LGS anneleri ne demek
- LGS sonrası gündeme gelen "LGS anneleri" tartışması, bazı velilerin çocuklarının sınav başarısını kendi başarıları gibi sahiplenmesi üzerinden yeniden alevlendi.
- Uzmanlar, sınavın eğitim amaçlı bir değerlendirme olmaktan çıkıp sosyal statü göstergesine dönüştürüldüğünü, bunun çocuklar üzerinde baskı oluşturabileceğini belirtiyor.
- Ailelere, sınav sonucunu hayatın merkezine koymamaları ve çocuklara kendi beklentilerini yüklemekten kaçınmaları çağrısı yapılıyor.
Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavının ardından sosyal medyada gündem olan "LGS anneleri" tartışması, ebeveynlerin sınav sürecindeki tutumlarını yeniden gündeme taşıdı. Çocuklarının sınav başarısını kendi başarıları gibi sahiplenen bazı velilere yönelik eleştiriler sürerken, uzmanlar da bu yaklaşımın çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Psikoterapist Elif Taşkın, sınavın bir eğitim ölçme aracı olmaktan çıkarılarak toplumsal statü göstergesine dönüştürüldüğünü belirterek, çocuklar üzerinde oluşabilecek baskı ve uzun vadeli psikolojik sonuçlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"LGS anneleri" ne demek?
Psikoterapist Elif Taşkın, son yıllarda sınav sürecinin yalnızca eğitim odaklı bir değerlendirme olmaktan çıktığını belirterek, "LGS anneleri" kavramının ortaya çıkışını şu sözlerle anlattı:
"LGS, hepimizin bildiği gibi Liselere Geçiş Sınavı adında, ortaokul sonunda tüm öğrencilerin ortak devlet uygulaması ile girdiği, belli puanı olan ve liselere öğrenci yerleştirmek için kullanılan puan sistemli bir sınav uygulaması. Fakat son senelerde ciddi anlamda sosyolojik bir psikoz hâline gelmiş bir sonuçla karşı karşıyayız.
LGS anneleri dediğimiz furya maalesef ki aslında temelinde bireyin, gerçeklikte yetişkinlik gerekliliklerini bir kenara bırakıp ebeveynlik teması altında çocuklara uyguladığı bir nevi psikolojik şiddet hâline gelme ölçüsünde olan bir tema hâline geldi."
"Sınav bir algı nesnesine dönüştü"
Taşkın, sınavın zamanla ebeveynler açısından farklı anlamlar yüklenen bir olgu hâline geldiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
"Söz konusu sınav sadece basit bir liselere yerleştirme ölçeği olmaktan çıkmış; ebeveynlerin kendisini çocukları üzerinden kendi akranlarına, sosyal çevrelerine yahut platformlara aynaladıkları, idealize ettiği çocukluk yahut başarı, güç gibi birçok anlamı içeren durumları yansıttıklarını düşündükleri ve yaşadıkları, hayati önem arz eden bir algı nesnesi hâline gelmiş durumda.
Tüm bu idealize etme, aynalama ve yansıtma algı patolojisi örüntüsüne diyebileceğimiz hâle, doğrusu LGS anneleri diyebiliriz."
Uzman uyardı: "Biz kazandık" söylemi çocukları olumsuz etkiliyor
Sınav sonrasında sıkça kullanılan "Biz başardık" ve "Biz kazandık" gibi ifadelerin çocukların psikolojisi üzerindeki etkilerine değinen Taşkın, bu söylemlerin sanıldığından daha büyük sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Psikoterapist Elif Taşkın, "Ziyadesiyle ve maalesef ki negatif anlamda etkiler. Söz konusu sınav, bir çocuğun teorik bilgi ölçeği olmaktan çıkıp toplumsal statü emaresi hâline gelen bir kisveye büründürülüyor. Birey gelişim aşamasının en kritik zamanında olan LGS dönemi ergen çocukları da ailelerinin bu statü hâline getirilmiş olan anlamı/fenomeni maalesef ki olduğundan çok daha hayati önem noktasına koyabiliyor." dedi.
Çocuklar gelişim süreçlerini ikinci plana atabiliyor
Taşkın, sınavın hayatın merkezine yerleştirilmesinin çocukların kişisel gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
"Çocuk bu süreçte ahlaki, zihinsel, bedensel, sosyolojik ve psikolojik gelişimine ayrı ayrı odaklanmasını, kendi kişilik örüntüsünü keşfetmesini bir kenara bırakarak merkezine bu sınavı koyabiliyor; içsel gelişme yerine spot ışıkları önünde gelişime önem verebiliyor.
Algı çarpıtmaları ve hayatlarını uzun seneler etkileyecek davranış bozuklukları da bu temelde başlayabiliyor. Obsesyonlar, kompulsiyonlar, nevrozlar, bulimialar ve daha birçok problem peşi sıra yavaş yavaş gündeme gelebiliyor."
Başarı baskısı çocukları nasıl etkiler?
Uzmanlara göre ebeveynlerin başarıyı merkeze alan yaklaşımı, çocukların öz değer algısını doğrudan etkileyebiliyor. Taşkın, başarı odaklı ebeveynlik anlayışının uzun vadede ciddi psikolojik sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Psikoterapist Elif Taşkın, "Başarı, bir tür toplumsal dönem ve kitleye ait değerlendirme sistemi olumlamasıdır. Yani değişebilen bir parametre." ifadelerini kullandı.
Başarı baskısı çocuklarda suçluluk ve kaygıyı artırabilir
Başarı kavramının çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki etkilerine değinen Taşkın, ebeveynlerin başarı odaklı yaklaşımının bazı ruhsal sorunlara zemin hazırlayabileceğini belirtti.
Psikoterapist Elif Taşkın, "Bu durumu göz önünde tutacak olursak şunu diyebiliriz: Bir ebeveyn başarı odaklı yaşama yaklaştığında, çocukta içsel suçluluk duygusunun artması, başaramadığını düşündüğü şeylere karşı içsel cezalandırmaların gelişmesi, bunun dışavurumda farklı zararlarla yansıması, mükemmeliyetçilik, koşullu öz değer ve kaygı bozuklukları gibi ömrünü ve hayatına girecek herkese karşı davranışlarını belirleyecek birçok algı patolojisine zemin oluşturması söz konusu olacaktır." dedi.
GDH Digital Google News kanalına abone olabilirsiniz.
LGS sonrası aileler nelere dikkat etmeli?
Sınavın ardından ailelerin sergilediği tutumların da çocukların ruh sağlığı açısından önemli olduğunu vurgulayan Taşkın, özellikle sınav sonucunu hayatın merkezine yerleştiren davranışlardan kaçınılması gerektiğini belirtti.
Psikoterapist Elif Taşkın, "LGS, günlük okula gitmek kadar doğal ve sıradan bir ölçme değerlendirmedir. Olağan dışı bir hâle getirerek sürekli gündemde sınavı tutmak, sürekli sonuç tahmini yapmak, hatalara odaklanmak, kendi kaygısını çocuğa yansıtmak, sevgi ve değeri sınav sonucuna bağlamak, tercih sürecini baskı aracına dönüştürmek kesinlikle başta kaçınılması gerekenlerdendir." şeklinde konuştu.
Uzman isimden ailelere çağrı: Çocuklar hayallerinizi tamamlamak için dünyaya gelmedi
Çocukların bireysel gelişimlerinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Taşkın, ebeveynlerin çocuklar üzerinde kendi beklenti ve hayallerini gerçekleştirme baskısı kurmaması gerektiğine dikkat çekti.
Psikoterapist Elif Taşkın, "Çocuklarımız dünyaya başka alanlara, sürpriz şekilde keşfedeceğimiz biçimlerde hizmet etmeye, sistemin bir parçası olmaya gelmiş yeni insanlardır. Onlar bizlerin yarım hikâyeleri yahut hayallerinin tamamlayıcı kahramanları değiller.
Bu büyük idealize etme ve gerçeklik dışı yükleri çocuklara yüklemekten kesinlikle uzak durmalıyız." ifadelerini kullandı.



