gdh'de ara...

ABD, ‘gerileyen demokrasiler’ listesine girdi

1. resim

Stockholm merkezli Uluslararası Demokrasi ve Seçim Destek Enstitüsü tarafından dönemsel olarak açıklanan ‘gerileyen demokrasiler’ listesine ilk kez ABD eklendi. Amerikalılar gün gelirde bir darbeyi destekler mi? Halkın %40’ı bu soruya evet dedi.

Stockholm merkezli Uluslararası Demokrasi ve Seçim Destek Enstitüsü tarafından dönemsel olarak açıklanan ‘gerileyen demokrasiler’ listesine ilk kez ABD eklendi.

Amerikalılar gün gelirde bir darbeyi destekler mi? Halkın %40’ı bu soruya evet dedi.

Soruya evet cevabı verenlerin sayısı 2017’den bu yana büyük oranda artarken, ankete katılan Cumhuriyetçilerin yarısından fazlası bir darbeyi destekleyeceğini ifade etti.

Benzer bazı diğer araştırma merkezleri de kendi raporlarında ABD’deki demokratik kurumların zayıfladığını belirtti.

Peki Amerikalılar devlet kontrolünün bir kesim tarafından cebren ele geçirilmesini kabul eder mi?

Araştırma ABD için bazı endişe verici cevaplar elde etti.

Gücün barışçıl bir biçimde devri ve seçimlere duyulan güven demokrasinin esas unsurudur.

Gerektiği gibi işleyen demokrasilerin en temel özelliklerinden birisi seçimi kaybedenlerin kaybettiğini kabul etmesidir. Seçimde kaybedenler, bir dahaki sefere kazanacaklarına inanıyorsa kurallara riayet eder.

Adam Przeworski’nin deyimi ile güçlü bir demokrasinin anahtarı, bir tür “kurumsallaştırılmış belirsizliktir.” Bir sonraki seçimde kimin kazanacağının bilinmesi imkânsız olduğu sürece her iki taraf da kendilerine yarışabileceklerinin garantisi sunan sistemi idame ettirmek için iyi sebeplere sahiptir.

Siyaset bilimci Pippa Norris yaptığı çalışmalar neticesinde halkın seçimlere olan inancını yitirmesi halinde vatandaşların oy vermeyi bırakıp bunun yerine protesto ve kendilerini ifade etmelerini sağlayacak diğer tür eylemlere yöneldiğini ve siyasi nizamı değiştirmeye kadir diğer alternatifleri giderek daha da benimsediğini ortaya çıkarmıştır.

Bu anlatılan süreç bugün net bir şekilde Amerika’da yaşanmaktadır.

Amerikalıların darbelere olan desteği keskin bir biçimde arttı

Vanderbilt Üniversitesi bünyesindeki LAPOP Lab’de görev yapan araştırma ekibi Amerika kıtasının dört bir yanındaki demokratik tavır ve değerlerler üzerine çalışmalar yürütmektedir.

2010 yılından bu yana anket, katılımcılara şu soruyu da yöneltmektedir:

“Bazı insanlar belirli şartlar altında ordunun müdahale ederek bir darbe ile gücü ele almasının haklı bir eylem olduğunu söylemektedir. Sizce ülkede büyük miktarda yozlaşmanın olması halinde askeri bir darbe haklı olur mu?” Katılımcılar bu soruya ya “evet olur” ya da “hayır olmaz” şeklinde cevap vermektedir.

Uzun yıllar boyunca Amerikalıların hatırı sayılır bir azınlığı (% 25’ten biraz fazlası) evet diyerek askeri bir darbenin haklı olacağını belirtti. Katılımcıların, devletin ordu tarafından ele geçirilmesinin tam olarak ne anlama geldiğini bilmelerine rağmen verilen evet cevabının oranının, sivil idare hususunda yerleşmiş geleneğe sahip bir ülkede bu denli yüksek olması şaşırtıcıydı.

Ancak sonuçlarını yeni açıklanan anketin sonuçları ise daha ilginç birkaç nokta tespit etti.

Askeri bir darbe ‘hoşuma gitmez ama kabul ederim’ diyen Amerikalıların oranı 2017’de % 28 iken bu oran 2021’de % 40 oldu.

Bu % 43’lük artış, anketin uygulanmaya başladı ilk günden bu yana ABD özelinde görünen en sert tırmanış olurken Amerika kıtası genelindeki en dramatik değişimlerden birisi olarak da kayıtlara geçti.

Bugün itibariyle ABD, bu oranın en yüksek olduğu ülkeler listesinde, tarihi olarak sürekli otoriter iktidarlar tarafından yönetilen Brezilya ve Meksika gibi devletlerin hemen üstünde yer aldı.

Rapor dünyada "demokrasi bekçiliği" iddiası ile hareket eden Amerikan demokrasisinin çöktüğünün en bariz örneği olarak kayıtlara geçti.

Washington Post'da yayımlanan analiz GDH Digital tarafından derlenmiş ve çevrilmiştir.