gdh'de ara...

Siyasette eli kulağında gelişmeler

1. resim

AK Parti’nin Haziran’da Kızılcahamam’da yapacağı kamptan önce ya da sonra siyaseti etkileyecek önemli gelişmeler!

Ankara’da kulislerde konuşulan bir konu bu. AK Parti’nin Haziran’da Kızılcahamam’da yapacağı kamptan önce ya da sonra siyaseti etkileyecek önemli gelişmeler olabilir. İlk benden duyun istedim.

Fikri Özgür / gdh

Önce siyasi harita okuması yapalım.

Türkiye 24 Haziran 2023’te yapılacak seçimlere hazırlanıyor. Artık seçim sath-ı mailine girdik. Bundan sonra atılacak her adım, söylenecek her söz seçimle ilgilidir.

Seçimde iki kamp yarışacak.

Bir yanda Cumhur İttifakı. Adayı, hedefi, kapasitesi net. Cumhur İttifakı’nda bir belirsizlik ya da öngörülemezlik yok. Bu en büyük artıları. Önce pandemi daha sonra Ukrayna savaşıyla derinleşen ekonomik sorunlar Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhur İttifakı için büyük bir bagaj. Göçmen tartışmasını hatırlayın. Ekonomik sorunlar sosyal tartışmaları, sosyal tartışmalar da sandığı şekillendiriyor. Ekonomi gibi etkileri uzun süren sorunların çözümü için bir yıl çok kısa bir süre. Bu da Cumhur İttifakı’nın önündeki en büyük baraj.

Diğer yanda 6’lı masa var. Anlaşılan -belki, galiba, sanırım- o masadan iki ittifak çıkacak. Lokomotif Millet İttifakı. Ancak ittifak gelişmelerin seyrini etkilemekten uzak. 6’lı masanın tek bir ittifakla mı yoksa parçalı bir yapıyla mı seçime gideceği belirsiz. Üzerinde uzlaşılan bir program yok. Temel meselelerde ortak çözüm önerileri sunulamıyor. 6’lı masa “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı oyun dışı bırakma” hedefi dışında büyük bir muğlaklıkla seçime gidiyor.

Henüz bir adayları yok. Sonucu kestirilemeyen bir adaylık yarışı var. Ekrem İmamoğlu Doğu Karadeniz ziyaretindeki büyük iletişim kazaları nedeniyle ıskartaya çıkmanın eşiğinde. Mansur Yavaş sessizce bekliyor. Ancak İmamoğlu’nu safdışı bırakan CHP dinamiğinin Mansur Yavaş’ın da “hakkından geleceğine” şüphe yok. Kılıçdaroğlu bu yarışta sivriliyor. Dilini sertleştiriyor. Her gelişmeyi gerilim çıkarmak için fırsat biliyor. “Dış düşman” yaratarak adaylığını ve parti içini konsolide ediyor. “Ya benimle olun ya da önümden çekilin” demesi bu yüzden. Yargıtay’ın Canan Kaftancıoğlu kararını da usta bir şekilde değerlendirdi. Dünkü fotoğrafa bakın. İmamoğlu’nu arkasına aldı, “senin yerin benim arkam mesajıydı” bu.

Bu tartışmalar daha çok su kaldırır. Biz siyasette eli kulağında gelişmelere dönelim.

Kabine değişimi Ankara gazetecilerinin en çok sevdiği konudur. Kabine değişimi dedikodusu çıktığında herkes kulak kesilir. Bakan totolar başlar. Gideceklerin, geleceklerin, kalacakların listesi yapılır. Tahminler tutarsa koltuklar kabarır, “iyi gazeteciyiz” denir. Tahminler tutmazsa “liste son anda değişti” bahanesine sığınılır.

Ancak eski ve gerçekliğini yitirmesi gereken bir alışkanlık bu. Sistem değişti, gazeteciler kendilerini güncellemedi dense yeridir.

Eski hükümet sistemi modelinde kabine değişiminin bir anlamı vardı. Koalisyon dönemlerinde kökten dönüştürücü bir etkisi vardı kabine değişimlerinin. AK Parti iktidarı sırasında da etkili değişimler oldu. Ancak Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, sistemin yapısı gereği bakan değişimlerinin etkisi sınırlı oluyor. Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan imzalı bir kararla duyuruluyor değişiklikler. Yaşanmış örnekleri var. Daha önce Ulaştırma, Tarım bakanlıklarında görev değişimleri oldu. Yer yerinden oynamadı.

Sistem değişse de gazetecilerin huyu değişmiyor. Ankara kulislerinde yeni bir dedikodu dolaşıma girdi. Buna göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçime bir yıl kala seçim kabinesini oluşturmak için hamle yapacağı, değişimin 3-4 bakanla sınırlı kalacağı, bu değişimin AK Parti’nin Haziran ayında düzenlenmesi beklenen Kızılcahamam kampından önce ya da sonra gerçekleşeceği ileri sürülüyor.

Ankara’da kabine dedikodusu çıktı mı bu yayılır, gelişir ve gündeme damgasını vurur. İddia benim aklıma yatmadı. Ancak ilk benden duyun, görünce heyecana kapılmayın istedim.