ABD'nin müdahalesi Venezuela'yı nasıl bir geleceğe sürüklüyor?
ABD güçlerinin Nicolas Maduro’yu tutuklamasından sonra gözler Venezuela’daki iktidar mücadelesine çevrildi. gdh'a konuşan ABD’li güvenlik uzmanı Irina Tsukerman, asıl krizin şimdi başladığını söylüyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 07.01.2026 - 18:39
Nicolas Maduro'nun mahkemeye sevk edilme anları - Reuters
- gdh’a konuşan ABD’li güvenlik uzmanı İrina Tsukerman, Maduro’nun devre dışı bırakılmasının sürecin “en kolay aşaması” olduğunu belirtti.
- Tsukerman’a göre Venezuela’daki iktidar, tek bir lidere değil; ordu, istihbarat, parti elitleri ve yabancı ortaklardan oluşan çok katmanlı bir patronaj sistemine dayanıyor.
- Tsukerman’a göre, ABD’nin “başsızlaştırma” stratejisinin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı, Venezuela elitlerinin birlik mi yoksa bölünme mi seçeceğine bağlı.
- Tsukerman, sürecin istikrarlı bir geçişten ziyade daha sert ve kapalı bir otoriterleşme ihtimalini de barındırdığı uyarısında bulunuyor.
Birkaç saat süren operasyonun ardından Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşinin ABD askerleri tarafından kaçırılması, Latin Amerika dengelerini sarsan bir gelişme olarak kayda geçti. Washington’un bu ölçüde açık ve sert bir müdahaleye başvurması, yalnızca Venezuela’yı değil küresel güç mücadelesini de yakından ilgilendiriyor.
gdh’a değerlendirmelerde bulunan ABD’li güvenlik uzmanı Tsukerman, bu adımın kamuoyunda algılandığı gibi “krizi bitiren” değil, aksine krizin en karmaşık aşamasını başlatan bir hamle olduğunu ifade etti. Tsukerman’a göre tarihsel örnekler son derece net:
Görevdeki bir devlet başkanı dış güç tarafından devrilip ülke dışına çıkarıldığında, operasyonun kendisi sürecin en kolay kısmıdır. Asıl zorluk bundan sonra başlar. Çünkü iktidar bir kişiyle birlikte ortadan kaybolmaz.
Venezuela’da iktidar kişisel değil, sistemik
Tsukerman, Maduro’nun yalnızca bireysel bir lider olmadığını, Venezuela’daki iktidarın çok katmanlı bir yapıya dayandığını vurguladı.
“Bu yapı; üst düzey askerler, istihbarat servisleri, iktidar partisi elitleri ve yabancı müttefikleri arasında kurulan karmaşık bir sisteminden oluşuyor.” diyen Tsukerman, “Bu nedenle Maduro’nun devre dışı bırakılması, rejimin otomatik olarak çöktüğü anlamına gelmiyor.” açıklamasında bulundu.
Tsukerman’a göre, ilk ve en muhtemel senaryo, güvenlik güçleri ve iktidar partisinin hızlı biçimde geçici bir lider etrafında birleşmesi. Tsukerman, Delcy Rodriguez’in geçici Devlet Başkanı ilan edilmesinin de bu senaryoya uygun bir gelişme olduğunu vurguladı. Sözlerinin devamında Tsukerman, “Bu durumda olağanüstü hâl ilan edilmesi, dış müdahale söyleminin güçlenmesi ve milliyetçi propagandanın artması beklenebilir.” dedi.
Tsukerman, “Bu senaryoda baskının azalması değil, artması söz konusu olabilir. Elitler bölünmeden korkar. ABD bu durumda, daha öfkeli ve daha savunmacı bir rejimle karşı karşıya kalabilir.” yorumunu yaptı.
ABD’nin umudu: Elitlerin bölünmesi
Tsukerman, Washington’un asıl beklentisinin iktidar elitleri arasındaki birlikteliğin bozulması olduğunu belirtti. Tsukerman, “Bu durumda tablo hızla istikrarsızlaşabilir. Ordu, istihbarat kurumları ve siyasi sınıf içindeki rakip gruplar; iktidarı ele geçirmeye, muhalefetle uzlaşmaya ya da dış aktörlerle temas kurmaya yönelebilir.” dedi.
ABD neyi hedefledi, neyi riske attı?
Tsukerman’a göre ABD’nin temel hedefi, rejim değişikliğini işgal ya da uzun süreli askeri varlık olmadan tetiklemekti. Tsukerman, “Maduro’nun devre dışı bırakılması, aynı anda birkaç mesaj içeriyor: Direnişin sembolünü ortadan kaldırmak, egemenliğin mutlak olmadığını göstermek, Venezuela krizini yaptırım meselesinden “geçiş süreci” meselesine dönüştürmek,
diğer rakip liderlere kişisel dokunulmazlığın garanti olmadığını göstermek.” dedi.
Tsukerman’a göre bu hamlenin ABD için ciddi bir zaafı bulunuyor:
Eski çekim merkezi yıkıldı; ancak yenisi inşa edilmedi. Eğer muhalefet parçalıysa ve güvenlik kurumları üzerinde etkisi yoksa, bu müdahale istikrarlı bir geçişe dönüşmeyebilir.
Uluslararası hukuk ve ahlaki ikilem
Tsukerman, operasyonun uluslararası hukuk açısından da tartışmalı olduğunu vurguladı:
Açık bir meşru müdafaa gerekçesi ya da çok taraflı yetki olmaksızın görevdeki bir liderin zorla devrilmesi, egemenliğin temel ilkeleriyle çelişiyor. Ahlaki açıdan ise tablo daha karmaşık.Bazıları, ekonomik çöküşe ve kitlesel göçe yol açtığı düşünülen bir liderin devre dışı bırakılmasını gelecekteki acıları önlemek adına meşru görebilir. Diğerleri ise zayıf devletlerde halefiyet krizlerinin çok daha büyük insani felaketler doğurduğunu savunur.
Venezuela için riskli bir dönüm noktası
Tsukerman’a göre Maduro’nun devre dışı bırakılması bir son değil, Venezuela siyasetinde tehlikeli bir dönüm noktasıdır. Tsukerman, sürecin nasıl sonuçlanacağının ABD’nin niyetlerinden çok, Venezuela içindeki aktörlerin alacağı kararlara bağlı olduğunu vurguladı:
Eğer elitler geçişle iş birliğinin kendileri için daha güvenli olduğuna inanırsa, müzakere edilmiş bir dönüşüm mümkün olabilir. Aksi hâlde Venezuela, yeni bir liderlik altında daha sert politikaları tercih edebilir.
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
ABD'de Charter okul öğrencisi antisemitizm içerikli e postalarla suçlanıyor
ABD-İran müzakereleri Umman'da düzenlenecek
Pezeşkiyan ABD ile gerilimi azaltmak için müzakere çağrısı yaptı
Epstein'in Putin ile görüşmek için kulis faaliyeti yürüttüğü ortaya çıktı
Meksika ABD’ye yıllık asgari su gönderimini kabul etti
Beyaz Saray'da kritik Trump-Petro görüşmesi
DİĞER HABERLER
Joe Biden'ın eşinin eski kocası cinayetten tutuklandı
Almanya'da Yunan yolcu Türk kondüktörü öldürdü
Fransa'da bir öğrenci öğretmenini bıçakladı
AB’den Türkiye'ye "yeni bir sayfa açalım" mesajı: Artık zamanı geldi
Arap basınında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti
Epstein'in Putin ile görüşmek için kulis faaliyeti yürüttüğü ortaya çıktı
YPG'li teröristi İsrail Parlamentosu'nda ağırladılar
ABD'de Charter okul öğrencisi antisemitizm içerikli e postalarla suçlanıyor
Meksika ABD’ye yıllık asgari su gönderimini kabul etti
İran’daki protestolarda ölü sayısı 6 bin 872’ye yükseldi



