gdh'de ara...

Putin muhaliflerinin trajik hikayeleri

1. resim

Geçtiğimiz günlerde ajanslara son dakika olarak düşen bir haber sadece Washington-Moskova hattında değil küresel anlamda ciddi şekilde yankılandı… ABD Başkanı Biden, Rusya Lideri Putin’e ‘katil’ dedi ve gergin olan ilişkiler bir anda çok daha sert bir dönemece girdi… Peki, kimisi politikacı kimisi gazeteci kimisi iş adamı ya da eski istihbarat görevlisi olan ancak ‘Putin karşıtlığı’ paydasında buluşan isimlerin art arda ölmesi neye işaret ediyor? Putin gerçekten bir katil mi yoksa devletinin geleceğini düşünen pragmatist bir lider mi? Yakından bakalım…

Başkan seçilmeden önce de Rusya’ya ve liderleri Vladimir Putin’e karşı pek de dostane açıklamalar yapmayan Joe Biden, ABD seçimlerine müdahale ettiğini düşündüğü Rusya için ilk açıklamasını dolaylı bir cevap üzerinden verdi ve adeta kıyamet koptu…

ABC televizyonundan George Stephanopoulos’a açıklamalar yapan Biden, Rus muhaliflerden Alexei Navalny’nin zehirlenmesi konusunda düşüncelerini söylüyordu ki, Stephanopoulos ansızın “Rus liderin katil olduğunu düşünüyor musunuz?” diye soru verdi. Biden ise hiç duraklamadı ve “Hı-hı düşünüyorum.” şeklinde bir yanıt verdi. Sonrasını biliyorsunuz… Diplomatların karşılıklı geri çekilmesi, Beyaz Saray ve Kremlin’den gelen açıklamalar, Putin’in bir TV kanalında Biden’ı halk önünde konuşmaya davet etmesi…

Biz sürecin yukarıda bahsettiğimiz kısımlarına odaklanmak yerine filmi biraz geriye saralım ve Putin’e ‘dokunanların’ pek de parlak olmayan sonlarına bakalım.

Putin, aralıklarla verdiği kimi pozlarla 'güçlü ve sert lider' imajını tazeliyor.

Rusya hep ‘bildiğiniz gibi’

Suikastlar dünyanın her döneminde çok konuşuldu. Çok geçmişe gitmeden bazı örnekleri hatırlamak gerekirse; 1. Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olduğu kabul edilen olay Saraybosna’daki suikast idi. Aynı şekilde ABD Başkanı John Kennedy’e yapılan suikast de dünya tarihinde yeni bir dönem başlatmıştı.

İrili ufaklı çok sayıda suikast olsa da son dönemler gerçekleştirilen uluslararası suikastlarda bir şekilde Rusya ve doğal olarak ülkenin 1 numarası Putin’in ismi daha çok öne çıkmaya başladı. Çünkü Rusya, bu yöntemi ‘barış zamanı savaş’ olarak adlandırıyordu ve Putin de her fırsatta ülkesinin ‘güçlü’ olması gerektiğine işaret ediyordu. Ayrıca Rus Liderin en sık kullandığı kalıplardan biri de ‘Hainlerin sonu daime kötü biter.’ cümlesi idi. Bu nedenle belki de Putin Rusya’sı için muhalifler ya da ülkeyi ‘bölmek’ için faaliyetlerde bulunanlara izin verilmemesi bir nevi hedefe giden yolda mubah olan ölümlerdi…

Görevi Boris Yeltsin'den devralan Putin'in başkanlık dönemindeki ölümler sürekli gündem oldu.

Stalin döneminden itibaren her dönem adından söz ettiren bu suikastlar Boris Yeltsin döneminde hafiflese de Putin ile yeniden bir ivme kazandığını söylemek için çokça sebep var. Putin’in eski bir istihbaratçı olması, 2000’li yıllardan itibaren cinayetlerin gözle görülür artışı, suikastların ülke içinden çıkıp Türkiye, Ukrayna, İngiltere gibi ülkeler başta olmak üzere dünyanın farklı yerlerine yayılması ‘Neler oluyor?’ sorusunu da beraberinde getiriyor.

Biden, Putin katil mi sorusuna yanıt verirken az sonra sayacağımız cinayetleri ve girişimleri mi kastediyordu bilmiyoruz ancak tam da bugünlerde yakın geçmişteki kimi olayları hatırlatmakta fayda görüyoruz. Gelin, bazı isimlere ve olaylara biraz daha yakından bakalım…

Gölgeler Kralı" olarak bilinen Roman Tsepov.

Roman Tsepov

Bir dönem Putin’in de korumalığını yapan ve istihbarat dünyasında "Gölgeler Kralı" olarak bilinen Roman Tsepov, 2004 yılında aniden ortaya çıkan bir rahatsızlığın pençesine düştü.

Hayata çok fazla tutunamayan Tsepov, 2004'te Rusya İç İstihbarat Servisi’ne (FSB) ait ofiste çay içtikten sonra gelişen radyasyona bağlı hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Ölümüne daha sonraki yıllarda adını sıkça duyacağımız polonyum 210 isimli radyoaktif bir maddenin neden olduğu düşünülüyor.

Rus muhalif gazeteci Anna Politkovskaya

Anna Politkovskaya

Putin’in muhalif gazetecilerle arasının pek iyi olmadığını söylemiştik. 2004 yılında muhalif gazeteci Anna Politkovskaya uçak yolculuğu sırasında içtiği çay nedeniyle çok ağır bir hastalık geçirdi, bilincini yitirdi. Politkovskaya ilginç bir şekilde hayata tutunsa da 2 yıl sonra Moskova’daki dairesinde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.

Aleksandr Litvinenko'nın zehirlendikten sonraki hali.

Aleksander Litvinenko

Belki de Putin’e ‘katil’ denmesinin önünü açan tüm cinayetler için en önemli dönüm noktalarından biri bu olaydı. Eski ajan Aleksander Litvinenko, Londra’da ‘rahat durmuyor’ hem Putin hem de Putin’in yönetimindeki Rusya için pek de iç açıcı şeyler söylemiyordu.

Takvimler 2006’yı gösterdiğinde Moskova’dan gelen iki istihbaratçı arkadaşı Litvinenko ile Londra’daki bir otelin lobisinde buluştu. Masaya gelen yeşil çayı yudumlayan Litvinenko aniden rahatsızlandı, hastaneye kaldırıldı ve 3 hafta sonra öldü. Vücudunda 100 insanı öldürebilecek düzeyde polonyum 210 maddesi bulunan Litvinenko’nun bu şekilde öldürülmesi İngiltere-Rusya arasında ciddi krize neden oldu.

Boris Nemtsov uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti.

Boris Nemtsov

Rusya’daki ölümler kimi zaman eski yönetimin kritik isimlerini de buldu, buluyor… Putin'in sıkı muhaliflerinden biri kabul edilen Nemtsov da bunlardan biri. Eski Başkan Boris Yeltsin döneminde başbakan yardımcılığı ve enerji bakanlığı gibi kritik görevlerde bulunmuştu.

2015’te Kremlin yakınlarındaki bir köprüden geçerken vurularak öldürüldü.

Skripal ve kızının başına gelenler Rusya ile batı ülkelerinin arasında ciddi krizlere neden olmuştu.

Sergey Skripal

Aleksander Litvinenko’nun Londra macerasına çok benzeyen ama sonu bu kez ölümle bitmeyen bir suikast girişiminin başrolündeydi Sergey Skripal. Rusya adına casusluk yaparken İngiltere adına çalışan ve ifşa olan Skripal için bu kez filmleri andıran bir yöntem kullanıldı. Skripal’ın evinin kapı koluna son derece etkili bir sinir gazı olan ‘noviçok’ sıkıldı.
Skripal ve kızı evlerine yakın bir parkta bilinçleri yitik bir şekilde bulunup hastaneye kaldırıldı. Her iki isim de kurtarılsa da İngiltere olaydan iki ay sonra ilginç bir ölümle sarsıldı. Çifte ajan Skripal’ın evinin yakınlarında bir parfüm şişesi bulan adam, şişeyi hediye olarak kız arkadaşı Dawn Sturgess’e verdi. Sturgess, kokunun nasıl olduğunu anlamak için bileklerine sıktı. Ve çok kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.

Bu olaydan sonra Londra başta olmak üzere Avrupa’nın farklı ülkelerinden 150’nin üzerinde Rus elçilik çalışanı sınır dışı edildi.

Putin'in muhalifi olan kimi isimlerin başlarına gelenler kamuoyunda her zaman merak uyandırdı.

Rusya’nın ‘ölüm melekleri’ Ukrayna’da

Rusya’nın yukarıda bahsettiğimiz ölümlerde bir şekilde dahli olduğuna dair küresel kanaat olduğunu belirtelim.

Moskova’nın ölüm melekleri sadece İngiltere ya da batı Avrupa ülkelerinde gezmedi. Başta Ukrayna olmak üzere Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerde kimi Putin muhalifleri bir dizi cinayete kurban gitti.

Denis Voronekov sokak ortasında başından vurularak hayatını kaybetti.

23 Mart 2016’da Putin’i eleştiren isimlerden biri olan Denis Voronekov başından vuruldu. Takvimler 1 Haziran 2016’yı gösterdiğinde ise Rusya’nın kukla Çeçen hükümetini eleştiren Adam Osmayev göğsünden iki kurşunla vuruldu. Kendisi yaralı olarak kurtulsa da eşi hayatını kaybetti.

Bir anda cinayet sarmalına giren Ukrayna, Haziran 2016’yı da boş geçmedi. 27 Haziran 2016’da Ukraynalı istihbarat Albayı Maxim Şapoval, arabasının altına konulan plastik patlayıcı ile öldürüldü. Gözler yine Rusya ve dolayısıyla Putin’in üzerindeydi…

Pavel Sheremet, arabasına konulan bombanın patlamasının ardından hayatını kaybetti.

Temmuz 2016’da Ukrayna'nın önde gelen gazetecilerinden biri olan Pavel Sheremet, başkent Kiev’de arabasına yerleştirilen bombanın patlamasıyla hayatını kaybetti. Sheremet muhalif bir isimdi.

Bu olayın ardından 1 ay geçmişti ki bu kez bir muhalif gazeteci Alexander Shchetinin başından vurularak öldürüldü. Shchetinin ölümü Rusya’ya yakın kaynaklar tarafından ‘intihar’ olarak abonelerine duyurulurken, dünya medyasında bu olayın bir cinayet olduğu ve Shchetinin’in başından vurulduğu tezi kabul gördü.

8 Eylül 2017’de ise Kiev’de göbeğinde bir araçta patlama geldi. Sıkışık trafikte ilerleyen aracın sürücü koltuğunda Gürcistan vatandaşı Çeçen Timur Mahauri vardı. Karısı ve çocuğu ile birlikte arabasını sürerken öldürülen Mahauri, Doğu Ukrayna’da ayrılıkçı ve Rus kuvvetlerine karşı Ukraynalıların yanında savaşıyordu. Saldırıda Mahauri’nin eşi ve çocuğunun zarar görmemesi, bu işin ne denli profesyonel bir şekilde planlandığının göstergesi olarak kabul edildi.

ABD Başkanı Biden'ın Putin için 'katil' demesine neden olan olay Navalny'nin zehirlenmesi idi.

Alexei Navalny

Gelelim bu dosyanın yazılmasına neden olan, daha doğrusu ABD Başkanı Biden’ın Putin için ‘katil’ ifadesini kullandığı olaya…

Rus muhalif Aleksey Navalny, Vladimir Putin’in en büyük rakibi. Ülkedeki yolsuzluklara karşı verdiği mücadeleyle bilinen eski avukat Navalny, Rusya'nın Tomsk şehrinden Moskova’ya gitmek uçağa bindi.

Bilindik senaryo burada da aynı sırayla kendini gösterdi. Navalny havada rahatsızlandı. Uçak Omsk şehrine acil iniş yaptı. Navalny'nin de çayına karıştırılan bir maddeyle zehirlendiği öne sürüldü.

Rus muhalif daha sonra tedavi için Almanya’nın Berlin şehrindeki bir hastaneye sevk edildi. Alman Hükümeti, Navalny'nin sinir hastalıklarıyla mücadelede kullanılan Noviçok grubuna ait bir kimyasal ile kesin olarak zehirlendiğinin tespit edildiğini açıklamıştı.

Navalny ise daha sonra yaptığı açıklamada, söz konusu sinir gazının iç çamaşırlarına bir şekilde emdirildiğini duyurmuştu.

Tedavisinin ardından Rusya'ya dönen Navalny tekrar tutuklandı. Ailesinin ve avukatlarının kendisine ulaşamadığı iddia ediliyor.