gdh'de ara...

Her yeni şeye sahip olma: Parlayan nesneler sendromu

1. resim

Her zaman yeni ve modaya uygun ürün veya hizmetlerin satın alınması gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Sizin için bir ürünün kullanımından daha çok trend olması mı önemli?
Eğer öyleyse parlayan nesneler sendromuyla uğraşıyor olabilirsiniz.

Parlayan nesneler sendromu; kişinin tüm dikkatini yeni ve güncel bir şeye odaklamasıdır. Günümüzde nerdeyse her şey parlatılıyor ve çok çabuk trend haline getiriliyor. Bu tüketim, insanların bu ürünleri talep etmesi sonucunda ortaya çıkıyor.

Sosyal medya, çevremiz, televizyon, reklamlar, moda… bizi en parlak olanı tüketmeye ya da en parlayacak olan şeyi üretmeye itiyor. Her şeyin modası çok çabuk geçiyor, hemen eskiyor, değişiyor.

Dönemsel olarak parlayan düşünce akımları hemen herkes tarafından benimseniyor, bir süre devam edip sonrasında bırakılıyor. Organik beslenmek, yoga ve meditasyon yapmak, glütensiz yiyeceklere yönelmek gibi örnekler verebiliriz. Bu durumlar aslında hep vardı ama parlatılmak suretiyle tekrar popülarite kazanmış oldu.

Her yeni çıkan telefonu almak, daha üst modellere sahip olma isteği duymak, değişen zamana ve trendlere en iyi şekilde uyum sağlamaya çalışmak… Tüm bunlar insanların sahip olduklarıyla mutlu olmaları yerine, doyumsuz ve mutsuz insanlar haline gelmelerine neden oluyor. Zihinlerini meşgul edip dikkatlerini dağıtıyor ve odaklanamama sorunu ortaya çıkıyor.

Odaklanamama, günümüzde yaşanan en önemli sorunlardan birisi. Bir şeylere odaklamış, bir plan doğrultusunda ilerliyorken, başka bir şeyin ışıltısına kapılarak insanı araştırmalar içine girmeye sürüklüyor.

Bu problemi ortaya çıkaran en önemli şeylerden birisi sosyal medya. Parlatılan şeyleri yapıp, o yerlerde bulunup, o şeylere sahip olduğumuzda kendimizi daha mutlu hissediyoruz. Ta ki o şey eskiyip yeni bir trendle karşılaşana kadar. İnsanlar bir süre sonra sosyal medyada gördükleri her şeyi elde etmek istediklerinde ve edemediklerinde bu durum onları haddinden fazla mutsuzluğa itiyor. Son yıllarda sosyal medya, depresyonun sebepleri arasında çok sık rastlanan bir olgu oldu.

Bu ışıltılı düzende odak noktasının bozulmaması, belirli bir çizgide kararlı ilerleyebilmek oldukça zor. Önümüze sürekli yeni şeyler sunuluyor, yeterli hazza ulaştıktan sonra da eskitiliyor ve değişime uğruyor. Burada en önemli şey, ne yapmak, ne olmak, nereye gitmek istediğimize karar vermek. Hayattan beklentilerini, hayallerini belirleyerek, kendini tanıyarak bir karar vermek ve bu doğrultuda ilerlemek. Aksi halde doyumsuz, oradan oraya savrulan mutsuz insanlar haline gelmek kaçınılmaz olacaktır.

Duygularımız ve değerlerimiz de dahil her şeyi çok çabuk tüketiyoruz. Anlamamız gereken şey, tüketimin sadece maddi bir olgu olmadığının bilincinde olmak.

Yeni bir fikre atlamadan önce o şeyin hayatınıza uygun olup olmadığını değerlendirebilirsiniz. Şu anda en güncel en trend olan bir ürün çekici olabilir ancak sizin için sürdürülebilirliği yoksa bir anlamı yoktur. Yeni olan her zaman daha iyi demek değildir.

Parlayan nesne sendromunun olumsuz etkileri

  1. Tamamlanmamış hedefler
  2. Zaman, emek, para kaybı
  3. Hayal kırıklığı

Yeni bir hedef belirlediğinizde kıpır kıpır heyecanlı olursunuz. Ama bir yandan da aklınız yeni projenizde olduğu için eskisi geri plana atılır ve arkada kalır. Bu eylem birkaç kez tekrarlandığında ortada bir sürü tamamlanmamış işle baş başa kalırsınız. Yeni hedefinizin peşinde koşarken eski hedefinize odaklanmayı unutur her iki işte de başarısızlık sağlarsınız. Böylelikle elinizde, zaman, çaba ve para kaybı kalır. İşler beklediğiniz gibi gitmediğinde de hayal kırıklığa uğrarsınız.

Yeni bir hedef heyecan verici olduğu kadar cesaret kırıcı da olabilir.