Sumud, Arapça kararlılık ve direnç anlamlarına gelen bir kelime. Küresel Sumud Filosu aktivistleri de büyük bir kararlılıkla başlarına neler gelebileceğini bildikleri halde bir kez daha Marmaris’ten İsrail zindanlarına uzanan bir yolculuğu hayata geçirdiler.
Böyece 7 Ekim 2023'ten beri Gazze'de devam eden soykırımı tüm dünya canlı yayında izlerken; dünyanın farklı ülkelerinden bir avuç aktivist, insanlığın vicdanının sesi olmaya devam etti.
Bu noktada “Gazze’de ateşkes var; nasıl soykırım devam ediyor olabilir?” dediğinizi duyar gibiyim. Ancak ateşkesten sonra bile İsrail’in saldırılarında Gazzeliler öldürülmeye devam ediyor.
Dahası Gazze; hala bebek mamasına, ilaca, gıdaya, kıyafete, battaniyeye ve barınmaya muhtaç. İsrail ise Gazze’ye yardım girişlerine izin vermemeyi sürdürüyor. Ve yukarıdaki soruyu soran birçok kişi, soykırımın devam ettiğinin farkında bile değil.
Küresel Sumud Filosu aktivistleri de her şeyden önce bu farkındalığı oluşturmak için yelken açtı. Bunun için esir alındılar, dayak yediler, aç kaldılar ama boyun eğmediler.
21 Mayıs’ta aralarında ekip arkadaşımız Usame Zarif’in de bulunduğu aktivistler, özgürlüklerine kavuşarak Türkiye’ye döndü.
Elbette karşılaştıkları muameleyi anlattılar. Saatlerce maruz kalınan ters kelepçe uygulaması, kaldıkları yerlere lağım, idrar ve su basılması, defalarca çırılçıplak aranmaları, yedikleri dayak, edildikleri tehdit, duydukları küfür ve defalarca plastik mermilerle ateş açılmasına rağmen atmaktan vazgeçmedikleri “Nehirden Denize Özgür Filistin” sloganları….
Ekip arkadaşımız Usame ile gdh YouTube kanalı için hazırladığımız yayının çekiminde Usame’nin anlattıklarındaki en etkileyici kısım ise şuydu:
Denizin ortasında bir kargo gemisine kurdukları cezaevinde biz Müslüman aktivistler, güneşe bakarak saat tahmininde bulunup öğlen namazı kılmak istedik. Bu sırada gayrimüslim aktivistlerin bir kısmı bize destek olmak için bizimle yan yana saf tuttu. Saf tutmayanlar ise İsrail askerleri plastik mermilerle ateş açarsa ibademizi ifa edebilelim diye çevremizde etten duvar ördü.
Kuşkusuz Sumud aktivistleri arasındaki bu dayanışma, anlı şanlı devletlerin, koca koca uluslararası örgütlerin yapamadığı şeyi başarıyor: İsrail’i korkutmak.
Nitekim gdh ekibi olarak aktivistleri hem İstanbul Havalimanı’nda hem de Yenibosna Adli Tıp Kurumu’nda takip ettik. Onlarca aktivistle hem röportaj yapma hem de birebir sohbet etme imkanı bulduk. Hepsi, aynı bilinç ve kararlılıkla şunu söyledi: Zor günler geçirdik. Zor şartlarda kaldık. Ancak bize birkaç gün içinde yapılan şeyler, Filistinli mahkumların yıllardır yaşadıklarının yüzde biri bile değil. Bizim çektiklerimiz, Gazze halkının çektiklerinin yanında bir hiç.
Bu duyarlılık sahibi insanlar, adını bilmedikleri çocuklara umut olmak, daha önce hiç tanımadıkları, aynı dili konuşmadıkları ve hatta birçoğu aynı dine bile mensup olmadıkları insanlara yardım ulaştırmak için tüm bu muamelelere maruz kaldılar. Ve bir şeyi başardılar: Tüm dünya, Gazze’yi ve Küresel Sumud Filosu’nu konuştu. Şimdi de “Yardımlar Gazze’ye ulaşmadı. Neyi başarmış olabilirler ki?” dediğinizi duyar gibiyim.
Gelin Sumud’un başardıklarını ve başaramadıklarını biraz daha açık konuşalım. Küresel Sumud Filosu’nun her bir misyonunda 3 temel hedefle yelken açtığını biliyoruz. Birincisi, İsrail’in uyguladığı hukuksuz ablukayı kırmak. İkincisi, Gazze’ye yardım ulaştırmak. Üçüncüsü, uluslararası toplumun dikkatini Gazze’deki insani krize çekerek bilinç oluşturmak.
Sumud aktivistleri, Akdeniz’in ortasında, uluslararası sularda İsrail komandoları tarafından kaçırıldı. Dolayısıyla ablukayı kırmayı başaramadılar. Haliyle Gazze’ye yardım götürme hedefine de ulaşamadılar. Ancak çok önemli bir şeyi başardılar. Dünya bir hafta boyunca Sumud aktivistlerini ve Gazze’yi konuştu. Soykırıma sessiz kalan onlarca ülkenin Dışişleri Bakanı ve hatta İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in aktivistlere işkence yaptırdığı görüntülere sert tepki göstererek aktivistlerin serbest bırakılması çağrısı yaptı. Dünya, Gazze’yi konuştu.
Hatta aktvistler, Ben-Gvir ile İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bile karşı karşıya gelmesine yol açtı. Nasıl mı?
Gazze’de 76 bin insanın katledilmesi emrini veren ve Sumud aktivistlerine düzenlenen baskınları bizzat operasyon merkezinden takip eden Netanyahu, Batı’dan gelen tepkilerin ardından Ben-Gvir’i eleştirmek zorunda kaldı. Bu Gazze Savaşı’nın başından beri soykırım hükümetinin yaşadığı en büyük çatlak.
Kısacası insanlığın vicdanının sesi olan Sumud Filosu aktivistleri, canları pahasına tüm dünyaya Gazze’yi konuşturmayı ve soykırım hükümetini çatırdatmayı başardı.
Edindiğim izlenim, İstanbul’a döndükleri anda filonun bir sonraki misyonu için hazırlıklar başladı bile. Ekip arkadaşımız Zelal Ezgin’e Yeni Bosna Adli Tıp Kurumu’nun önünde konuşan Sumud aktivistlerinden Brezilyalı Thiago Avila’nın deyimiyle, Gazzeli çocuklar özgür oluncaya dek, tekrar tekrar toplanıp yelken açmaya devam edecekler.








