AB'nin Çin ile ticaret açığı büyüyor - EIU
- AB'nin Çin'e karşı ticaret açığı Nisan ayında 31,9 milyar avroya ulaşarak günlük ortalama 1 milyar avroluk rekor seviyeye çıktı.
- Avrupa'da Çin'in sübvansiyonlu elektrikli ve hibrit araç ihracatı ile sanayi ürünlerine yönelik bağımlılık tartışmaları büyüyor.
- AB yetkilileri, Çin'den yapılan ithalata kota ve yeni ticaret önlemlerini değerlendiriyor.
- Pekin ise devlet destekli haksız rekabet iddialarını reddederek ticaret fazlasını bilinçli şekilde hedeflemediğini savunuyor.
Avrupa Birliği İstatistik Ofisi Eurostat'ın yayımladığı son verilere göre, AB'nin Çin ile ticaretinde oluşan açık Nisan ayında 31,9 milyar avroya yükseldi.
Bu rakam, Avrupa'nın Çin'e karşı günlük ortalama 1 milyar avroluk ticaret açığı verdiğini ortaya koydu. Böylece AB'nin Çin karşısındaki ticaret açığı şimdiye kadarki en yüksek seviyesine ulaştı.
Veriler, Avrupa liderlerinin bu hafta Çin ile büyüyen ticaret dengesizliğini ele almak üzere gerçekleştirecekleri toplantı öncesinde açıklandı.
GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.
"Avrupa'nın sanayi omurgası tehlikede"
Çin uzmanı ve Mercator Çin Araştırmaları Enstitüsü kıdemli araştırmacılarından Rafael Jimenez Buendía, Mayıs ve Haziran ayı verilerinde açığın daha da büyümesinin beklendiğini söyledi.
Buendía'ya göre Çin gümrüklerinde kayda geçen ancak henüz Avrupa limanlarına ulaşmayan sevkiyatlar dikkate alındığında, günlük 1 milyar avroluk açığın önümüzdeki aylarda da sürmesi muhtemel görünüyor.
Avrupa çelik ürünleri alıcılarını temsil eden Eurometal Başkanı Alexander Julius ise Çin'in Avrupa sanayisi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu savundu.
Julius:
"Çin, Avrupa'nın sanayi omurgasını yok ediyor. Eğer tamamen Çin'e bağımlı hale gelirsek hangi parçaların üretileceğine, ne kadar üretileceğine ve hangi fiyattan satılacağına onlar karar verecek."
ifadelerini kullandı.
"Çin Şoku 2.0" endişesi
Avrupa'da artan ticaret açığı nedeniyle uzmanlar, ABD'nin Dünya Ticaret Örgütü'ne katılan Çin karşısında yaşadığı sanayi kayıplarına benzer bir sürecin Avrupa'da da yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
"Çin Şoku 2.0" olarak tanımlanan bu senaryoda, Avrupa'daki bazı sektörlerin üretim kapasitesini kaybederek kapanabileceği belirtiliyor.
Özellikle savunma sanayisi gibi stratejik alanlarda Çin'e bağımlılığın ciddi riskler doğurabileceği ifade ediliyor.
AB yeni önlemleri değerlendiriyor
Avrupa Komisyonu'nun ticaret açığını azaltmak amacıyla çeşitli seçenekler üzerinde çalıştığı belirtiliyor.
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, Çin ile ticaret dengesizliğinin mutlaka ele alınması gerektiğini söyledi.
Değerlendirilen önlemler arasında:
- Çin'den ithal edilen bazı kimyasal ürünlere kota uygulanması,
- Hibrit otomobil ithalatına sınırlama getirilmesi,
- Yeni ticaret koruma mekanizmalarının devreye alınması
yer alıyor.
Analistler, kapsamlı yeni gümrük tarifelerinin ise üye ülkeler arasında siyasi uzlaşı gerektirmesi nedeniyle daha düşük ihtimal olduğunu değerlendiriyor.
Hibrit araçlar öne çıktı
AB, 2024 yılında Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara ek gümrük vergileri getirmişti.
Ancak hibrit otomobiller bu uygulamanın dışında bırakıldı.
Bunun sonucunda Çin'den Avrupa'ya hibrit araç ihracatında dikkat çekici bir artış yaşandı ve yeni ticaret tedbirlerinin odağına bu segment yerleşti.
Çin suçlamaları reddediyor
Pekin yönetimi ise Çinli şirketlerin devlet destekleriyle haksız rekabet yarattığı yönündeki suçlamaları kabul etmiyor.
Çinli yetkililer, ülkenin hiçbir zaman bilinçli biçimde ticaret fazlası hedeflemediğini savunuyor.
Ayrıca oluşan fazlanın önemli bölümünün Çin'de üretim yapan Avrupalı şirketlerin ürünlerini yeniden Avrupa pazarına göndermesinden kaynaklandığını öne sürüyor.
Çin'in resmi haber ajansı Xinhua ise Çin ihracatının yaklaşık yarısının Avrupa fabrikalarının üretim maliyetlerini düşüren ara mallardan oluştuğunu belirterek, mevcut ticari ilişkinin karşılıklı fayda sağladığını savundu.
GDH Digital NSosyal kanalını takip edebilirsiniz.
Macron uzlaşı arayışında
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, Avrupa Birliği'nin Çin'e yönelik daha sert ticaret politikalarına yönelmesinden önce son bir uzlaşı zemini oluşturmak istediği belirtiliyor.
Ancak Çin'in görüşmelerde yer almaması nedeniyle kısa vadede somut bir ilerleme beklenmiyor.
Fransız yetkililer, en azından Avrupa genelinde sorunun varlığı konusunda ortak farkındalık oluşmasını önemli bir kazanım olarak değerlendiriyor.



