gdh'de ara...

Marmara’da müsilaj: 30 yılın intikamı

1. resim

Son günlerde hepimizin en çok duyduğu terimlerden biri oldu müsilaj... Deniz salyası olarak da bilinen ve Marmara'da son derece kritik bir süreci başlatan tehlike Çanakkale Boğazı yakınlarında görülmeye de başladı. Bu konuda doğru bilinen yanlışları bir kenara bırakalım ve gelin sürecin son 40 yılına yakından bakalım...

Müsilajla ilgili bazı bilgilere geçmeden önce Marmara denizine ilişkin çok net bir bilgiyi sizinle paylaşalım. Marmara, dünyanın en genç denizi olarak kabul ediliyor. Bu nedenle yaşananların kendiliğinden olduğu bilgisi zaten direkt olarak eleniyor.

Marmara’da alt akıntı Akdeniz’den Karadeniz’e, üst akıntı Karadeniz’den Akdeniz yönüne ilerliyor. Bu bilgiyi mutlaka aklımızda tutmak gerekiyor çünkü 80'lerin sonunda alınan kararların Marmaya'ya yansıması bu gerçek üzerinden oluyor.

Tür çeşitliliğini ortadan kaldırdık

Bugün Boğaz bölgesine çıplak gözle baksak bile kural dışı balık avlayan onlarca kişi görmek mümkün. Bunun temelleri de 80’li yıllara dayanıyor. Maalesef 1980'lerin başından itibaren bilinçsiz balık avı tür çeşitliliğini ortadan kaldırmaya başladı. Tür çeşitliliğindeki azalışa bağlı olarak mevcut türlerin fert adetleri arttı. Yani daha az oksijenle yaşayabilen organizmalar yıllar içinde Marmara'da baskın tür oldu.

Kırılma noktası 1989

Az önce sizinle 'aklınızın bir köşesinde tutun' diyerek bir bilgi paylaşmıştık... Marmara'da dip akıntısının Karadeniz'e doğru ilerlediği gerçeği. Marmara'da kırılma noktası 1989’dan itibaren ‘Kirli suyu Derin Deniz Deşarjıyla Marmara’nın alt akıntısına basarız ve Karadeniz’e göndeririz’ yönteminin kabul görmesiyle oldu.

Bilim insanlarına göre bu yöntemde en iyi şartlarda alt akıntının sadece yüzde 10’u Karadeniz’e ulaşıyor. Aradan geçen 32 yılda hiç tam anlamıyla temizlenmedi. Atık sular insanların göremeyeceği derinliklere pompalandı. Yüzeydeki mavilik ise aldatıcı oldu.

Marmara Denizi sahillerinde görülen müsilaj Mudanya sahillerinde yoğunluk oluşturmaya başladı. Foto: AA

Bu bir ölüm değil, cesedin çürümesi

Tüm bu gerçekler nedeniyle aslında bugün yaşananlar dünün bir sonucu. Konuya hakim isimlerin yaşananları ‘Bu bir ölüm değil. Marmara zaten ölmüştü. Gördüğümüz bir cesedin çürümesidir’ şeklinde yorumlaması boşuna değil.

Marmara Denizi tarihinde müsilaj ilk defa Eylül 2007’de görüldü. O dönemde hem balık türleri bu denli az değildi, hem de kirlenme bu kadar üst seviyelere ulaşmamıştı. 2007'deki ilk şok bir şekilde atlatıldı.

Denizcilerin Mart 2021’de Marmara’da müsilaj gördüklerini rapor etmesiyle süreç yeniden başladı. Ancak bu kez 2007'deki kadar şanslı olmayabiliriz. Çünkü bu seferki yoğunluk ve alan çok daha zorlu. Bilindiği üzere Marmara Denizi’nde çözünmüş oksijen miktarı çok çok az. Müsilaj, var olan az oksijeni daha da düşürüyor. Müsilaj’ın yok olmasının şimdilik tek bir yolu bakteriyolojik olarak parçalanması. Bunun için de suda daha fazla oksijen olması gerekiyor.

Ne zaman düzeleceği sorusu yanıtsız

Marmara Denizi'nin halini gören herkesin aklındaki ortak soru 'ne zaman düzelecek?' oluyor. Bilim insanları Marmara’dan müsilaj’ın temizlenmesinin ne kadar zaman alacağı sorusunu yanıtsız bırakıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın üniversitelerle ortak çalışarak bu süreci çözeceğini açıkladı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum, ‘Acil Eylem Planı’ hazırladıklarını ve Pazar günü kamuoyuna duyuracaklarını söyledi.

Eylem planı kanayan yaraya ne kadar pansuman olacak bilmiyoruz ama bu sorunun sadece İstanbul'da ya da Marmara'ya kıyısı olan şehirlerde yaşayanların değil 83 milyonun ortak sorunu olduğunu biliyoruz.