gdh'de ara...

SİHA’lar Türkiye’nin statü ve prestijini artırdı

1. resim

Dünyanın kendi alanında en önemli düşünce kuruluşlarından olan Circle Foundation ve İngiltere Kraliyet Silahlı Kuvvetler Enstitüsünün (RUSI) ortaklaşa düzenlediği etkinliğe Türk SİHA’ları damga vurdu.

Panelde konuşan Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Türk SİHA’larının sivil hassasiyetine dikkat çekerken, RUSI Yardımcı Araştırmacısı Ash Rossiter ise yerli ve milli SİHA’lar sayesinde Türkiye’nin statü ve prestijinin artığını söyledi.

Takvimler 2002 yılı Mart ayını gösterdiğinde İstanbul’daki bir etkinlikte konuşan ‘para sihirbazı’ George Soros, “Türkiye’nin stratejik konumu nedeniyle en iyi ihracat ürünü ordusudur” diyor, ertesi gün gazetelerin manşetlerinde bu söz yer alıyordu.

Aradan geçen 20 yılda Türkiye milli savunma sanayii hamlesiyle çok önemli bir ivme kazandı ve askerinden ziyade askeri ürünleri ile dünyanın dört bir yanında adından söz ettirmeye başladı.

Bu sürecin başrolünde kim vardı derseniz, tabi ki hemen herkesin yanıtı aynı olur; yerli ve milli insansız hava araçları…

Türkiye'nin ilk milli ve özgün Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) Bayraktar TB2.

Türkiye’nin SİHA'ları konuşulmaya devam ediyor

Bugüne kadar uluslararası basında çok sayıda övgü haberine, değerli makalelere, tez çalışmalarına konu olan Türk SİHA’ları bu kez dijital bir etkinlikte ele alındı.

Düşünce kuruluşları Circle Foundation ve İngiltere Kraliyet Silahlı Kuvvetler Enstitüsünün (RUSI) ortaklaşa düzenlediği “Türkiye'nin Drone’ları: Yeteneği, Hedefleri ve Çıkarımları Değerlendirme" başlıklı panel önemli konukların son derece derinlemesine analizlerine ev sahipliği yaptı.

Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) Kıdemli Üyesi Dr. Ulrike Franke, RUSI Yardımcı Araştırmacı Dr. Ash Rossiter ve EDAM düşünce kuruluşu güvenlik ve savunma Araştırma Programı Direktörü Dr. Can Kasapoğlu konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte doğal olarak gündemin ana maddesi Türk SİHA’ları oldu.

BAYKAR Genel Müdürü Haluk Bayraktar. Foto: AA

Organize ve sürdürülebilir strateji

SİHA’lar söz konusu olduğunda nedende kamuoyunda ‘kısa ve acısız’ bir süreç yaşandığı ve hızlı bir şekilde yol alındığı gibi bir algı olsa da Türkiye bu noktaya kesinlikle kolay bir şekilde gelmedi.

Baykar Genel Müdürü Bayraktar da konuşmasında bu noktaya değindi ve drone’lar son zamanlarda çok popüler olsa da arka planda çok ciddi bir çalışmanın olduğunu söyledi.

“Bu durum aslında Türkiye ekosisteminin, son 20 yılda ortaya konan çabaların, organize ve sürdürülebilir stratejinin sonucu” bilgisini paylaşan Bayraktar, sektörün bugünkü konumuyla ilgili rakamlara da değindi.

Savunma sanayinde 20 şirket vardı bugün 2 binin üzerinde

Haluk Bayraktar, 20 yıl önce savunma sanayinde yaklaşık 20 şirket olduğunu, bugün gelinen noktadaysa sektörün iki binden fazla şirkete ev sahipliği yaptığını ifade ederek, “20 yıl önceki sözleşmelerin portföyü belki yaklaşık 6 milyar dolardı ancak şu anda portföy 60 milyar dolar ve 700'den fazla devam eden savunma projesi yürütülüyor." dedi.

Üst düzey yöneticiliğini üstlendiği Baykar'ın İstanbul merkezli bir araştırma ve üretim şirketi olduğunu anlatan Haluk Bayraktar’ın üzerinde durduğu bir diğer konu ise son 20 yılda sadece insansız sistemlere büyük yatırımlar yaptıkları hususu oldu.

Geçmişe baktığımızda Türkiye bu konuda (S/İHA) NATO ülkelerinden gereken yardımı göremediği için kendi programını geliştirmek zorunda kaldı diyen Bayraktar, Türkiye'nin milli teknoloji ile geliştirdiği ve her ay en az 10 bin saat uçuş gerçekleştiren SİHA'ların harp arenasında oyun değiştirici rolüne ve harp doktrinlerini değiştirdiği gerçeğine vurgu yaptı.

Türk SİHA'larının Karabağ Savaşındaki etkisine de değinen Bayraktar, Karabağ Savaşı'nın dünya harp tarihine SİHA'lar ile kazanılan ilk savaş olarak geçeceğini aktardı.

Bayraktar TB2'nin şu ana kadar 300 bin saatten fazla uçtuğunu vurgulayan Bayraktar, "Türkiye 30 yıl önce ABD'den Predatör'ün önceki versiyonu olan İHA'lar satın aldı. Ortalama uçuş saati 100 saatti. Düşünebiliyor musunuz? Milyonlarca dolar ödüyorsunuz ve 100 saat sonra çöp oluyor." diyerek gelinen noktadaki değişime vurgu yaptı.

Bayraktar TB2 sistemini kullanan ülkelerin sınıfında dünyanın en etkilisi haline gelen yüksek teknoloji bir SİHA’ya en ucuz fiyatla sahip olduğunu da söyleyen Bayraktar, bu hususları sadece kendilerinin değil, İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace ve dünyaca ünlü siyaset bilimci Francis Fukuyama'nın ve daha bir çok önemli analistlerin de bizzat vurguladığını sözlerine ekledi.

SİHA'larda sivil hassasiyeti en üst seviyede

Haluk Bayraktar, konuşmasının bir kısmını son derece kritik bir noktaya ayırdı ve ilginç bilgiler verdi. Drone’larla ilgili kritik ve yanlış anlaşıldığını düşündüğü bir mevzuya da dikkati çekmek istediğini kaydeden Bayraktar, şöyle devam etti:

“Türkiye bu teknolojiyi çok hassas bir şekilde kullanıyor. Zeytin Dalı Harekatı'ndan bir örnek vereceğim… Sosyal medyada, basında her şeyi görebilirsiniz. Türkiye'nin insansız hava araçlarıyla sivilleri belirlediğine dair tek bir kanıt yok, göremezsiniz. 

Drone’lar size terörist ile sivili çok net bir şekilde ayırabilme potansiyeli veriyor. Bu teknolojiye sahip değilseniz, kör bir şekilde ateş edebilirsiniz. Bu teknolojiyle, insansız hava araçlarıyla santimetre hassasiyetinde çalışabilirsiniz. Bu bize sivil zayiatı tamamen ortadan kaldırma avantajı sağlıyor ve Türkiye ile ilgili benim bildiğim tek bir olay bile yok. Türkiye bu konuda o kadar hassas ki toplam sivil zayiatı tamamen ortadan kaldırıyor."

Dr. Can Kasapoğlu.

"Türkiye'nin ordusunun ayrılmaz bir parçası"

EDAM düşünce kuruluşu güvenlik ve savunma Araştırma Programı Direktörü Dr. Can Kasapoğlu da konuşmasında Türkiye’nin yürüttüğü operasyonlar üzerinden yerli ve milli SİHA’ları ele aldı.

Türk SİHA’larının hem kayıpları en aza indirdiğini hem de yüksek riskli bölgelere ileriye dönük personel yerleştirmeyi telafi ettiğini anlatan Kasapoğlu, “İnsansız hava araçları Türkiye'nin ordusunun ayrılmaz bir parçası" saptamasında bulundu.

Kasapoğlu ayrıca drone teknolojisinin, savunma teknolojileri söz konusu olduğunda kendi başına stratejik bir kültür yarattığının da altını çizdi.

RUSI Yardımcı Araştırmacı Dr. Ash Rossiter.

İnsansız hava araçları Türkiye'ye statü ve prestij sağladı

RUSI Yardımcı Araştırmacı Dr. Ash Rossiter’ın temel olarak ele aldığı konu Türk SİHA’larının ülkeye kazanımları oldu.

Türkiye'nin Suriye, Libya ve Azerbaycan'da insansız hava araçlarını çok başarılı bir şekilde kullandığını anımsatan Rossiter, “Türkiye'nin başarılı yerli insansız hava aracı yeteneği sayesinde edindiğini düşündüğüm statü ve prestij var." görüşünü paylaştı.

ECFR Kıdemli Üyesi Dr. Ulrike Franke.

Türkiye, ABD ve İsrail’in tekel olduğu alana girdi

Panelde söz alan isimlerden biri de ECFR Kıdemli Üyesi Dr. Ulrike Franke oldu. Ülkemizin sahip olduğu drone teknolojisiyle, daha önce ABD ve İsrail'in tekelinde olan küresel pazara girdiğine işaret eden Franke, sahip olunan S/İHA sayısının da önemine işaret etti.

Türkiye ve Çin’in önemli drone ihracatçıları haline geldiğine değinen Franke, yakın zamanda Ukrayna, Katar, Tunus, Azerbaycan'a yapılan ihracatları anımsattı.

Ulrike Franke, Ankara’nın elindeki askeri silahlı insansız hava araçlarının sayısının diğer devletlere göre çarpıcı şekilde yüksek olmasının ciddi bir çarpan etkisi yarattığını belirterek, insansız hava araçlarını farklı bir şekilde kullanmasının da son derece önemli olduğunu söyledi.

Franke, "Türkiye’nin 140 adet veya daha fazla SİHA kullandığı belirtiliyor. Bu gerçekten çok fazla. Buna karşın İngiltere 10 adet SİHA kullanıyor. Almanya, 10 yıllığına 5 adet SİHA kiralamayı tartışıyor. Türkiye’nin İHA çalışmaları Avrupa için utanç verici. Türkiye, orta güçte bir ülkenin kafaya koyması halinde sofistike SİHA’lar üretebileceğini gösterdi" diyerek sözlerini noktaladı.