gdh'de ara...

Türkiye çok kutuplu dünyadan en iyi şekilde yararlanıyor

1. resim

Türkiye, Kiev'e insansız hava araçları satmaktan ve Ukrayna tahılının ihracatını kolaylaştırmadaki rolünden dolayı kendisi için doğrudan kazanç sağladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son zamanlarda defalarca Yunanistan'ı işgal etmekle tehdit etti ve ardından da Batı'nın Rusya'ya yönelik kışkırtıcı yaklaşımını kınadı.

Ankara; Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden bu yana ihtilafın her iki tarafını, NATO ve dünyanın yararına dengelemedeki benzersiz başarısının ödülünü almaya can atıyor.

Bu yaklaşım, Erdoğan'ın Türkiye'nin askeri gücünü, kültürel etkisini ve eşsiz coğrafi konumunu büyük güçler arasında bir rota çizmek için kullandığı bağımsız dış politikasını yansıtıyor.

Bu politikanın başarısı tartışılabilir. Türk insansız hava araçları ve diplomasisi, kesinlikle çoğumuzun tahmin ettiğinden daha etkili. Türk politika yapıcılar, yeni keşfettikleri bağımsızlıklarını sürekli olarak Batı'nın büyüyen zayıflığına ve giderek daha çok kutuplu bir dünyanın ortaya çıkışına karşı fırsat olarak kullanmaya çalışıyor.

Pek çok analistin beklediği gibi Rusya birkaç hafta içinde Kiev'i ele geçirmiş olsaydı, şimdi çok az insan Türkiye'nin Bayraktar İHA'larını veya arabuluculuk çabalarını övüyor olurdu. Bunun yerine Erdoğan, Karadeniz'den Kafkaslar üzerinden Suriye'ye kadar daha zorlu bir stratejik ortamla ve ABD ve Avrupa'dan gelen daha büyük tepkilerle karşı karşıya kalacaktı.

ABD'li politika yapıcılarının, Türkiye'yi nasıl geri kazanacakları konusunda endişelenmeyi bırakmaları için bazı şeyleri daha fazla dikkate almaları gerekiyor. Ukrayna'nın işgali, Batı'nın Türkiye ile ilişkileri onarmak için Erdoğan'a daha fazla ilgi göstermesinin bir nedeni olarak öne sürüldü. Ancak Ankara'nın yanıtı tam tersini gösteriyor. Ankara, değişen jeopolitik koşulları kendi lehine kullanmak için çaba sarfediyor.

Örneğin, Türkiye, Kiev'e insansız hava araçları satmaktan ve Ukrayna tahılının ihracatını kolaylaştırmadaki rolünden dolayı kendisi için doğrudan kazanç sağladı.

Türkiye bu hamleler ile ABD'nin çıkarlarını ilerletmek istediği noktalarda ise ABD ile ters düşecek adımlar attı. Kuzey ülkelerinin NATO üyeliğini bloke etme veya Yunanistan ile bir savaş başlatma tehdidi gibi hamleleri bu durumun bariz örnekleri olarak belirtilebilir.

Ukrayna'nın işgali, Ankara'nın bağımsız dış politikasını ikiye katlamasına neden olurken, bunun arkasındaki temel varsayımları da sorgulatmaya başladı. Bunun farkına varmak, Washington'un Türkiye'nin politikalarını net olarak görmesine ve tepkisini buna göre şekillendirmesine yardımcı olabilir.

Çok kutupluluktan en iyi şekilde yararlanmak

Ankara, son yıllarda ABD'nin çıkarlarıyla giderek daha fazla çelişen iddialı bir dış politika izlediğinden, gözlemciler birbiriyle örtüşen bir dizi yol öneriyor. Bazı uzmanlar Erdoğan'ın politikalarının gerisindeki iç kaygıları, bazıları ise ABD'ye yönelik ideolojik düşmanlığı vurguluyor.

Ancak özellikle Ankara'nın politika savunucuları bu hamleleri, çok kutupluluğa ve ABD'nin Ortadoğu'dan çekilmesine karşı mantıklı ve öngörülebilir bir tepki olarak görüyor.Rusya gibi aktörlerin artan gücü, Ankara'nın Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile mücadelesini sürdürmek ve İdlib'deki varlığını sürdürmek için Rusya ile uzlaşı içeren tavrını da olumlu gösteriyor.

Ankara, Libya iç savaşı ve Dağlık Karabağ gibi çatışmalarda Rusya'nın ortaklarına karşı çıkan güçleri destekleyerek, sonunda her iki ülkenin de yararına olan sonuçları müzakere etmek için kullanabileceği bir koz oluşturmaya çalıştı.

Sonuç, yalnızca Türkiye'nin konumunu güçlendirmekle kalmadı, aynı zamanda Batı etkisini en aza indirdi.

Rusya'nın Ukrayna işgalinden önce Ankara, Ukrayna ile de güçlü bir ilişki geliştirmişti. Erdoğan, Kırım'ın ilhakını, özellikle Kırım Tatar topluluğuna atıfta bulunarak sürekli olarak eleştirdi. Ankara ayrıca Kiev ile Türk dronları için bir ortak üretim programı kurmayı kabul etmiş ve Ukrayna donanması için gemi inşa etmeye başlamıştı. Bu adımlar Türkiye'ye Washington'da puan kazandırdı ve Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerini dengelenmesine de katkıda bulundu.

Rusya işgalini planlandığı gibi gerçekleştirmiş, Ukrayna hükümetini devirmiş ve ülkenin büyük bölümünde kontrol sağlamış olsaydı Türkiye, Kiev ile kurduğu ilişkiyi kaybedecek ve mevcut angajmanının birçok unsuru tartışmalı hale gelecekti.

Hızlı bir Rus zaferi, hatta daha başarılı bir Rus hava harekatı bile, Türk insansız hava araçlarının yüksek profilli rolünü etkileyebilir ve ağırlığını ortadan kaldırabilirdi. Rusya, Kiev'de kukla bir hükümet kurmuş olsaydı, Moskova'nın Türkiye'nin müzakerelerde aracı olarak hizmet etmesine de ihtiyacı olmazdı.Yani farklı bir senaryoda Türkiye'nin rolü, NATO müttefikleri için kesinlikle nahoş görünecekti.

Daha geniş anlamda, bir Rus zaferi NATO ittifakı genelinde Türklere karşı büyük bir öfke oluşturacaktı. Ankara'nın Rusya'ya yaptırım uygulamayı reddetmesi, İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya kabulü üzerinde pazarlık yapması gibi durumlar, eğer riskler daha yüksek olsaydı daha cezalandırıcı bir tepki doğurabilirdi.

Türkiye, çok kutuplu bir dünyanın ortaya çıkışında karşıt kutuplara taraf olmaktan uzak durarak bu durumdan yararlandı. Batı da Rusya kaybettikçe Türkiye'yi kendi çıkarlarını takip etme konusunda daha özgür bıraktı.

Bu hamleler, Türkiye'nin Batılı müttefiklerini kendisinden daha da uzaklaştırıyor olsa da, diğer yandan büyük faydalar da sağlıyor.

Örnek olarak; bu başarılarının ardından ortaya çıkan "ücretsiz reklamlar" sayesinde Bayraktar insansız hava araçları için çok sayıda ülkeden yeni siparişler geliyor ve bunun gibi gelişmeler Türkiye'yi korkmadan kendi çıkarlarını takip etme konusunda daha özgür kılıyor.

Türkiye'nin Ukrayna'ya askeri desteği ve savaşan taraflar arasında arabuluculuk yapabilme yeteneği, Batı'nın Erdoğan'ın bağımsızlığını benimsemesi için nedenler oluşturuyor.

Warontherocks'da yayımlanan analiz gdh.digital tarafından çevrilmiştir.