gdh'de ara...

ASELSAN ve Katar'a satıldı iddiaları

1. resim

Bugün birçok medya kuruluşunda ASELSAN resmen Katarlı oldu manşetiyle ASELSAN'ın Katar'a satıldığı iddia edildi.

Tam anlamıyla bir medya cehaletini yaşıyor Türkiye.

Son yıllarda %70'lere varan yerlilik oranlarına ulaşan, Türkiye'nin en büyük taşıyıcı gücü olan savunma sanayinden uzak kalmak mı denir, yoksa bilinçli bir provokasyon mu, buna okuyucu karar verecektir.

gdh olarak bize düşen gerçeği aktarmak.

ASELSAN Karata satıldı gündemi; CHP'li vekil Mahmut Tanal'ın Marka Patent'in web sitesinden edindiği herkese açık bilgiyle TBMM'ye, Milli Svaunma Bakanı Hulusi Akar'ın cevaplaması istemiyle soru önergesi vermesiyle başladı.

Mahmut Tanal, ASELSAN'ın web sitesinde her yıl ayrıntılı şekilde yayınlanan yıllık faaliyet raporlarında açıkça yer alan ve okuyanın izaha gerek duymayacağı verilerle ilgili soruları Hulusi Akar'ın cevaplaması istemiyle Meclis'e sundu.

Birçok muhalif medya da, Türkiye'de medyanın bir alışkanlığı olarak, araştırma gereği duymadan, bilinçli bir provokasyona imza atacak şekilde, Tanal'ın eylemini manşetlerine taşıdı.

Gazetecilik etiğini çoktan rafa kaldıran Cumhuriyet Gazetesi; "Resmen ilan edildi: ASELSAN Qatarr'lı oldu!" başlığıyla servis etti.

Cumhuriyet'i takip eden Gerçek Gündem, Gazete Kritik gibi dijital yayınlar yapan web siteleri de okuyucularına aynı başlıkla duyurdu.

ASELSAN Katar'a satıldı mı?

Buraya kadar olanlar medya eliyle provokasyon kısmı. Şimdi işin gerçeğine bakalım.

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Haluk Görgün Cumhuriyet Gazetesi'nin Twitter paylaşımını alıntılayarak cevap verdi.

Görgün yaptığı açıklamada, ASELSAN'ın 12 ülkede faaliyet gösterdiğine ve 73 ülkeye ihracat yaptığına vurgu yaptı:

ASELSAN, küresel bir Türk şirketi olarak, 12 farklı ülkede aktif faaliyet göstermekte, 73 ülkeye ihracat yapmaktadır. Global pazarlarda faaliyet yürüten şirketimiz, yurt dışında da açtığı ofislere verdiği ismini ve markasını tescil faaliyetleri ile korumakta ve bunu rutin bir uygulama olarak gerçekleştirmektedir. Sözü geçen ASELSAN QSTP-B adlı Katar’daki şubemiz %100 ASELSAN’a ait olup 19 Ocak 2021 tarihinde KAP’ta ilan edilmiştir.

ASELSAN faaliyet raporunda bütün veriler açık

ASELSAN'ın web sitesinde yıllık faaliyet raporları yer alıyor. Bu raporların yanlış verilerle hazırlanması teknik olarak mümkün değil. Art niyetli bir yönetim dahi olsa bu raporları farklılaştıramaz. Kaldı ki ASELSAN bir vakıf kuruluşu. Yani denetimlere tabii.

ASELSAN faaliyet raporlarına burayı tıklayarak ulaşabilmeniz mümkün.

Faaliyet raporunun giriş kısmında ASELSAN'ın hisse dağılımı yer alıyor.

ASELSAN; Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’na (TSKGV) bağlı bir anonim şirkettir. ASELSAN hisselerinin %74,20’si TSKGV’ye aittir, %25,80’lik kısım ise Borsa İstanbul’da (BİST) işlem görmektedir.

12 ülkede ASELSAN var

8007 çalışan sayısı ve toplam 16,1 Milyar TL gibi bir ciro ile, savunma sanayinin lokomotifi olan, Defens Nesw'in top 100 listesinde, dünyanın ilk 100 savunma şirketi arasında yer alan bir kurumun ihracat yapmıyor olması düşünülemez. 12 ülkede faaliyet gösteren ve 73 ülkeye ihracat gerçekleştiren ASELSAN'ın 2020 yılının gelirlerinin %9'unu ihracat oluşturuyor.

İştiraklerinin bulunduğu ülkelerde tescili var

Birçok global markanın yaptığı gibi ASELSAN'da faaliyet gösterdiği ve iştiraklerinin bulunduğu ülkelerde marka kimliğini korumak adına tescil süreçleri yürütüyor.

Gündeme gelen Katar mevzusu da bu tescil sürecinden ibaret. Katar ile uluslararası ilişkiler yeniden gelişip, savunma alanında da ihracata yönelik adımlar atılınca, ASELSAN Katar markasını da ASELSAN'ın katardaki iştiraki olan ASELSAN QSTP-B için tescil için başvurmuş durumda.

Daha önce Ukrayna, Pakistan örneklerinde olduğu gibi.

ASELSAN adına 2 Haziran 2020 tarihinde yapılan ASELSAN Ukarine ve 10 Haziran 2021 tarihinde yapılan ASELSAN Pakistan başvuruları da mevcut.

1. resim
2. resim

Bu provokatif ve zedeleyici yaklaşım, Türkiye'nin en önemli ve stratejik kurumlarından biri olan ASELSAN'a karşı ne ilk ne de son olacak. Hatta diğer savunma sanayi kurulularına karşı da benzer yaklaşımların ortaya çıkması da sürpriz olmaz.

Stratejik kurumlar söz konusu olduğunda zedeleyici yaklaşımlar yerine araştırıp, sonuca göre tepki göstermekte fayda var.

Aksi taktirde atalarımızın dediği gibi; bir deli bir kuyuya taş atınca, kırk akıllı çıkaramazmış...