Donald Trump ve Binyamin Netanyahu - The New York Times
- 28 Şubat'taki İran saldırısında ABD'ye öncülük eden Netanyahu, Trump yönetiminin yürüttüğü ateşkes görüşmelerinde devre dışı bırakıldı.
- İsrail, ABD-İran görüşmelerine dair bilgileri bölgesel bağlantılar ve kendi istihbarat ağı üzerinden edinmeye çalışıyor.
- Netanyahu'nun rejimi devirmek, nükleer ve füze programlarını yok etmek gibi üç ana hedefinin hiçbiri gerçekleşmedi.
- Olası bir anlaşmanın İran'a milyarlarca dolarlık ekonomik can suyu sağlamasından ve füzeleri kapsamamasından endişe ediliyor.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı savaşta, ittifak tablosu birkaç hafta içinde tamamen tersine döndü.
The New York Times’ın haberine göre savaşın başlarında ABD Başkanı Donald Trump ile "Durum Odası"nda operasyonu yöneten ve İran rejiminin sonunun geleceğini öngören İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, artık sadece bir seyirci konumunda.
İsrail bilgiye aç kaldı
İsrailli iki savunma yetkilisine göre Tel Aviv yönetimi, Trump yönetiminin İran ile yürüttüğü ateşkes görüşmelerinde tamamen devre dışı bırakıldı.
En yakın müttefiki ABD'den bilgi alamayan İsrail, Washington ile Tahran arasındaki diplomasi trafiğini kendi yöntemleriyle çözmek zorunda kaldı.
İsrail cephesi; gelişmeleri bölgesel liderler, diplomatlar ve bizzat İran rejiminin içindeki kendi istihbarat ağı üzerinden takip etmeye çalışıyor.
Üç büyük hedefin hiçbiri tutmadı
Bu yıl zorlu bir seçim yarışına girecek olan Netanyahu, on yıllardır peşinde koştuğu "İran'ın nükleer silah çabasını tamamen durdurma" hayaliyle şubat ayında İsrail'i savaşa sokmuştu.
Savaşın başlangıcında Tahran hükümetinin büyük bir kısmının "başının kesilmesiyle", rejim değişikliği gibi daha da büyük bir hayal gerçeğe dönüşecekmiş gibi görünüyordu.
Ancak Netanyahu'nun savaşın başında belirlediği; rejimi devirmek, nükleer programı yok etmek ve füze programını ortadan kaldırmak hedeflerinin hiçbiri gerçekleşmedi.
Hürmüz Boğazı öncelikleri değiştirdi
Kaynakların aktardığına göre İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatarak petrol fiyatlarını uçurması ve Trump'ı ateşkese zorlamasıyla ABD ve İsrail'in öncelikleri ayrışmaya başladı.
Saldırıların başlamasından iki hafta içinde savaşın anında bir zafer getirmeyeceği netleşti. Beyaz Saray rejim değişikliği umutlarını bir kenara bırakarak tamamen savaşı bitirmeye odaklandı.
ABD'li yetkililere göre Trump, Netanyahu'yu bir savaş müttefiki olarak görse de, İranlılarla müzakere söz konusu olduğunda onu yakın bir ortak olarak değerlendirmedi.
Sürecin dışında bırakılmak, savaşın en tartışmalı görevlerini üstlenen bazı İsrailli yetkililer için kabul edilmesi zor bir durum oluşturdu.
Yetkililer, egemen bir ülke liderinin yargısız infazı gibi ABD'nin açıkça asla yapmadığı eylemleri İsrail'in isteyerek üstlendiğine dikkat çekiyor.
Yeni anlaşma 2015'in kopyası olabilir
ABD'nin son teklifinin, İran'ın nükleer faaliyetlerini 20 yıllığına askıya almasını öngördüğü, ancak bu sürenin daha da kısalabileceği belirtiliyor.
Bu durum, Netanyahu'nun zamanında şiddetle karşı çıktığı ve Trump'ın 2018'de çekildiği Obama dönemindeki 2015 nükleer anlaşmasının bir benzerini akıllara getiriyor.
Üstelik İsrail masada olmadığı için, İran'ın balistik füze cephaneliğinin müzakerelerin tamamen dışında bırakılmış olma ihtimali yüksek görülüyor.
İran'a milyarlarca dolarlık can suyu
Olası bir ABD-İran anlaşması, Tahran'a yönelik ekonomik yaptırımların kaldırılmasını da içerebilir.
Bu durum İran'a ekonomik bir can simidi atarak, yeniden silahlanmak ve Hizbullah gibi güçlere yardım etmek için kullanabileceği milyarlarca dolarlık fon sağlayabilir.
Nihai anlaşmanın şekli henüz kesinleşmemiş olsa da, hatta ateşkesin sürüp sürmeyeceği noktasında şüpheler olsa dahi, kaynaklar İsrail'in ABD ile ortaklığının Tel Aviv'e ağır bir bedele mal olduğunu belirtiyor.





