Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından haftalık olarak sosyal, güncel ve dini konularda kaleme alınarak okumaya sunulan Cuma Hutbesi 29 Mayıs tarihli olarak yayınlandı. Bu haftanın diyanet hutbe konusu merak edilerek tam metni okumak isteyenler 29 Mayıs Cuma Hutbesi yayınlandı mı, konusu nedir? sorularına cevap arıyor.
CUMA HUTBESİ 29 MAYIS
Diyanet Cuma Hutbesi 29 Mayıs konusu ve detayları şöyle;
FETİH RUHU VE VAKIF MEDENİYETİ
Muhterem Müslümanlar!
Aziz milletimiz, yüce dinimiz İslam ile
müşerref olduktan sonra hak ve hakikati hâkim
kılmak için mücadele etmiştir. Bu mukaddes amaç
uğruna yılmadan ve usanmadan seferden sefere,
zaferden zafere koşmuştur. Allah’ın inayetiyle nice
gönülleri fethetmiş, nice beldelere barış ve huzur
götürmüştür. Bunun için, gemileri dahi karadan
yürütmüş ve sonunda Allah Resûlü (s.a.s)’in
müjdesine [1] nail olup İstanbul’u fethetmiştir.
Aziz Müminler!
Dinimizin bizlere verdiği fetih ruhu, kuru bir
cihangirlik davası değildir. Bu ruh; Kur’an-ı Kerim’in
rahmet ve esenlik mesajlarını, Peygamber Efendimiz
(s.a.s)’in güzel ahlakını bütün insanlığa ulaştırma
çabasıdır. Bu ruh; Cenâb-ı Hakk’ın, “İçinizden
hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden
bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa
erenlerdir” [2] davetine icabet ederek, adalet ve iyiliğin
dünyadaki yaşayan temsilcileri olma gayretidir. İlim
ve hikmetle yükselen bir medeniyet oluşturma
azmidir.
Kıymetli Müslümanlar!
Şanlı ecdadımız, fetih ruhunun hayata
aktarılması ve kalıcı olması için gittiği her yerde
vakıflar kurmuş; insanlığı, İslam’ın mesajlarıyla
buluşturmak için gayret göstermiştir. Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s)’in, “İnsanların en hayırlısı,
insanlara faydalı olandır” [3] hadis-i şerifi gereğince;
camiler, medreseler, hastaneler, kütüphaneler,
aşevleri, köprüler ve çeşmeler inşa ederek iyiliği
kurumsal hale getirmiştir.
Dinine, diline ve rengine bakmadan; kimsesizlerin kimsesi, yetim ve
öksüzlerin hamisi, yolda kalmışların sığınağı, mazlumların
umudu, ilim tahsil edenlerin destekçisi olmuştur.
Bütün dünyaya, merhametin ve güzel ahlakın en
güzel örneklerini sunmuş, insanların hafızalarında
silinmez izler bırakmıştır.
Değerli Müminler!
Vakıflar, vakfedenlerin topluma bıraktığı
emanetleridir. Bu hususta bize düşen; vakıf
medeniyetimizi ihya etmektir. Ecdadımızın bizlere
bıraktığı muhteşem vakıf eserlerini korumak ve
nesillerimize yeni vakıf mirasları bırakmaktır.
Bu vesileyle, cennet vatanımızı bizlere emanet
eden şanlı ecdadımıza, şehitlerimize ve ahirete irtihal
eden gazilerimize Yüce Rabbimizden rahmet
diliyoruz. Cenâb-ı Hak, vakıflara öncülük edenlerden,
destek verenlerden ve geleceğe aktarılması için
çalışanlardan razı olsun.
Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in
hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: “Kim, güzel bir işe
öncülük ederse hem kendi yaptığının sevabını hem
de kendisinden sonra o işi yapanların sevaplarını
alır. Üstelik onların sevaplarından da bir şey
eksilmez...”[4]
[1] İbn Hanbel, IV, 335.
[2] Âl-i İmrân, 3/104.
[3] Kudâî, Müsnedü’ş-şihâb, I, 365.
[4] İbn Mâce, Sünne, 14.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü


