gdh'de ara...

DEAŞ operasyonu, özel kuvvetlerin SİHA saldırılarından hala daha iyi bir seçenek olduğunu gösteriyor

1. resim

El Kureyşi baskını iyi eğitimli bir özel harekat timinin en az ya da sıfır kayıpla böyle bir görevin üstesinden geleceğini gösterdi. Kazanımlar göz önüne alındığında Biden için bu görevi, gelecekteki terörle mücadele operasyonları için bir model haline getirmesi akıllıca olacaktır.

ABD Başkanı Joe Biden 2022 şubat ayında, ABD Özel Harekat Kuvvetleri'nden oluşan özel bir ekibe Suriye'nin kuzeyinde bir saldırı emri verdi.

Saldırı, DEAŞ lideri Ebu İbrahim el-Haşimi el Kureyşi'nin ailesinin ve sivil komşularının birlikte saklandığı bir yerleşkeyi hedef aldı. Saldırı sonucu el Kureyşi öldürülürken çok sayıda sivil hayatını kaybetti.

Washington Post muhabiri Miriam Berger, ABD operasyonunun, Suriye'nin, söz konusu operasyonun gerçekleştirmesine rıza göstermediği için, bir devletin yabancı topraklara saldırı gerçekleştirme kabiliyetini sınırlayan Birleşmiş Milletler tüzüğünü tartışmasız bir şekilde ihlal ettiğini açıkladı.

ABD'nin ulusötesi bu operasyonu, Suriye gibi devletlerin bu tür bireyleri yakalamak için "isteksiz" olması durumunda "ülkenin aslında egemenliğinden vazgeçtiğini" öne süren son derece tartışmalı bir hukuk teorisine dayanıyor.

Aslında bu ABD'nin iç hukukuna da aykırı. Ancak Biden yönetimi, ABD'nin el Kaide ile askeri güç kullanarak savaşmasına izin veren 2001'de çıkarılan yasanın, DEAŞ için de kullanılabileceğini savundu.

Bununla birlikte, Biden yönetiminin el-Kureyşi operasyonu, Amerikalıların haberlerde okumaya çok alıştığı hedefi "cinayet" olan operasyonlardan, önemli bir şekilde farklılık göstermektedir ve uluslararası adalet ve terörle mücadele etkinliği için incelenmesi gereken bir operasyondur.

İlk olarak, bu görev bir insansız hava aracı yerine özel harekat kuvvetlerinden oluşan bir ekip tarafından gerçekleştirildi ve bu tercih ikincil hasarı en az hale getirdi. İkincisi ise, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı başkanı General Frank McKenzie'ye göre operasyondaki asıl amaç zaten El Kureyşi'yi öldürmek değil, yakalamaktı.

El Kureyşi baskın sırasında kendini patlayıcı bir yelekle öldürdüğünden dolayı ABD'nin operasyonu aslında bir cinayetle mi yoksa tutuklamayla mı bitireceği artık belirsiz. Ancak hedef, eğer doğrudan bir öldürme eylemi olsaydı, insansız hava araçlarının kullanıldığı bir yöntem tercih edilirdi.

ABD'nin İdlib'de DEAŞ elebaşına düzenlediği operasyonda teknik arıza yapması nedeniyle imha etmek zorunda kaldığı askeri helikopterin enkazı. ( AA - Anadolu Ajansı )

El Kureyşi'nin evi bir hava saldırısıyla hedef alınsaydı, "kabul edilebilir" kayıpların sayısına karar verecek olan ise bir insansız hava aracı pilotu olacaktı.

Bunun yerine, yer ekibi bölgeyi gerçek zamanlı olarak bazı sivillerden temizleyerek ikincil zarar olasılığını azaltabildi. Ekip bölgedeki sivillere tahliye çağrısı yaptı ve daha sonra birçoğunun evlerini terk etmesine yardımcı oldu.

2014 tarihli Center for Naval Analysis raporuna göre SİHA operasyonlarında sivil kayıp olasılığı %27,5'ken, diğer operasyon türlerinde bu oran %7,5.

Küresel veriler, insansız hava aracı saldırılarına kıyasla komando baskınlarında sivil kayıpların daha az olduğunu gösteriyor. Nitekim ABD Başkanı Joe Biden, özellikle bu amaçla el-Kureyşi baskınında havadan mühimmat yerine kara birlikleri kullandığını açıkladı.

Bu baskının ikinci ayırt edici diğer özelliği ise şüpheliyi öldürmek için değil yakalamak için tasarlanmış olmasıdır. Bu önemlidir, çünkü hem kara hem de hava görevleri öldürmeyi hedefleyebilirken, sadece kara görevleri hedeflerini yakalamayı hedefleyebilir. Ve yakalanarak gözaltına alınan bir şüpheli bir cesede göre birçok avantaj sağlar.

MQ-9 Reaper dronelarında kullanılan mühimmatlar.

İlk olarak, gözaltındaki bir şüpheli sorgulanabilir. Örneğin, ABD liderliğindeki koalisyonun 2015'te DEAŞ'a karşı yürüttüğü operasyon sırasında birden fazla üst düzey DEAŞ ajanını tutukladı.

İkinci olarak, gözaltındaki bir şüpheli rehabilite edilebilir.

Üçüncüsü ise, gözaltındaki bir şüpheli, savaş suçlusu olarak yargılanabilir ve mahkum edilebilir. Ve el Kureyşi hakkındaki iddialara bakıldığında aslında onun bir savaş suçlusu olduğu tartışmasız. El Kureyşi'nin BM'nin soykırım olarak adlandırdığı Yezidi kadın ve kız çocuklarının cinsel köleliği de dahil olmak üzere kuzey Irak'ın Yezidi halkına yönelik şiddetin devam etmesinden sorumlu olduğuna inanılıyor.

Terör şüphelilerini yakalama yaklaşımı ABD tarafından sıklıkla kullanıldı. Örneğin, 2013 yılında ABD Delta Kuvvetleri, el Kaide ajanı olduğu iddia edilen Ebu Anas el Libi'yi Libya'daki bir operasyon sırasında tutukladı ve ABD büyükelçiliklerinin bombalanması ve diğer El Kaide operasyonlarında rol aldığı gerekçesiyle suçlandığı New York Mahkemesine teslim etti. El Libi yargılanmadan önce hapishanede ölmüş olsa da, delillere bakıldığında onun gerçekten suçlu olduğu iddia edilebilir.

Bu konuda da kaçırılan önemli fırsatlar da olmuştur. El Kaide'nin kurucusu Usame bin Ladin, 2011 yılında Pakistan'daki yerleşkesini basan özel ekip tarafından öldürülmek yerine yakalansaydı, BM Güvenlik Konseyi'nin Bosna Savaşı, Ruanda Soykırımı ve Lübnan'da Başbakan Refik Hariri suikastı için kurduğuna benzer özel bir uluslararası mahkemede suçlu olarak yargılanabilirdi.

DEAŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'nin 28 Ekim 2019'da bir ABD özel operasyonu sırasında öldürüldüğü Suriye'nin kuzeybatısındaki yerleşke. Ahmet Weys/Anadolu Ajansı

Eski savcı ve insan hakları hukuku profesörü Geoffrey Robertson'ın da o dönemde belirttiği gibi, bin Ladin'i yakalamak, özellikle uluslararası adalete ve kurala dayalı olan düzenin desteklenmesine katkıda bulunacaktı.

Diğer ulusların egemen topraklarına, özel harekat kuvvetleri gönderme konusunda birçok hukuki sorun var. Ancak en haklı ve en uygun operasyon türü, El Kureyşi operasyonu örneğidir. Belirli bir suçluyu, yakındaki sivilleri koruyarak yakalamayı amaçlayan ve ardından bir mahkemede yargılayacak bir operasyon kabul edilebilir.

Bunun gibi operasyonların en bariz dezavantajı ise, askerlerin Colorado veya Arizona'da uzaktan bir insansız hava aracına pilotluk yaparken olduğundan daha büyük risklerle karşı karşıya olmalarıdır.

Ancak Bin Ladin baskını gibi El Kureyşi baskını da iyi eğitimli bir özel harekat timinin en az ya da sıfır kayıpla böyle bir görevin üstesinden geleceğini gösterdi.

Kazanımlar göz önüne alındığında Biden için bu görevi, gelecekteki terörle mücadele operasyonları için bir model haline getirmesi akıllıca olacaktır.

Business Insider tarafından yayınlanan analiz, gdh.digital tarafından tercüme edilmiştir.