zekanın yardımcı olma hali de akıllarda soru işareti bırakıyor. Filmde aşk duygusundan hiç bahsedilmemiş. Genelde bu tarz filmlerin aranan duygusu olan ‘aşk’, bu filmde neredeyse hiç yok. Özellikle boşanmış çiftler çok daha ön planda. Evlilik ve aşk düşmanı bir bilim kurgu-kıyamet filmi olması açısından bu yönden klişesinin olmaması sevindirici.

Filmin yıldızı John Bradley

Bu tarz filmlerde genelde ‘matrak’ ve ortamı hareketlendiren illa ki bir karakter olur. O karakter ise, John Bradley’in canlandırdığı ‘K.C. Houseman’ oluyor ve yaşanan alameti araştırmalarıyla ortaya koyarken bir anda filmin renkli, güldüren, kimi zaman annesiyle olan ilişkisi konusunda hüzünlendiren, hisleriyle hareket eden güçlü karakteri oluveriyor. Ayrıca filmdeki en başarılı performans da Bradley’e ait ve sürekli onun sahneleri gelsin diye beklediğinizi fark ediyorsunuz.  Filmin bir diğer başarılı performansı, Sonny Harper’a hayat veren Charlie Plummer’a ait. Genç oyuncu umut vadeden performansıyla filmde ergen, sorunlu ama bir o kadar da kalbinde iyilik olan genci başarıyla canlandırıyor. Halle Berry ve Patrick Wilson zaten alışılmış ve klişe başrol karakterler canlandırdığı için, bir noktadan sonra ‘iyi performans’ diyemeyeceğimiz bilindik oyunculuklarında yola devam etmişler.

Özensiz bir senaryoyla yola çıkan, ama bir yandan başarılı ve izlettirebilen bir sinematografisi olan Moonfall filmi, sinemada bilimkurgu ve kıyamet alameti izlemeyi özleyenler için iyi gelecektir. Ama türevlerinin üstüne koyamayan, hatta daha düşük bir film izleyeceğinizi şimdiden belirtmek gerek. Bir yandan maceralı bir hikaye, görsel şölen ve gürültülü bir film izlemek niyetindeyseniz mutlaka ilacınız bu film olabilir, sinemalarda özellikle.