gdh'de ara...

Kuzey Kıbrıs'ın seçim rotası

1. resim

“Milletvekilliği Erken Genel Seçimi’nde 8 siyasi partiden 400 aday ve 3 bağımsız aday olmak üzere toplam 403 aday, Cumhuriyet Meclisi’ndeki 50 koltuk için yarışacak. 23 Ocak seçimlerinde siyasi partiler, seçim sloganlarını ve manifestolarını oluşturarak seçmen karşısına çıktı.

KKTC’de 23 Ocak’ta yapılacak “Milletvekilliği Erken Genel Seçimi’nde 8 siyasi partiden 400 aday ve 3 bağımsız aday olmak üzere toplam 403 aday, Cumhuriyet Meclisi’ndeki 50 koltuk için yarışacak. 23 Ocak seçimlerinde siyasi partiler, seçim sloganlarını ve manifestolarını oluşturarak seçmen karşısına çıktı.

Propaganda süreci 22 Ocak’a kadar sürecek. Partiler, seçmene ulaşarak, manifestolarını paylaşıyor, adaylarını tanıtarak destek istiyor. Partilerin manifestolarında ise “ekonomi” başlığı öne çıkıyor.

İki yıldır devam eden koronavirüs salgınından, seçim çalışmaları da etkileniyor. Siyasi partiler, geniş katılımlı mitingler düzenlemek yerine genellikle bölge ve örgüt ziyaretleri yaparak ve kitle iletişim araçları ve sosyal medya üzerinden propaganda yürütüyor.

Adadaki seçim maratonu devam ederken Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Yorucu'ya seçim süreciyle ilgili sorularımızı yönelttik.  

Burç Tunçer: KKTC 23 Ocak milletvekilliği erken genel seçimi ’ne katılan partilerin partilerin vaatlerinde hangi başlıklar ön plana çıkıyor?

Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Vedat Yorucu

Prof. Dr. Vedat YORUCU:

Biliyorsunuz son milletvekili seçimleri, Ocak 2018’de yapılmıştı. Üzerinden tam 4 yıl geçtikten sonra milletvekili seçimleri erken seçim olarak tekrardan gerçekleşecek. Partiler seçim sloganlarıyla, farklı seçim vaatleriyle seçmenin karşısına çıktılar.

Kıbrıs'ta temsil eden, daha çok serbest piyasa ekonomisi kurallarına inanan ve onu savunan Ulusal Birlik Partisi'dir. Bir diğer tarafta da işçi kesimini, emekçiyi temsil eden Cumhuriyetçi Türk Partisidir. Ana muhalefet partisi olarak büyük partidir. Cumhuriyetçi Türk Partisi de ana muhalefet partisi olarak bu seçimde ön safhada yer alıyor.

Geriye kalan diğer altı parti baraj sınırına yakın veya barajın biraz üzerinde yahut barajın biraz altında seçimden çıkmayı hemen hemen etti. Yüzde beş seçim barajı vardır biliyorsunuz. Toplam sekiz partinin milletvekili sayısı her aday her parti elli aday çıkarttığına göre dört yüz aday var. 3’te bağımsız aday var. Burada sekiz partinin ancak yarısı belki üzerinde Millet Meclisi'ne girme şansı elde edecek. Diğer partiler giremeyecek. Çıkan anket sonuçlarına dayanarak bunu söylüyorum. Halkımıza istikrar vadeden, ekonomik istikrarı ve ekonomik büyümeyi vadeden Ulusal Birlik Partisi'dir. Bu sloganla vatandaşın karşısına çıktığı için ve bunu gerçekleştireceği ekonomik reformlarla başarmayı vadettiği için Ulusal Birlik Partisi'nin seçimi önünde tamamlayacağı anket sonuçlarına göre ortaya çıktı ki burada belirlenen şu an dört anketin yüzdelikleri yüzde otuz beş ve üzerindedir. Otuz sekiz, kırk civarlarında anketler de var.

İkinci sıradaki muhalefet partisi, Cumhuriyetçilik Partisi de bu ekonomik krizi politikalarındaki değişikliği sağlayarak. Türk lirasından vazgeçip, Avroya geçilmesini vadederek vatandaştan oy istedi. Pek inandırıcı gelmedi. Çünkü biliyorsunuz Avroya geçmenin bazı kuralları vardır. Sizin önce kendinize ait bir para biriminiz olması gerekiyor. Merkez Bankanızın emisyonunu yapma kabiliyeti gerekiyor ki bunlar bizde yok. İçeride Merkez Bankası'nda tutulan bir rezerv olması lazım. Dolar rezervimiz olması gerekiyor veya yabancı para biriminde döviz rezerviniz olması gerek. Bunlar da bizde yok.

Bir de avroya geçmek enflasyon oranınızın Avrupa Birliği en düşük enflasyon oranının üçünün ortalamasında bir enflasyonumuz olması gerekiyor. Avrupa’nın şu an yüzde %3, %4 civarında olan bir enflasyonun varken bizde ise %25’in üzerinde bir enflasyon var.

Hatta üretici fiyat endeksleri de %50 civarlarında. Bir diğeri faiz hadleriniz. Şu anda biz de faiz hadleri %15’in üzerinde. Oysa Avrupa'da faiz eksi seviyede. Bir diğer koşul ülkenin borç yükü. Bizdeki borç yükü çok fazla. Avrupa'nın borç yükü %60. Bizde %150. Bir de bütçe açığı oranı var. O da tut yani ben bunları çok özet geçiyorum. Dolayısıyla ana muhalefet partisinin, Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin ben TL'den vazgeçeceğim, avroya geçeceğim gibi yaklaşımları vatandaş tarafından inandırıcı bulunmadığı ve güven almadığı için Cumhuriyet Türk partisinin seçimde çok da başarıyla çıkacağını düşünmüyorum.

Burç Tunçer: Şöyle kısaca bir hatırlatmak gerekirse seçime girecek partilerin hangi vaatleri var?

Prof. Dr. Vedat YORUCU 

Eski Cumhurbaşkanı Akıncı'nın çıktığı parti, Toplumcu Demokrasi Partisi, ‘adaleti’ öne çıkararak, daha çok adalet sağlamayı öne çıkararak seçime girdi. O da ekonomiyle alakalı bir vaatte bulunmadığı için çok başarı sağlayacağını düşünmüyorum.

Bir diğeri yani seçime girme potansiyeli olan Demokrat Parti. Serdar Denktaş'ın partisi. Serdar Denktaş aday olmadı. Onlar da ‘millet ve bütünlük’ sloganlarıyla ve devleti öne çıkaran siyaseti yürüttüler. Dolayısıyla şimdiki Cumhurbaşkanı'nın biliyorsunuz iki devlet esasındaki görüşmeleri yürütmesi bu partinin sempati kazanmasını sağladı ve bu partinin başarılı olacağını düşünüyorum.

Olası bir hükümet senaryosunda ya Ulusal Birlik Partisi'nin tek başına hükümet kurması ya da Ulusal Birlik Partisi'nin Demokrat Parti'yle bir koalisyon kurmasını öngören bir yaklaşım olabilir. Çünkü her iki partinin de Anavatana bağlılığı ve Anavatanla birlikte ekonomik büyüme ve devlet isminin öne çıkması Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkında bir sempati kazandırdı.

Bir beşinci parti. Daha çok Türkiye kökenli göçmenlerin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının temsil edildiği ama Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı olan vatandaşlarımızın yeniden Doğuş Partisi'nde temsiliyeti var. Onların da barajı geçeceğini veya tam baraj sınırında bir oy alacağını düşünüyorum. Diğer partilerin çok da böyle kayda değer ve dikkat çeken bir şeyleri bulunmuyor. Dolayısıyla bu küçük partiler barajın altında kalacak diye düşünüyorum.

Burç Tunçer: Hocam son derece önemli noktalara temas ettik. Akla gelen sorulardan bir tanesi de 23 Ocak itibarıyla seçim nasıl sonuçlanacak? Seçim sonucuna dair görüşleriniz nedir? Koalisyona giden bir sonuç öngörüyor musunuz?

Prof. Dr. Vedat YORUCU 

Bu sorunuzun cevabını iki şıkta vereceğim. Birinci şıkta şu vardır. 203,790 civarındaki seçmenin yaklaşık 130 bin ila 140 bin kişinin sandığa gideceğini düşünüyorum. Pandemi nedeniyle ülkede bulunmayan ve vatandaş olarak seçmen hakkı elde eden ancak ülkede yaşamayıp Londra'ya taşınan insanlarımız mevcut. Ben sandığa katılım oranının 120 bil ila 130 bin olacağını düşünüyorum. Belki 140 bin de olabilir. Bunların da vereceği oyların partilere dağılımlarında Ulusal Birlik Partisi'nin birinci sırada çıkacağını düşünüyorum. İkinci sırada da Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin çıkacağını düşünüyorum. Demokrat Parti'yle, Toplumcu Demokrasi Partisi'nin ve belki Yeniden Doğuş Partisi'nin seçim barajını geçebilecekleri anketlere göre ilk izlenimlerimdi. Böyle bir ortamda bu partilerin seçim barajını aşmaları halinde Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin çıkaracağı milletvekili sayısının 10 ile 15 arasında olacağını düşünüyorum. Ulusal Birlik Parti'nin de 22 ile 24 arasında milletvekili çıkaracağını düşünüyorum.

Böyle bir ortamda Ulusal Birlik Partisi’nin koalisyon kurması söz konusu olacak. Koalisyon kurmasına en yakın şu anki anket sonuçlarından görünen ve seçim çevresinden edindiğimiz izlenim Demokrat Parti'nin 4 / 5 milletvekiliyle veya biraz daha fazla da olabilir milletvekili sayesinde birkaç sandalye fazla da olabilir. Ulusal Birlik Partisi, Demokrat Partisi hükümetinin kurulması olabilir.

İkinci şıkta, ikinci senaryoda bu saydığım küçük partiler seçim barajının altında kalırlarsa ülkemizde uygulanan ‘Nispi seçim sistemine’ göre en çok oyu alan ilçedeki parti baraj altında kalan partinin oylarının tümünü hanesine yazıyor. Böylelikle, öyle bir durumda, Ulusal Birlik Partisinin seçim barajını aşmaması muhtemelen iki, üç parti olursa tek başına iktidara gelmesi de olasıdır. Ki bu 27/28 milletvekili olabilir. Öyle bir durumda siyasi istikrar sağlanmış olur. Ki siyasi istikrarın sonucunda da ekonomik istikrar arkadan gelir. Çünkü reformları tek başına yapabilecek bir siyasi parti o zaman mecliste temsil edilir. Öyle 27/28 rakamıyla tek partili bir hükümet kurulduğu takdirde, ekonomik istikrarın daha yakın zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gelmesi mümkündür.

Ama ilk şıktaki ilk senaryodaki seçim barajını aşabilecek parti sayısının 5 olması halinde, diğer küçük üç parti ikişer, üçer dörder milletvekili çıkardıkları takdirde bunların yaklaşık olarak toplamda 8 ve 10 milletvekilinin alacakları dikkate getirilirse geriye kalan milletvekili sayısının 40/42 milletvekilinin 10/12’si belki Cumhuriyetçi Türk Partisi'ne geriye kalanlarının da Ulusal Birlik Partisi'ne gitme olasılığı yüksektir. Böyle bir durumda koalisyon kaçınılmaz olur. Biliyorsunuz koalisyon kurulabilmesi için en az 26 üzeri olması gerekiyor. Bir meclis başkanını koyduğunuzda yani iki partinin milletvekili sayısının toplamı 27/28’i olması gerekiyor ki bir koalisyon hükümeti kurulabilsin.

Burç Tunçer: Hocam seçim sonuçlarını biz de Türkiye'den merakla izliyoruz. Siz de yakinen takip ediyorsunuz. Bakalım neler olacak? Bundan sonraki süreç Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde nasıl şekillenecek? Merakla bekliyoruz.

Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Vedat Yorucu'ya çok çok teşekkür ediyoruz.

Prof. Dr. Vedat YORUCU 

Ben teşekkür ederim. İyi yayınlar diliyorum.