gdh'de ara...

İlber Ortaylı kızgın ve kırgın!

1. resim

İstanbul’un farklı yerlerinde durmadan devam eden inşaat projelerinden bazıları şehrin siluetini ciddi şekilde tehdit ediyor. Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı bunlardan biri olan İstanbul Tophane Projesi için ‘Rezalet!’ dedi. Gündeme Dair Her Şey’in sorularını yanıtlayan Ortaylı projenin sahiplerine de bu rezilliğe izin verenlere de oldukça öfkeli.

Neredeyse göreve gelen her yöneticinin söylediği sözlerdendir ‘İstanbul’un siluetini korumak en önemli görevlerimizden biri’ lafı. Ama koltuğu gelenler verdikleri sözleri tutmaz, belki de tutamaz. Nihayetinde İstanbul gibi insanlık tarihinin en önemli miraslarından biri olan kentin her yanından anlamsız yapılar fışkırır.

Tarihçi İlber Ortaylı geçtiğimiz gün Hürriyet’te yayımlanan köşe yazısında ‘İstanbul Tophane kıyısındaki rezalet’ başlığını kullanırken aslında durumun ne halde olduğunu gözler önüne serdi.

Mimar Sinan’dan daha mı büyüksünüz?

İstanbul Tophane projesinin Nusretiye Camii'ne ve İstanbul siluetine saygı göstermediğini vurgulayan Ortaylı, "Neyi gizliyorsunuz, niçin gizliyorsunuz? Mimar Sinan’dan daha büyük adamlar mısınız?" ifadelerini kullandı.

Çok sanatsever ve bilmiş geçinen birkaç kişinin İstanbul’u mahvettiğini yazan Ortaylı, “Biz bu çirkinliğe ve girişkenliğe tahammül etmek zorunda mıyız? Her yerden görebileceğimiz tek cami, Çamlıca kaldı. Süleymaniye’nin dibi malum. Kıyılardaki Sinan eserleri ve özellikle etraftaki mezbele arasında boğulan, şimdi de modern birtakım bloklarla kuşatılan Piyale Paşa Camii’nin hazin durumu da belli. “Arıyorsun, bu nereye kayboldu” diye. Zevk tamamen Suudilerinkine benziyor. Orada da galiba Kâbe-i Muazzama’yı Hilton gibi otellerin arasında aramak lazım. Hükümet nerede, belediyeler nerede?” satırlarına yer verdi.

Projenin bölgede bulunan tarihi eserlerin statik yapısına zarar vereceği endişesi hakim.

“Ne dediysek anlatamadık”

İlber Ortaylı'yı konunun detaylarını canlı yayında görüşmek ve Gündeme Dair Her Şey takipçileri ile kendisini buluşturmak için aradık. Korona önlemlerinden dolayı yayıncıları kabul edemediğini ve akıllı bir telefon kullanmadığını belirterek, davetimizi nazikçe geri çevirdi.

Fakat telefonda konuyla ilgili düşüncelerini almayı da ihmal etmedik. İlber Ortaylı, İstanbul'daki tarihi yapıların etrafındaki yapılaşmalara, İstanbul'un tarihi eserlerini gölgede bırakan kararlara karşı çok öfkeli.

“Ne dediysek bugüne kadar anlatamadık” diyen Ortaylı, sanatı savunduğunu, sanat dostu olduğunu iddia edenlerin, şehrin tarihi dokusunu adeta bitirdiğini ve merkezi yönetimin de ortaya çıkan tabloda büyük payı olduğunu vurguladı.

Yöneticiler sanat ve tarih bilmiyor

Prof. Dr. İlber Ortaylı, yönetenlerin sanat ve tarihten anlamadığının da altını çizerek, “Artık kimse zaten bu konular için karşı ses bile çıkartmıyor, kimsenin umurunda da değil… Yazan, anlatan bir kaç kişi kaldık. Belediyeler de, tarihimiz bunu hak etmiyor…” ifadesini kullandı.

Telefonda bize yansıyan İlber Ortaylı'nın da İstanbul'un tarihi eserleri için umutlarını kaybedişi oldu. İş çoktan bitmiş, konuşacak çok da bir şey yok diyen Prof. Dr. İlber Ortaylı ile korona sürecinin sonunda yeniden görüşmek üzere selamlaşarak görüşmeyi sonlandırdık.