gdh'de ara...

Rusya Suriye’de yeni bir harekatı neden ve nasıl engellemeye çalışıyor

1. resim

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklama sonrası Suriye’de yeni bir askeri harekat beklentisi oluştu Ancak bununla eş zamanlı olarak Rusya’nın harekatı engellemek için farklı girişimleri öne çıkmaya başladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklama sonrası Suriye’de yeni bir askeri harekat beklentisi oluştu ve Suriye sahasında hazırlıklar yapılmaya başlandı. Başta Suriye Milli Ordusu olmak üzere askeri tatbikatlar ve hazırlıklar yürürlüğe sokuldu. Ancak bununla eş zamanlı olarak Rusya’nın harekatı engellemek için farklı girişimleri öne çıkmaya başladı. Rusya’nın bunu neden yaptığından önce, nasıl yapmaya çalıştığını ele alalım.

Aslında Rusya’nın olası bir harekatı engellemek için temel olarak üç farklı araca başvurduğu söylenebilir. Birincisi hava sahasını kontrolünü Türkiye’ye karşı şantaj olarak kullanmaktadır. Harekatın konuşulmaya başlaması ile Rusya’ya ait helikopterlerin Tel Rıfat bölgesinde alçak uçuşlar gerçekleştirmeye başladığı görüldü. Bununla beraber, El-Bab ve civarında Suriye Geçici Hükümeti kontrolündeki bölgelerin de üstünden alçak uçuş gerçekleştirdi. Uçuş rotası Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu’nu hedef almak için uygun olması adeta bir uyarı niteliğindeydi. Bilindiği üzere Fırat Kalkanı Harekatı esnasında El-Bab’ta bulunan Türk askeri Rusya tarafından ‘yanlışıkla’ hedef alınmış ve üç Türk askeri şehit olmuştu. Buna ilaveten Rus hava üstünlüğünü vurgulamak ve genişletmek üzere Rusya’nın Fırat’ın doğusunda Resulayn’ın güneyindeki Tel Temr bölgesine de Pantsir Hava Savunma Sistemi yerleştirdiği görülmektedir. Kısacası, Rusya Lazkiye’de S-400 Hava Savunma Sistemi bulunduğu sürece Türkiye'nin Rusya’dan izinsiz Suriye’ye uçak sokamayacağını vurgulamaktadır.

İkinci araç ise Esed rejimi üzerinden YPG kontrolündeki bölgeye askeri yığınak yapmak ve bölgeye rejim unsurlarını göndererek TSK ve SMO’yu askeri anlamda caydırmaya çalışmak. Nitekim Esed rejiminin bölgeye gönderdiği ağır silahlar ile Suriye Geçici Hükümeti kontrolündeki bölgeler kolaylıkla hedef alınabilir. Buna ilaveten İran’ın ve İran destekli Şii milislerin YPG bölgesine asker sevk etmesi, bu askeri caydırıcılığı güçlendirmeye yönelik atılan adımlardır.

Üçüncüsü ise siyasi araçlardır. Rusya YPG ile doğrudan görüşmeler gerçekleştirerek, terör örgütüne Türkiye’ye karşı Esed rejiminin himayesini kabul edip, kendisini hukuken meşrulaştırması ve korumaya almasını tavsiye etmektedir. Rusya’nın yaklaşımına göre, YPG ABD’den vazgeçip Esed rejimine bağlı bir askeri ve siyasi bir yapıya dönüştüğü takdirde, rejim tarafından kanuni bir çerçevede değerlendirilebilir. Böyle bir durumun oluşmasıyla, YPG'nin Suriye’de meşru bir aktör olduğu algısı oluşturulacak ve YPG’ye karşı yapılan herhangi bir saldırı Suriye’ye karşı yapılmış olarak kabul edilecektir. Ancak Esed rejimi altında meşru bir aktör olmaktan ziyade, uluslararası meşruiyete sahip bir devletçik peşinde koşan YPG, bu güne kadar Rusya’nın teklifini kabul edip ABD’den vazgeçmiş değil.

Rusya neden Türkiye’yi engellemeye çalışıyor?

Rusya'nın Türkiye'yi engellemeye yönelik politikasının da birçok farklı sebebi var, fakat en önemlileri YPG kontrolündeki bölgenin Rusya nezdindeki tanımı, Tel Rıfat ve Menbiç’in coğrafi konumu, Türkiye’nin bölgesel gücü ve Suriye Geçici Hükümeti’dir.

Rusya açısından YPG kontrolündeki bölgeler ikiye ayrılmaktadır. Irak sınırı ve güneydeki Deyr ez-Zor bölgesi ABD’nin askeri varlığı olduğu bölgedir. Rusya bu bölgeyi YPG kontrolünde olarak tanımlamaktadır. İkinci kısım ise Rusya ve Esed rejimin YPG’yi koruduğu ve askeri varlığı olduğu bölgedir. Bu bölgeyi Rusya yayınladığı haritalarda Esed rejimi kontrolünde göstermektedir. Yani Rusya nezdinde Lazkiye ile YPG’nin olduğu bölge de Esed rejimi kontrolündedir. Bu yüzden dolayı, eğer Türkiye ve Suriye Geçici Hükümeti Tel Rıfat veya Menbiç’e girerse bu Rusya nezdinde Esed rejimin ülkedeki hakimiyetini azaltacaktır ve Rusya’nın Suriye vizyonunu baltalayacaktır.

Rusya açısından ikinci bir sebep ise Tel Rıfat ve Menbiç’in coğrafi konumunun yeni tehditlere yol açma ihtimalidir. Rusya 2016 yılının başında YPG’ye hava desteği verip Tel Rıfat’ın Suriyeli muhaliflerden alınmasına yardımcı olduğunda, bu bölgeyi Halep için bir tampon olarak tasarladı. Nitekim savaşın ilk yıllarında Abdulkadir Salih önderliğinde Halep’e giren Suriyeli muhalifler kuzeyden Tel Rıfat üzerinden gelip Halep’in çoğunu almıştı. Rusya Tel Rıfat’a SMO’nun girmesi ile Halep’in tekrar tehlikeye gireceğini düşünmektedir. Ayrıca Halep’in kadim bir Türk şehri olması ve Misak-i Milli sınırları içerisinde kalması da Türkiye'ye olan güvensizliğin gerekçelerinden.

Menbiç ise Halep vilayetinin Halep şehrinden sonra en büyük şehridir. Bölgede Tişrin barajı bulunmaktadır ve bölgeden stratejik öneme sahip M4 otoyolu geçmektedir. Rusya Afganistan’daki yaklaşımına benzer olarak, Suriye’nin ana arterlerini tamamen kontrol etmek istemektedir. Afganistan’da Rus ordusunun birincil önceliği ülkenin ana yollarını kontrol etmek olmuştu, fakat dağlardan gelen Afgan mücahitleri Sovyet Birliği’ni ülkeden çıkarabilmişti. Ancak Suriye’de Afganistan’a benzer bir dağlık arazi olmadığından ve arazi şartları çok farklı olduğundan, Rusya burada Afganistan’daki kötü tecrübesine rağmen benzer stratejiyi uygulamaktadır. Bunun için 2020’de İdlib’ten geçen M5 otoyolunu zorla kontrol altına aldı. 2019’da Barış Pınarı Harekatı yapıldığında M4 otoyolundan SMO’nun geri çekilmesi karşılığında Türkiye ile anlaşma yaptı. Hatta İdlib’te Suriyeli muhaliflerin kontrolünde olan M4 otoyolunun son parçası için de Türkiye ile ortak devriye ve güvenlik koridoru anlaşmasını 2020’de yapmıştı. Menbiç’e TSK ve SMO’nun girmesi bu açıdan Rusya için bir tehdittir.

Rusya’nın olası bir askeri harekatı engellemekteki diğer bir sebebi ise Türkiye’nin bölgesel gücünden korkmasıdır. Nitekim Rusya’ya karşı NATO’nun desteği olmaksızın tek başına mücadele eden ve Rusya’yı Suriye’de sınırlandıran, Libya’da durduran ve Karabağ’da gerileten Türkiye Rusya’nın bölgesel varlığı için bir meydan okumadır. Ukrayna savaşı ile büyük bir yükün altına giren Rusya, Türkiye’ye Suriye’de yol verirse, ileride Türkiye’yi durduramayacağından endişelenmektedir.

Son olarak Rusya, meşru Suriye muhalefetini ve onun seçtiği Suriye Geçici Hükümeti’nin güçlenmesini istememektedir. Rusya nezdinde Suriye Geçici Hükümeti modeli Esed rejimine bir alternatiftir ve varoluşsal bir tehdittir. Ancak YPG öyle değildir. Bunun için Rusya YPG’nin bir bölgeyi kontrol etmesini Suriye Geçici Hükümeti’nin kontrolüne tercih etmektedir.

Rusya’nın olası bir harekatı engelleme çabaları Rusya açısından değerlendirildiğinde kendi çıkarını koruyan bir yaklaşımdır. Buna karşın Türkiye açısından bu engeli aşmanın gerekliliği açıktır. Bunun için kilit rolde olacak unsur Türk Hava Kuvvetleri olacaktır. Türkiye’nin F-35 almaması, F-16 modernizasyonların ABD tarafından halen onaylanmamış oluşu, Türk Hava Kuvvetleri’nin yeni kabiliyet kazanmasını engellemiştir. Ancak 34 Türk askerin şehit olması sonrasında 2020 yılında düzenlenen SİHA harekatına ek olarak F-16’ların da devreye girmesi ile Rusya’nın Suriye’deki engellemesi aşılabilir. Hatta bu hamlenin tehditi dahi Rusya açısında Türkiye ile anlaşarak geri çekilme opsiyonunu daha cazip kılabilir. Nitekim Türkiye Rusya’nın hava sahasını açmamasına rağmen bölgeye girmesi, Türkiye ile Rusya arasında Suriye’deki tüm askeri dengeyi altüst edecektir.