gdh'de ara...

Matrix Resurrections üste mi koydu gölgede mi kaldı?

1. resim

1999 yılında bir efsane olacağı düşünülmeden hayatımıza giren ve üçleme film olarak bir çoğumuzun aklına kazınan Matrix efsanesi, tam 18 yıl sonra bir devam filmiyle izleyicisini selamladı. Kimimizin çocukluğunda önemli bir yer edinen, kimimizin gençlik kuşaklarını süsleyen bilim-kurgu efsanesi Matrix, yıllar sonra gelen devam filmiyle nasıl bir tepki aldı dersiniz? Çoğu kişi için kocaman bir hayal kırıklığı olan "Matrix Resurrections", bazı kişilerce de olumlu bir karşılama aldı. Vizyona girmeden önce merakla beklenen ama gişede büyük hüsran yaşayan film, dijital yayınlara da düşmüştü. İnternet ortamında büyük bir izlenme yakalayan Matrix Resurrections'un, neden bekleneni veremediği konusunda, biraz kişisel düşüncelerimi belirtmeden edemeyeceğim. Ama dikkatli olun, henüz Matrix hakkında bilginiz yoksa ve dördüncü filmi izlemediyseniz, 'spoiler' ile karşılaşabilirsiniz...

İlk üç filme saygı duruşu niteliği

1999 yapımı ilk film "The Matrix" in efsane açılış sahnesiyle açılan Matrix Resurrections, bir süre sonra kendi hikayesiyle özgünleşme yoluna gitmeye çalışıyor. Önce tanıdık sonra ayrıksı bir duyguyla bizi bırakan film, aslında Matrix'in bir bilgisayar oyunu dünyası olduğunu anlatıyor. Bir süre sonra hayallerin gerçeğe dönüşerek aslında ölenlerin yaşadığı gerçeği bizi karşılıyor. Tabi ki filmimizin kötüleri olan ajanların kılık değişimi, Neo'nun Thoımas Anderson olmak arasında gidip gelmesi, yeşil simülasyon dünyası, Trinity-Neo aşkı ve yeşil renk kodlu ekranlar gibi referansların devam ettiğini görmek sevindirici. Matrix Revolutionsta karşımıza çıkan küçük kız Sati'nin dördüncü filmdeki şaşırtıcı varlığı da beni çok mutlu eden bir gelişme. Ama alışılmış yan karakterlerin gitmesi ve hikayenin başka bir yerden ele alınışı , izleyicinin hem beklentisini karşılayamıyor hem de bir bakıma büyük bir heyecan sunmuyor. Film aslında ilk üç filmden bolca flashback sahneleriyle doldurulmuş ve bir nevi seriye saygı duruşu hissini de taşıyor. Ancak ilk filmlerdeki mizahın dördüncü filmde eksik kaldığını da söyleyebiliriz, Neil Patrick Harris'e rağmen! How I Met Your Mother'dan bu yana hayran olduğum ve yer aldığı filmlerindeki performansını takip ettiğim Neil Patrick Harris, filmdeki en çok beklediğim kişiydi belki de. Hikaye içerisinde şaşırtıcı bir senaryo yazılmış olsa da Harris'e, bir eksiklik ve bir kısırlık vardı sanki. İstediğimiz Neil bu değildi sanki... Ki Jonatrah Groff'un hem performansına hem de şaşırtıcı karakter tiplemesi bile daha heyecan vericiydi...

Biz 'John Wick' mi izliyoruz, 'Matrix' mi?

Tabi Keanu Reeves ve Carrie-Anne Moss'un dışında ilk üç filmden hiçbir oyuncunun yeni filmde yer almaması da, büyük bir hayal kırıklığı yaşatıyor. Reeves ve Moss'un yıllara meydan okumuş olmalarının yanı sıra, zamanın geçtiğini hissetmemiz de bir dezavantaj. Ama Reeves'i filmde uzun bir süre boyunca uzun saçlarıyla izlememiz, 'Biz John Wick mi izliyoruz?' dedirten bir girdabın içerisinde buluyoruz kendimizi. Zaman geçmiş, birçok şey değişmiş ve biz de aslında aynı yerimizde saymıyoruz. Galia filmi beğenmeyen büyük bir çoğunluk, o eski filmlerdeki tadı bekledi. Ama zamanın geçtiğini, yeniliklerin geldiği, dijitalleşmenin hızlandığı ve hikayelerin değiştiğini kabul etmemiz gerek. Yeniliklerle dolu ama üçlemeden de referansların yer aldığı Matrix Resurrections, evrenin zaman geçtikçe bambaşka bir hale gelmiş olduğunu gösteriyor.

Yeni bir serinin başlangıcı mı?

Belki de yeni bir Matrix üçlemesinin başlangıcını simgelediğini düşündüğümüz Matrix Resurrections'ın ardından Keanu Reeves'in yaptığı açıklama, kafalarımızı karıştırmaya yetti. İlk serinin ve aynı zamanda dördüncü filmin de yönetmeni olan Lana Wachowski'nin başka bir 'Matrix' filminde yönetmenlik yapmayacağını söyleyen Reeves, başka yapımlarda yer almaya devam edeceğini ama başka bir üçleme ya da devam filmi yapmanın planlanmadığını açıkladı.

Geçmişin geçmişte kaldığını belirtmenin gerekli olduğunu söyleyebileceğim finalde, Matrix Resurrections'ın bol gönderme dolu, özlem hissi yaratan ve maceranın eksik olmadığı bir film olduğunu söylemek gerek. Neo ve Trinity hayranlarının hasret giderebileceği yapım, Matrix'ün üstüne bir tık da olsa koyabilen ama Keanu Reeves'ın sonraki filmlerinin gölgesinde kalan bir his taşıyor...