gdh'de ara...

TCG Anadolu’ya ‘SİHA aşısı’ tutacak mı?

1. resim

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in geçtiğimiz günlerde yaptığı “TCG-Anadolu’yu bir S/İHA gemisine çevirmek istiyoruz” açıklaması aslında dünyada daha önce uygulanmayan bir modelin ilk kez Türkiye tarafından deneneceğini gösteriyor. Peki tamamen F-35B’ye göre dizayn edilen TCG Anadolu’da S/İHA konumlanmasının muhtemel yansımaları nasıl olur?

Türkiye’nin son dönemlerde en çok konuştuğu konuların belki de başında F-35’ler ve yerli/milli SİHA’lar geliyor… Birisinde yaşanan sıkıntılar gündem olurken, diğerinde bugüne kadar elde edilen muhteşem başarılar ve gelecek dönemde atılacak yeni adımlar konuşuluyor…

TCG Anadolu'nun tasarımında İspanyol donanmasına ait Juan Carlos I gemisinin tasarımı örnek alındı.

İşte böyle bir ortamda önce BAYKAR Savunma’nın Genel Müdürü Haluk Bayraktar TCG Anadolu üzerinde konuşlanacak SİHA projesi üzerinde çalıştıklarını duyurdu, ardından Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir söz konusu platformu ‘S/İHA Gemisi’ olarak konumlandırabileceklerini söyledi.

İki önemli isimden üst üste gelen açıklamalar, F-35’leri, SİHA’ları ve TCG Anadolu Gemisi’ni aynı anda ele alma ihtiyacını doğurdu. Sürece daha yakından bakabilmek için hem SİHA’lara hem F-35 projesinde yaşananlara hem de TCG Anadolu’ya kısaca ayrı pencereler açmakta fayda var…

Türk SİHA’ları yeni bir dönem başlattı

Dünyada insanlı ya da insansız hava araçlarının kullanımı tabi ki de Türkiye ile başlamadı… Ama bir gerçek var ki SİHA’ların muharebe alanında kullanım şekilleri ve sağlanan fayda ilk kez Türkiye sayesinde farklı bir noktaya taşındı.

Kısa zamanda dünyanın ilgisini çeken ve bulundukları coğrafyalarda çok önemli bir güç unsuru olarak öne çıkan Türk SİHA’ları ‘denge değiştirici’ kimliğini de işte bu süreçte kazandı.

Burada iki noktanın altını çizmekte fayda var… Bunlarda ilki Türk SİHA’larının harekat kabiliyeti… SİHA’lar daha önce tekil bir kullanıma sahip iken Türkiye özellikle Barış Pınarı Harekatı kapsamında yerli ve milli SİHA’ları ‘sürü’ halinde kullanan ilk ülke oldu.

BAYKAR Savunma tarafından üretilen Bayraktar TB-2 SİHA'ları bu alandaki en iyilerden biri kabul ediliyor.

Dikkat çeken bir diğer husus ise Suriye’deki harekatlara kadar dünya genelinde SİHA’lar ‘nokta hedef’ olarak bilinen unsurlara karşı kullanılıyordu. Türkiye, bu paradigmayı da değiştirdi ve hava savunma sistemleri ile baskılanan bir bölgede konvansiyonel bir orduya karşı SİHA harekatı icra etti. Bu operasyonel imkan ve kabiliyetler, son derece hassas yerli/milli mühimmatlarla birleşince dünya genelinde ‘Türk SİHA’sı’ çağı da başlamış oldu.

S-400’ler gelince işler değişti

SİHA’ların başarısı, Suriye’deki adımlar, Türkiye’nin artan güvenlik endişeleri gibi süreçler bizi bu noktada farklı bir kulvara yönlendirdi… Ankara, çok farklı ülkelerin doğrudan ve örtülü ambargolarıyla uğraşırken bir yandan da hava savunma sistemi ihtiyacı belki de Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez bu denli kritik bir seviyeye yükseldi.

Bundan sonraki süreci neredeyse herkes biliyor… Ankara’nın ‘Biz istedik ancak ABD Patriot vermedi’ savunması, Rusya’nın ‘S-400 satabiliriz’ açıklaması, Türkiye-ABD arasında krizin derinleşmesi ve nihayetinde NATO üyesi Türkiye’nin bir Rus sistemini satın alarak dünyanın gözü önünde canlı yayınlarla kendi başkentine taşıması…

S-400 konusu gündeme geldiğinde ilk başlarda ‘cılız’ sesler olarak duyduğumuz F-35 projesinden çıkarılma ihtimali işte böyle bir ortamda aniden hızlandı ve ABD, Türkiye’yi programdan çıkardığını resmi olarak duyurdu.

Türkiye sadece programdan çıkarılmamış, yaklaşık 1 milyar dolar bedel ödediği ve kendisi için üretilen F-35A’yı da teslim alamamıştı. Türk pilotların ABD’deki F-35 eğitim programı sonlandırıldı, karşılıklı restleşmelerle geçen bir ara dönem yaşandı ve nihayetinde Türkiye konuyu uluslararası hukuka taşımaya karar verdi.

Merak edenler için hemen paylaşalım; Türk Hava Kuvvetleri 100 adet F-35A alacaktı. Resmi sipariş ise 30 adet F-35A olarak kayda geçmişti. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ise 18 adet F-35B almayı planlıyordu ancak resmi sipariş verilmemişti. F-35B’lerin dikey iniş-kısa kalkış yapabilen model olduğunu hatırlatalım…

Savunma Sanayii Araştırmacıları ya da aktif görevde olan askeri pilotların hemen hepsi F-35’in hakkını teslim ediyor. Bu yaklaşıma göre; F-35 projesi ciddi sorunlarla boğuşsa da geleceğin en önemli vurucu güçlerinden biri ve Türkiye’yi bölgede hava kuvvetleri bakımından son derece farklı bir yere taşıması muhtemel.

S-400 hava savunma sistemini taşıyan kargo uçağı Ankara Mürted Hava Meydanı'na inmişti.

TCG Anadolu için takvimde sona gelindi

Kamuoyunda S-400 ile F-35 tartışmaları devam ederken konuya hakim isimlerin en çok merak ettiği konulardan biri de hiç şüphesiz TCG Anadolu projesinin akıbeti oldu…

Her ne kadar uzunca bir süre ‘Uçak Gemisi’ olarak lanse edilse de TCG Anadolu bir uçak gemisi değil. Bu platform ‘Çok Maksatlı Amfibi Hücüm Gemisi’ olarak adlandırılıyor.

TCG Anadolu için özellikle deniz kuvvetlerine neredeyse ömürlerini veren isimlerin “Türkiye bu gemi ile 'Orta Ölçekte Bölgesel Güç Aktarımı Yapabilen Deniz Kuvvetleri' sınıfına terfi edecek.” görüşünü dillendirmesi projenin ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

İşte TCG Anadolu’nun son derece kritik bir proje olmasını sağlayan hususların belki de başında F-35B’ler geliyordu… Planlamaya göre üzerinde F-35B yüklü TCG Anadolu, Türkiye’nin bayrak göstermek istediği hemen her yerde var olabilecek ve gemiye yönelik her türlü tehdit türünün en iyi örneklerinden biri olan F-35B’ler tarafından bertaraf edilecekti.

F-35 projesi son dönemlerde sıkıntılar ve müşteri ülkelerden gelen 'iptal' haberleriyle gündem oluyor.

Deniz harp tarihinde yeni sayfa

Nihayetinde Türkiye geldiği nokta itibariyle bu yıl içerisinde TCG Anadolu’yu hizmete alacak ama üzerine F-35B konuşlandıramayacak bir durumda. Bahsi geçen ‘Üzerine SİHA koyacağız’ demeçleri de bu çözümsüzlük karşısında üretilen bir ‘ara formül’ olarak kabul ediliyor.

Nihayetinde TCG Anadolu sonuç olarak uçar birliklerin görev yapabilmesi için tasarlanmış bir deniz platformu… Burada Türkiye'nin kullanabileceği üç tip hava aracı mevcuttu; savaş uçağı, helikopter ve S/İHA.

Savaş uçağı anlamında F-35B harici bir uçak maalesef gemiye uyumlu değil. Dolayısı ile mevcut ambargodan ötürü savaş uçağı kullanılmayacak. Helikopterde ise Deniz Kuvvetleri'nde açık var. Bu açığın kapanması en iyi ihtimalle 3 yıl sürecek. Geriye bir tek S/İHA kalıyor ve Ankara enstrümanlarını doğru kullanabilmek adına bu yolu seçmiş olarak duruyor…

Her ne olursa olsun Türkiye nasıl ki S/İHA’ların kullanım tarzında dünyaya yeni bir bakış açısı kazandırdıysa şimdi bir benzerini denizlerde göreceğimiz aşikar… Dünyada bu tarz bir gemiyi S/İHA’larla donatan başka ülke yok. Ve anlaşılan o ki S/İHA yüklü TCG Anadolu aslında deniz harp tarihine de yeni bir konsept kazandıracak.

Konuya yakın kaynaklar tabi ki S/İHA konuşlu bir TCG Anadolu’nun F-35B’lerle dolanan bir TCG Anadolu’ya göre daha az caydırıcı olacağı konusunda neredeyse hemfikir. Ancak bahsedilen ‘daha az caydırıcı’ modeli F-35B’lere kıyasla olduğu için aslında S/İHA yüklü bir TCG Anadolu da son derece kritik bir konuma erişmiş oluyor.

Uçar unsurların denizin ortasındaki bir gemiye inebilmesi için farklı teknolojilere ihtiyaç duyuluyor.

Teknik sorunlar için yol haritası açıklanmadı

TCG Anadolu’ya S/İHA konuşlanması ilk etapta çok basit bir iş gibi görünse de aslında pek de öyle değil. Burada çok farklı teknik sıkıntıdan söz etmek mümkün. F-35B’lere göre ayarlanmış kısa ve ön tarafı rampalı pist bunların belki de başında geliyor…

Sadece kalkmak değil bir S/İHA için TCG Anadolu’ya inmek de bir sorun. Pistin kısa olması iniş koşullarında da S/İHA’ları oldukça zorlayacak.

Tüm bunlar muhakkak hem Savunma Sanayi Başkanlığı hem de Baykar başta olmak üzere söz konusu S/İHA’ları üreten kurumların mutlaka üzerine düşündüğü, çeşitli çözüm önerileri sunacağı sorunlar olarak kabul edilebilir.

Yerli/Milli S/İHA'lar gelişmiş sistemleri sayesinde lazer işaretleme konusunda da çok başarılı işlere imza atıyor.

SİHA yüklü TCG Anadolu işe yarar mı?

Tüm bunları alt alta koyduğumuzda akıllardaki en kritik soru belli; S/İHA yüklü TCG Anadolu işe yarar mı?

Bu sorunun yanıtı kesinlikle evet… Her şeyden önce keşif ve gözetleme için hayati öneme sahip S/İHA’ların TCG Anadolu’da bulunması çok değerli. Örneğin Somali açıklarında terörle mücadele için bir görev icra edilmesi gerektiğinde TCG-Anadolu’dan havalanacak S/İHA’ların çok kısa sürede görevini başarıyla tamamlayacağı neredeyse kesin.

Hava savunma kabiliyetinin zayıf kaldığı tüm kıyı kesimlerinde dilediğiniz gibi hedef unsuru yok edebilme, düşman hücumbot ve korvetleri denklem dışına çıkarma, Mavi Vatan’ın tümünde ve menzilin yeteceği yerlerde geniş kapsamlı bir gözetleme görevi, riskli bölgelerde lazer işaretleme yapılmasının sağlanması gibi çok sayıda imkan ve kabiliyet TCG Anadolu’da konuşlu S/İHA’larla Türk Donanması’na kazandırılmış olacak.

TCG Anadolu’da konuşlanacak çok sayıda S/İHA’nın hem bölgedeki diğer gemilerle hem deniz karakol uçakları, helikopterler ve savaş jetleri ile ortak bir ağ üzerinden haberleşebilmesi, onlara taktik anlamda alanın tüm görsellerini sunması, gerektiğinde kimliklendirme sağlaması gibi çok değerli artıları olacağını da eklemek mümkün.

Tabi ki karşı tarafta çok güçlü bir hava savunma sistemi ya da hava üstünlüğü bulunan bir güçle mücadelede S/İHA’ların çok kolay hedef olacağını da unutmamak gerekiyor.