American Enterprise Insitute: Liberal küresel düzen çöktü
2. Dünya Savaşı sonrası oluşan, barış, refah ve özgürlükler çağı sona eriyor! Bir süper güç, kurallara dayalı küresel düzeni nasıl geri dönülmez bir noktaya getirdi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 14.01.2026 - 01:08
ABD merkezli önemli düşünce kuruluşlarından American Enterprise Insitute'de, Gazze, Ukrayna, İran, Venezuela ve şimdi de Grönland gibi noktalarda yaşanan gelişmelerin, küresel düzeni nasıl yeniden şekillendirdiğine dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
Dünyanın 1945 sonrası kurulan uluslararası düzeninden uzaklaştığı ve küresel normların ve ilkelerin ortadan kalktığı bir geçiş dönemi yaşadığı tespiti yapılan analizde, özellikle Gazze, Ukrayna, İran, Venezuela ve şimdi de Grönland gibi noktalardaki gelişmeklerin, küresel düzeni geri dönülmez bir noktaya taşıdığı tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; tüm bu gelişmelerin ardından, küresel düzenin geleceğine dair öngörülere ve değerlendirmelere yer verildi.
İşte American Enterprise Insitute'de yayınlanan analiz:
Bir süper güç, yasal dayanakları zayıf olan gerekçelerle uyuşturucu kaçakçılarının tekneleri vuruyor ve gece yarısı yabancı liderleri kaçırıyor.
Grönland'dan Ukrayna'ya, Himalayalar'a kadar, güçlü ülkeler zayıf komşularının sınırlarını yeniden çiziyor ya da çizmekle tehdit ediyor ve stratejik rekabetin yoğunlaşmasıyla uluslararası hukuk ve silah kontrol anlaşmaları çözülüyor.
Kızıldeniz'den Batı Pasifik'e kadar önemli su yollarında seyrüsefer özgürlüğü tehdit altında. Kurallara dayalı ticaret sistemi giderek geçmişte kalıyor.
Tüm bu gelişmelerle birlikte, şüphesiz olarak silahlı çatışmaların sayısı da artıyor.
Dünya, 1945 sonrası dönemin liberal uluslararası düzeninden kademeli ama hızlanan bir geçiş süreci yaşıyor. Önemli normlar ve ilkeler ortadan kalkıyor.
Küresel arenayı bekleyen, kuralların daha az, kaba kuvvetin daha çok önemsendiği, daha çirkin ve acımasız bir çağdır. Bu çağda, bir zamanlar sistemi ayakta tutan süper güç, sistemi yıkarak bundan çıkar sağlamaya çalışacaktır.
Çöken küresel sistem
Her çağın kendi skandalları, zulümleri ve ikiyüzlülükleri vardır.
Ancak 1945'ten sonraki on yıllar nispeten insancıl ve aydınlanmacıydı. Çünkü dünyanın önde gelen gücü, etkisini çoğunlukla denizlerin özgürlüğü ve şiddetli fetihlerin yasaklanması gibi normları korumak için kullanırken, aynı zamanda etkileyici bir istikrar ve barışı sürdüren ittifaklar ve diğer yapılar kurdu.
Tek bir istatistik her şeyi açıklıyor. 1816 ile 1945 arasında, dünya devletlerinin dörtte biri bir noktada haritadan tamamen silindi. 1945'ten bu yana, “devletlerin yok olması” çok nadir hale geldi.
Bu projeyi şekillendiren, fedakarlık değil, kendi çıkarlarıydı. ABD ve müttefikleri, bunun önceki on yıllarda iki kez yaşanan anarşik karanlığı geri püskürtmenin en iyi yolu olduğuna inanıyordu.
Soğuk Savaş'tan sonra, Amerikan başkanları Batı düzenini küresel bir düzene dönüştürme fırsatı gördü. Hayati normlara ve liberal değerlere saygıyı, ABD'nin gücüyle desteklenen bir yapı haline getirmek için çalıştı.
Gelecekteki tarihçiler, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemi barış, refah ve genişleyen özgürlüğün altın çağı olarak göreceklerdir.
Dengeler
Küreselleşmenin aşırılıkları ve yırtıcı bir Çin'in ortaya çıkışı, Dünya Ticaret Örgütü'nü yok etti. Hatta ABD de artık, liberal düzenin kendi çıkarlarına hizmet edip etmediğini yeniden hesaplamaya başladı.
ABD artık, silahlı diplomasi yoluyla Venezuela petrolünün kontrolü gibi merkantilist amaçlar peşinde.
Trump, ticaret anlaşmalarını yırtıp attı ve yerleşik sınırları tehdit etti ve etmeye devam ediyor.
Beyaz Saray danışmanı Stephen Miller geçtiğimiz günlerde yaptığı değerlendirmede;
“Güç, kuvvet ve iktidarın hakim olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bunlar, dünyanın başlangıcından beri geçerli olan belirleyici kanunlardır.”
ifadelerini kullanarak aslında yeni küresel düzenin başladığını ilan etti.
Trump, daha açık bir rekabet ortamının “en güçlü oyuncunun” yararına olacağını düşünüyor. Büyük güçler komşu bölgelerdeki etki alanlarını ele geçirirse, eşsiz askeri gücü ve Batı Yarımküre'deki geniş, kaynak zengini topraklarıyla ABD, en büyük etki alanına sahip olacak.
Trump'ın temel stratejik görüşü, Amerika'nın acımasız bir arenada başarılı olmak için diğer ülkelerden daha hazırlıklı olduğu yönündedir. Washington artık liberal düzeni sürdürmek değil, ganimetin en büyük payını ele geçirmek istiyor.
Trump, eğer Grönland'ı ele geçirirse, küresel olarak nüfuzunu ve erişimini en çok artıran ittifak olan NATO parçalanabilir ve ABD, güçlülerin istediklerini yapıp zayıfların katlanmak zorunda oldukları bu yaklaşımını daha da yayarsa, küresel meşruiyetini kaybedebilir.
Trump, ABD düzeninin çöküşünden sonra Amerikan gücünün ve refahının ayakta kalacağına, hatta yükseleceğine bahse giriyor. Ancak Trump, eğer bu bahsi kaybederse, bedelini ödemek için ortada olmayacak.
Kaynak:
American Enterprise InsituteİLGİLİ HABERLER
Axios: ABD ve İran büyük bir savaşa doğru ilerliyor
Eurasia Review: Rusya-Ukrayna müzakereleri sonuca ulaşacak mı?
ABD’den İsrail’in Merkava tank filosuna 73,5 milyon dolarlık güç paketi desteği
ABD'den Orta Doğu'ya askeri yığınak: Onlarca uçak sevk edildi
İran cephesinde yeni iddia: ABD haftalarca sürecek bir saldırıya hazırlanıyor
ABD'nin AB Büyükelçisi Puzder'den Avrupa ile ilgili önemli açıklama
DİĞER HABERLER
Eurasia Review: Rusya-Ukrayna müzakereleri sonuca ulaşacak mı?
Axios: ABD ve İran büyük bir savaşa doğru ilerliyor
Middle East Monitor: Gazze nasıl ölüm laboratuvarına dönüştürüldü?
National Security Journal: Avrupa kendi Monroe Doktrini'ni mi ilan edecek?
Asia Times: Trump'ın İran yaklaşımı blöf mü savaş hazırlığı mı?
Eurasia Review: Epstein, İsrail ve cezasızlık düzeninin mimarisi
Cato Institute: Avrupa'nın savunma bağımsızlığı mümkün mü?
Arab News: Esed sonrası yeni bölgesel ortaklıklar
Gulf State Analytics: İsrail ateşkesi nasıl bitirmeye çalışıyor?
The Hill: ABD, İran'da bataklığa mı saplanacak?


