gdh'de ara...

Sevgi duygusu alınmış kanlı kalpler: Timsah Ateşi

1. resim

Başrollerini Funda Eryiğit ve Hazar Ergüçlü'nün paylaştığı "Timsah Ateşi" oyunu, kara komedi türünün başarılı örneklerinden bir tanesi olarak son dönemde ilgi çekti. Oyunu sizler için değerlendirdik.

Kardeşlik, hayatta en yakın olduğun ve kendini en savunmasız hissettiğin anda sığınacağın duyguları yaşayabileceğin bir limandır aslında. Zor geçen çocukluk, yaşanan kötü olaylar ve geçen yılların ardından yeni bir ilişki kurabilmek çok zordur. Hele ki içinde korkular sürüyorsa, aşamıyorsan… Ama aşmalı ve bir an önce hayatını özgürce yaşayabilmek senin elindedir belki de…

Sevgisiz bir ev, çatışmalara şahit olursa

Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu ve Piu Entertainment’ın ortak yapımcı olarak yürüttüğü “Timsah Ateşi” oyunu; kardeşlik, baba-kız ilişkisi ve korku aşabilme konuları üzerinden çalkantıların ve sırların yayıldığı bir hayat öyküsü anlatıyor. Meghan Tyler’ın yazdığı ve hikayesi 1989 yılının Kuzey İrlanda’sında geçen oyun, sevginin zerresinin bile olmadığı bir evde geçiyor. Dindar, temizlik hastası ve tertipli görünen bir kadın olan Alannah ile başlayan oyun, eve zorla girmeye çalışan bir başka kadının dahil olmasıyla başka bir tempoya giriyor.

Eve girmeye çalışan kadının ise Alannah’ın kız kardeşi Fianna olduğunu anlıyoruz. Fianna’nın ablasına nazaran daha çok asi ve isyankar biri olduğuna şahit oluyoruz. Birbirlerine taban tabana zıt olan bu iki kardeş, yıllar sonra büyüdükleri evde bir araya geliyor ve bir hesaplaşma izliyoruz iki arasında. Tabi bir süre sonra kötürüm bir de babaları olduğunu öğreniyoruz. Kara komedi tadındaki büyüleyici işleyişe sahip oyunda Funda Eryiğit ve Hazar Ergüçlü’yü başrolde izliyoruz. Babaları olarak başarılı oyuncu Kubilay Tunçer’i de gördüğümüz oyunda, ufak bir rolle Okan Demirok da yer alıyor.

Muazzam işçiliğe sahip bir dekor

Oyunun daha ilk saniyelerinde, dekor tasarımındaki işçiliğin muazzamlığı göze çarpıyor. Şömine ve üzerindeki din temalı motifler, mutfak, kitaplık, koltuk ve merdiven gibi detayla özenle hazırlanmış. Ve sürpriz timsah da dikkat çekici bir hava katıyor. Daha fazla detay vermeyeceğim bu timsah hakkında ‘spoiler’ olmaması adına, ilk başta anlamadığımız fakat ilk başta anlaşılmayan fakat sonra ilginç bir hava yaymasıyla dikkat çekiyor. Oyun aslında ilk başta çok ağır bir tempoyla başlıyor. Ara ara yükseldiği anlar olsa da , uzun bir süre yavaş bir ilerleyiş görüyoruz. Bu da tabi oyunu algılamamızda bir zorluk yaşatsa da, ilerleyen dakikalarda yaşanacak zirve sahnelere bir hazırlık gibi değerlendirilebilir. İlk başta ‘epizotlu bir akışa mı ihtiyaç var?’ gibi düşünsek de, iki perdeden oluşması ve ilk perdenin daha uzun ve çözümün finalde olması doğru bir akış yapıldığını gösteriyor.

İki kardeş arasındaki geçmiş hesaplaşması akışında yaşanıyor ve yer yer kahkaha attıran dakikalar da yaşanıyor. Oyundaki ‘cips’, ‘teyp’ ve ‘pipo’ gibi ögelerin kullanılışı ve yayılışı da iyi bir anlatıyla ilerliyor. Oyun boyunca türlü türlü özelliğine şahit olduğumuz Alannah karakterinin, mesela titizlik gibi, adeta başka bir boyuta geçişi ve karakter yapısındaki değişim oldukça güzel yapılmış. Bu da tabi oyunun sürreal hallerinden bir tanesi aslında, ilerleyen dakikalarda da sürrealizmi dibine kadar yaşadığımız oyunda, kız kardeşlerin babalarıyla olan ilişkiler ve bu ilişkinin patlama noktasına geldiği hali izliyoruz.

Funda Eryiğit ve Hazar Ergüçlü’nün muhteşem uyumu

Oyunlarındaki performansıyla adından sıkça söz ettiren Funda Eryiğit, duygudan duyguya sokan ve akıllarla oynayan bir performansla karşımızda. İlk başta ne düşüneceğimizi bilemediğimiz bir giriş yapan Eryiğit, git gide devleşiyor ve Alannah’ın psikolojik gel-git dengelerinde ruh dinlendirici ve keyif aldıran bir performans sergiliyor. Özellikle bağımsız filmlerdeki oyunculuna hayran olduğum Hazar Ergüçlü, ilk tiyatro sahnesi deneyiminde son derece başarılı. Beklentilerin son derece üstünde bir performans sergileyen Ergüçlü, yönetmenle oldukça iyi bir çalışma yakalamış ve filmlerindeki performansına yaklaşan bir oyunculuk gösteriyor. Mesela Eryiğit’in Ergünlü’nün elinden teybi almaya çalıştığı sahnede bir anda sahneyi boks yapma haline dönüştürmesi, iyi bir çalışmanın ürününün başarılı sonucu olarak değerlendirilebilir. ‘Karakterin içerisinde eğlenmek’ meselesini dibine kadar yaşayan ve müthiş bir uyum yakalayan Eryiğit ile Ergüçlü, oyundan zevk aldıran sahneler sunuyorlar. Oyuna dinamik bir hava katan Kubilay Tunçer ise, baba Peter rolünde son derece başarılı. Replikleriyle yer yer kahkaha attıran Tunçer, oyuna çık yakışmış. Oyunda ufak bir asker rolüyle karşımıza çıkan Okan Demirok da sırıtmayan, güzel bir hava katıyor.

Grotesk tiyatro türünün iyi bir örneği olarak değerlendirebileceğimiz Timsah Ateşi, yavaş yavaş ısınabileceğiniz ve bittiğinde kendinizi huzurlu ve mutlu bir şekilde ‘iyi bir oyun izledim’ hissini yaşayabileceğiniz bir oyun. Umarım uzun soluklu ve beğenilerin artacağı bir oyun olarak devam eder.