gdh'de ara...

Macron: Kendi halkına ‘Fransız’

1. resim

Bazı isimler vardır, seçildikten sonra sadece kendi halkı değil dünya da onlardan çok şey bekler. Ancak sonrasında işler pek istenildiği gibi gitmez. Önce dışarıda sonra içeride eleştirilerin hedefi olur. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da bu isimlerden. Kendi vatandaşının tokatlı saldırısına uğrayan Macron’un içeride yaşadığı krizlere gelin yakından bakalım…

Mayıs 2017’de açılan sandıkların ardından sadece Fransa değil, başta AB olmak üzere dünyanın dört bir yanında ‘bir şeyler daha iyiye gidebilir’ düşüncesi vardı. Son derece genç bir aday, kurduğu siyasi oluşum "En Marche"ın (Yürüyüş) adına yakışır bir şekilde  ülkenin dört bir yanını geziyor, inşalara hep ‘daha iyi bir Fransa’ vaadi veriyordu.

Kabinede ekonominin yönetiminde olduğu dönemlerde dahi ismi sürekli ‘krizlerle’ anılmaya başladı. Örneğin, işçilerin Genel Konfederasyonu (CGT) sendikasının Haziran ayındaki protesto gösterisinde, bir sendika üyesine, "Bir takım elbise satın almanın en iyi yolu çalışmaktır" diyen Macron'a "defolması" söylenmiş ve üzerine yumurta atılmıştı.

Macron ve bazı krizleri

Kabineden ayrılıp bağımsız adaylığı oradan Cumhurbaşkanlığına giden yol da Macron’u pek değiştirmedi. Hem iş dünyası hem memurlar hem de çiftçiler ve emekliler başta olmak üzere ülkedeki neredeyse tüm gruplarla küçüklü büyüklü krizler yaşadı.

İlk yapmak istediği şeylerden biri ‘servet vergisi’ çıkarmak oldu. Fransa’nın elitleri buna çok ciddi şekilde karşı çıktı. Hatta o dönem kimi büyük iş insanlarının paralarını Fransa dışına çıkarmaya başladığı medyaya yansımıştı. Zenginlerin varlıklarını yurt dışına çıkarması demek, Paris için krizle eş anlamlı bir adımdı.

Ardından sıra işçilere ve öğrencilerin çalışma şartlarına geldi.  Çalışma yasasında yaptığı değişiklikle, işçilerin işten atılmalarını kolaylaştırdı.

Düşük gelirli kesime devletin sağladığı kira yardımlarında kesinti yaptı. Bu durum özellikle banliyölerde yaşayan yabancı kökenli Fransızlar için ‘felaket’ anlamına geliyordu. 

‘Sırada ne var?’ diye düşünen Fransızlar pek de uzun beklemedi. Bu kez hedefte emeklilik yaşı vardı. Macron ve partisi, en erken emeklilik yaşını 10 yıl artıran bir kanun teklifi hazırladı ve vakit kaybetmeden uygulamaya koydu. 

Bir dönem bizim ülkemizin medyasında da yer alan Fransız çiftçilerin eylemleri haberlerini hatırlasınız… Traktörleri ile başkent Paris’e ulaşmaya çalışan binlerce çiftçinin protesto ettiği şey; Fransa’nın Avrupa ülkeleri arasında petrolü en pahalı kullanan ülke konumuna gelmesiydi.

Ve hemen sonrasında dünyanın farklı noktalarına da yayılan ‘sarı yelekliler’ mevzusu… Üstlerinde sarı yelek olan milyonlarca Fransız, ülkenin caddelerinde yürüyüşler düzenledi, mağazaları yağmaladı, polisle çatıştı. Fransa, tarihinin en uzun soluklu protesto gösterilerinden birine ev sahipliği yapıyordu…

Korona döneminde de sınıfta kaldı

Zaten kriz içerisinde olan Fransa’da tüm bu yaşananların üzerinde Kovid 19 da gelince işler daha da kötüleşti. Kovid döneminde halk yeterince yardım alamadı. Özellikle dar gelirliler açlıkla karşı karşıya kaldı. Ülke geçtiğimiz yıl, 1975’ten bu yana en büyük ekonomik durgunluğa girdi.

Takvimler 2020 Haziran’ı gösterdiğinde Fransa bu kez yerel seçimler için sandık başına gitti. 2017'de cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan sonra birçok krizle karşı karşıya kalan ve bunların üstesinden gelemeyen Macron, ülkede siyasi olarak güçlenebilmek için yerel seçimlere önem veriyordu. Ancak Macron'un partisi Cumhuriyet Yürüyüşü Hareketi (LREM) seçimlerde hezimete uğradı. Paris, Marsilya ve Lyon gibi büyük kentlerde LREM'in adayları seçimi kaybetti. LREM, sadece 3 kentte belediye başkanı çıkarabildi.

Bu sonuçlarla 2022’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi büyük yara alan Macron’un yaşadığı son olay belki de en dramatik olanıydı. Bir dizi çalışmada bulunmak üzere ülkenin güneyinde ziyaretler gerçekleştiren Macron, kalabalığı selamlamak üzere vatandaşlarının yanına geldi. Cumhurbaşkanı'nın yaklaştığı kişi, bir eliyle kolunu tuttuğu Macron’a diğer eliyle tokat atmıştı.

Saldırgan, Macron’a tokat atarken 11'inci veya 12'nci yüzyıllarda Fransız kralları ve şövalyelerin savaşlarda kullandığı nara olarak bilinen "Montjoie Saint-Denis!" şeklinde bağırmış, cümlesini "Kahrolsun Macronculuk" diyerek bitirmişti.

Daha sonra gözaltına alınan saldırgan 18 ay hapis cezası aldı ancak bu cezanın 14 ayı ertelendi. Saldırgan kamuda görev alamayacak, 5 yıl oy kullanamayacak ve 5 yıl boyunca silah taşıyamayacak.