gdh'de ara...

Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası giderek daha fazla önem kazanıyor

1. resim

Türkiye ise komşu coğrafyalarda ortaya çıkan güç boşlukları sonucunda Güney Kafkasya'dan Kuzey Irak ve Suriye'ye kadar birçok cephede eş zamanlı olarak jeopolitik bir mücadele içinde olan ülkelerden biri. Doğu Akdeniz sadece deniz yetki alanlarını değil, diğer cephelerdeki mücadeleyi de etkileyecek cephelerden. Bu nedenle Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası giderek daha önemli hale geliyor.

Küresel sistem giderek istikrarsızlaşıyor. Bu nedenle, güç dengelerinde köklü bir değişiklik olasılığını barındıran bölgesel bir dönüşüm sürecindeyiz. Bu değişim süreçleri ülkelerin dış ve güvenlik politikaları ve ilgili hak ve çıkarları ile yakından ilgilidir.

Doğu Akdeniz'de tansiyon ilk olarak Kıbrıs Rum tarafının adanın doğal kaynaklarını sömürmek için uluslararası anlaşmalar imzalamasıyla tırmandı. Anlaşma, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden, adanın zenginliğinin herkesin yararına kalıcı bir çözüm sunulması gerektiğine dair uyarılarla karşılandı. Doğu Akdeniz'de büyük hidrokarbon sahalarının keşfedilmesiyle bu zenginlikleri değerlendirmek isteyen bölge ülkeleri münhasır ekonomik bölge anlaşmasına yöneldi.

Bu arada Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kıbrıs Rum yönetimine yönelik uyarılarının ardından 2003 yılında Mısır ile, 2007 yılında Lübnan ile ve 2010 yılında da İsrail ile münhasır ekonomik bölge anlaşmaları imzaladı.

Ardından Mısır, Yunanistan, Kıbrıs Rum hükümeti ve İsrail, Kahire'de kurdukları Doğu Akdeniz Gaz Birliği aracılığıyla Türkiye ve Libya gibi aktörleri devre dışı bırakmaya çalıştılar. Ancak, deniz sınırlarının nasıl belirlendiği ve hidrokarbon kaynakları için rekabetin, Doğu Akdeniz'de bölgesel ve bölgeler üstü jeopolitik rekabetlere yol açtığı ortaya çıktı.

Deniz sınırları ve sınırları üzerindeki anlaşmazlıklar

İspanya'daki Sevilla Üniversitesi'nde deniz coğrafyası profesörü olan Juan Luis Suarez Doyuro tarafından hazırlanan Sevilla haritasına göre, Yunan kıta sahanlığı veya AB sınırları, Mississippi adasından başlayarak ve güneye doğru aşağı Akdeniz'e kadar uzanmakta. Türkiye'nin itirazı da tam olarak bu noktada geliyor.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sismik araştırma ve sondaj faaliyetleri ile Yunanistan'ın Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri ile Güney Girit'te gerçekleştirdiği ortak askeri manevralar gerilimi tırmandırıyor.

Türkiye'nin Zorlukları ve Yaklaşımları

Doğu Akdeniz'deki rekabet, güç dengesinde köklü bir değişim olasılığını içerdiğinden, Türkiye'nin dış ve güvenlik politikası ve ilgili hak ve çıkarları ile yakından bağlantılı. Bu nedenle, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki yaygın sorunları tüm yönleriyle ele alan Doğu Akdeniz politikası giderek daha fazla önem kazanmakta.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasına yönelik hedefleri, kısa vadeli ve uzun vadeli iki yaklaşımla açıklanabilir. Kısa vadede amaç, Doğu Akdeniz enerjisinin Avrupa'ya transferinin sadece Türkiye üzerinden gerçekleşmesi için özellikle Mısır ve İsrail ile açık ve örtülü müzakereler yoluyla Yunanistan'ın politikasını işlevsizleştirerek Yunanistan'ın Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarına zarar vermesini önlemektir.

Diğeri ise Kıbrıs sorunuyla ilgilidir. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, deniz yetki alanının Güney Kıbrıs tarafından tek taraflı olarak belirlenmesini, Türk kıta sahanlığı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin deniz yetki alanının göz ardı edildiğine inandıkları için kabul etmemektedir.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikasının uzun vadedeki hedefi ise, Doğu Akdeniz'de herhangi bir başka gücün, Türkiye'nin artan nüfuzunu sınırlamaya yönelik bir girişim yapmasını engellemektir.

Sonuç olarak, Türkiye için "Mavi Vatan"ın savunması, ticarileştirilmesi ve daha verimli kullanılması bu ülkenin ulusal denizcilik politikasının önceliği haline gelmiştir.

Türkiye'nin bu hedeflere ulaşmak için dış politika ve savunma politikasında yeni doktrin ve stratejiler geliştirmesini bekleyebiliriz.

Middle East Political and Economic Institute'de yayımlanan analiz gdh.digital tarafından çevrilmiştir.