gdh'de ara...

1870'lerde bir İngiliz akıl hastanesinden portreler

1. resim

Viktorya Dönemi, akıl hastanelerinde tedavi olan hastaların porteleri...

Viktorya Dönemi, akıl hastanelerinin ve buralarda tedavi edilen hastaların sayısının patlama yaptığı bir dönemdi. 1845 tarihli Delilik Yasası, akıl hastası kişilerin durumunu tedavi gerektiren hastalar olarak değiştirdiği için önemli bir dönüm noktasıydı.

Yasa, ilçelerin yasal olarak zihinsel yetersizliği olan kişilere sığınma sağlamak zorunda olduğu anlamına geliyordu. Tüm ilticaların yazılı düzenlemelere ve yerleşik kalifiye bir doktora sahip olmaları gerekiyordu.

Akıl hastanesi, modern psikiyatri hastanesinin tarihsel eşdeğeriydi. Akıl hastanelerinden önce, akıl hastalığı veya öğrenme güçlüğü olan kişilere aileleri bakıyordu.

1860'larda akıl hastanesine kabul edilmeden önce hasta hakkında çok detaylı bilgiler isteniyordu. Hastanın adı, cinsiyeti, yaşı, medeni durumu, yaşam durumu, mesleği, dini, saldırıda bulunup bulunmadığı, saldırının süresi, saldırının nedeni, hastanın epilepsi hastası olup olmadığı; intihara meyilli veya başkaları için tehlikeli olup olmadığı.

Hastaneye kabul edildikten sonra, hastanın tutukluluğuna itiraz etmesi için herhangi bir prosedür yoktu. Bununla birlikte, hastaya gereken özeni göstereceklerini ve kendilerini veya başkalarının yaralamalarını önleyeceklerini ispat ettikleri takdirde, akraba veya bir arkadaşın başvurusu üzerine hastalar taburcu edilebiliyorlardı.

Akut stres bozukluğundan muzdarip olan bir kadın.

1853 yasasının iyi niyetine rağmen sistem kötüye kullanılıyordu. Ne yazık ki akıl hastaneleri, hastane kılığında hapishaneler olarak görülüyordu. Yoksulları ve tedavisi mümkün olmayanları toplumdan uzaklaştırmanın uygun bir yoluydu. Parası olanlar için özel tımarhaneler, genellikle istenmeyen eşler için uygun çöplük yeriydi.

Pek çok hasta kısa süreli tedavi için kabul edilmiş olsa da, genellikle tatmin edici olmayan nedenlerden unutulan birçok hasta öyküsü var. Bazıları yirmi yıl veya daha fazla kiltli kaldı, bazıları ise hiç serbest bırakılmadan hayatını kaybetti.

Kadınların akıl hastanesine kabul edilmelerinin yaygn bir nedeni, depresyondu. Oğulların savaşta ölümü, kocaların firar etmesi veya ölümü, aile içi sorunlar en geçerli sebeplerdi. O dönemde, kadınların hayatlarındaki erkeklere karşı ağırbaşlı, hoş ve kibar olmaları bekleniyordu. Kadın, babası veya kocasıyla yersiz konuşmaya ya da tartışmaya cesaret ederse tedaviye muhtaç olarak görülüyordu.

Unipolar bozukluk hastası.

Aynı derecede endişe verici olan başka bir sebep de, kitap okumaktı. Örneğin; kitap okuyor olmak, Trans-Allegheny Lunatic Asylum'a kabul edilme nedenlerinden biriydi.

ABD, 1904 yılına kadar 150.000 hastayı akıl hastanelerine yerleştirdi. Almanya, 400'den fazla kamu ve özel sektör akıl hastanesine ev sahipliği yaptı. Bu hastaneler, psikiyatrinin evrimi için kritik bir öneme sahipti.

Bununla birlikte 19. yüzyılın ortalarında akıl hastalığının tedavi yoluyla iyileştirilebileceği umudu hayal kırıklığına uğradı. Bunun yerine, psikiyatristlere sürekli artan hasta popülasyonu tarafından baskı yapıldı. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ortalama hasta sayısı %927 arttı.

Rakamlar İngiltere ve Almanya'da benzerdi. Sığınma evlerinin genellikle maksimum kapasitelerini ikiye katladığı Fransa'da aşırı kalabalıktı.

Sebebi ne olursa olsun, artan hasta sayısının tımarhaneler üzerindeki baskısı, psikiyatriyi olumsuz etkiliyordu. Psikiyatrinin tıp dünyasındaki itibarı son derece düşüktü.

Zihinsel sorunları olan bir mahkum.
Demans hastası yaşlı kadın.
Felç geçirmiş bir kadın.