gdh'de ara...

Terörle mücadelede tarihi dönem

1. resim

Türkiye, terörle mücadelede tarihinin en iyi noktasında… Sürekli devam eden operasyonlar, sınır ötesindeki harekatlar, içeride sıklıkla duyduğumuz ‘teslim olmalar’ Ankara’nın bu alandaki yeni stratejisinin meyveleri… Peki bu noktaya bir günde mi gelindi? Gündeme Dair Her Şey süreci sizin için mercek altına aldı…

Son günlerde hepimizin en çok aşina olduğu haberlerin başında yeni başlayan bir operasyon bilgisi ya da teslim olan teröristlere dair gelişmelerin olması aslına bakarsanız tesadüf değil.

Terör örgütünün 1984’deki ilk eyleminden bu yana binlerce şehit, on binlerce gazi veren Türkiye’nin bu nedenle uğradığı zarar milyar dolar seviyesinde. Geçtiğimiz yıllarda halaylar çekerek karakol basan, çatışma bölgesine farklı araçlarla lojistik destek sağlayan, köy ve ilçe meydanlarında propaganda yapıp adam kaçıran teröristler bugün gelinen noktada başlarını kıpırdatamayacak durumda.

Savunma sanayiindeki atılım en asli unsur

Peki ne oldu da terör örgütü içeride nefes alamayacak hale, gündeme uyarlayacak olursak ‘entübe’ duruma düştü… Aslında Türkiye, devlet politikası olarak terör ve teröristle mücadeleyi her zaman ön planda tutsa da kimi zaman imkanlar, kimi zaman 'ihanetler' bu sürecin sonlanmasına bir türlü izin vermedi.

Ancak 2000’li yılların başından itibaren özellikle yerli ve milli savunma sanayii hamlelerinin yapılması ve bu alanda ortaya konan irade, 2010 itibariyle meyvelerini vermeye, 2016 ve sonrasında önemli bir kırılmayı beraberinde getirmeye başladı.

Türkiye'nin yerli ve milli SİHA'lara kavuşması terörle mücadelede en önemli dönüşüm noktalarından biri oldu.

SİHA’ların gelişi makus talihi değiştirdi

Silahlı ya da silahsız insansız hava araçlarının terörle mücadelede yeni bir dönem başlattığı ve Ankara’yı terörle mücadelede ilk kez tünelin ucuna bu kadar yaklaştırdığı herkesin kabul ettiği bir gerçek.

Hendek olayları döneminde şehre inen ve burada güvenlik güçleri karşısında çok sayıda elemanını kaybeden terör örgütüne hiç ara verilmeksizin operasyonların devam etmesi ikinci kırılma noktalarından biri olarak görülüyor.

Türkiye'nin ortaya koyduğu irade ve başarının ardından örgütte çözülme hız kazandı.

Her zaman ve her yerde!

Türkiye’nin SİHA’lar dışında geliştirdiği sistemler, silahlar, akıllı mühimmatlar gibi diğer projelerin de sahaya yansımasıyla işlerin tam olarak Ankara’nın istediği şekle dönüşmesi çok benzer zamanlarda oldu.

Sahip olunan imkan ve kabiliyetler Komando Marşı’ndaki ‘Her zaman ve her yerde’ mottosunu gerçek kıldı. Güvenlik güçleri 7/24 esasıyla Anadolu’nun dört bir yanında ve tüm hava koşullarında operasyon yapabilen bir konuma yükseldi.
Bu süreçte TSK-Jandarma- Emniyet ve MİT birlikteliği kimi zaman örgütün üst düzey isimlerine yapılan nokta operasyonlarda kimi zaman şehir yapılanmasına dair atılan adımlarda kendini gösterdi.

Yazın saldıran, kışın farklı bölgelerde üstlenen ve herhangi bir tehdit görmeyen teröristler, en olmadık zamanlarda en olmadık yerde operasyonlar yemeye başlayınca, örgüt içindeki çözülme çok hızlı bir hal aldı.

TSK'nın 'bul ve yok et' konsepti ile kışın en zor şartlarda dahi güvenlik güçleri geniş çaplı operasyonlara imza atmaya başladı.

Suriye operasyonu tüm dengeleri değiştirdi

Konuyu yakından takip edenlerin bileceği üzere geçmiş yıllarda Türkiye operasyonlarını yapar, terör örgütleri yurt dışındaki kamplara kaçar, yeniden uygun koşullar oluştuğunda ellerini kollarını sallayarak sınırdan geçip, eylem yapma imkanı bulurdu.

Ancak Türkiye’nin Suriye’ye düzenlediği 2015 Şah Fırat, 2017 Fırat Kalkanı, 2018 Zeytin Dalı harekatları terör örgütlerinin sınır ötesindeki hayat damarlarını da kesti. Bu bölgelerin terör unsurlarından temizlenmesi ve güvenlik güçlerimizin bu alanlarda kalıcı olması örgütün can suyu kabul ettiği yerlerde de Türkiye’nin tam hakimiyetini sağladı.

Yani içeride ciddi darbe yiyen, dışarıda da lojistik hatları kesilen teröristler, ardı arkası kesilmeyen iç ve dış operasyonlarla iyice sersemledi ve nihayetinde bu hale geldi... Burada bir parantez açmak ve Türkiye’nin terörden arındırdığı bölge haklarına kendini kamu diplomasisi kanalıyla çok iyi anlattığına dikkat çekmek gerekiyor.

TSK'nın Suriye'de imza attığı operasyonlar örgütün belini kırdı.

Rakamlar ne diyor?

Gelinen nokta itibariyle hemen herkes terör örgütünün geri dönülmez bir yola girdiği ve artık Türkiye içinde ya da yakın çevrede tutunamayacağı konusunda hem fikir.

Peki sayılar ortaya konan bu fotoğrafı ne kadar destekliyor? Gelin birlikte bakalım…

Güvenlik güçleri, PKK’ya 2014’te 5 bin 558, 2015’te 3 bin 884 kişinin katıldığını değerlendiriyordu. Türkiye’nin terörle mücadelede attığı kararlı adımlarla örgüt içi katılım 2016’da 703’e, 2017’de 161’e, 2018’de 136 kişiye 2019’da 108’e, nihayetinde 2020’de 52’ye indi ve bu sayı ‘tarihin en düşük seviyesi’ olarak kayıtlara geçti.

İçerideki terörist sayısında da benzer bir tablo var… 1 Temmuz 2016’da yurt içinde 2 bin 475 ile 2 bin 780 arasında terörist vardı. 2016'daki rakam aradan geçen zamanda hızla aşağı düştü ve bugün itibariyle 320'nin altına kadar geriledi.

Teslim olan PKK’lı sayısında da gözle görülür bir yükseliş var… İkna çalışmaları sonucu 2016 yılında 49, 2017'de 135, 2018'de 165, 2019'da 273 ve 2020’de 321 terör örgütü üyesi teslim oldu. 2021 yılı Nisan ayının ilk haftası itibariyle teslim olan örgüt mensubu sayısı 43'e yükseldi.