İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir - Reuters
- İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, camilerden yükselen ezan seslerini hedef alan bir video paylaştı.
- Ben-Gvir, ezan sesinin "rahatsız edici" olduğunu öne sürerek "Camilerden gelen gürültüyü keserim" ifadelerini kullandı.
- Yahudi Gücü Partisi'nin hazırladığı yasa tasarısı, komisyondan geçerek İsrail Meclisi'nin gündemine taşındı.
- Tasarıya göre izinsiz ses sistemi kullanan camilere 50 bin şekele kadar para cezası uygulanabilecek.
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, camilerden yükselen ezan seslerini hedef alan açıklamalarıyla yeni bir tartışma başlattı. Ben-Gvir'in desteklediği yasa tasarısı, ezan seslerinin kısılmasını ve kurallara uymayan camilere para cezası verilmesini öngörüyor.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, sosyal medya hesabından paylaştığı videoda Filistin'deki camilerden yükselen ezan seslerini hedef aldı.
Videoda ezan sesinin duyulduğu sırada konuşan Ben-Gvir, "Camilerden gelen gürültüyü keserim" ifadelerini kullandı. Ezan sesinin kendisini rahatsız ettiğini savunan aşırı sağcı bakan, "Bu durumu değiştireceğim" dedi.
Ezanı kısıtlama tasarısı Meclis gündeminde
Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü Partisi tarafından hazırlanan yasa tasarısı, ülke genelinde camilerden yapılan yayınların sınırlandırılmasını amaçlıyor.
31 Mayıs'ta ilgili komisyondan geçen tasarı, görüşülmek üzere İsrail Meclisi'ne gönderildi. Düzenleme, camilere izin alınmadan ses sistemi kurulmasını veya çalıştırılmasını engelliyor.
Tasarıya göre yasağa uymayanlar 50 bin şekel (yaklaşık 17 bin 500 dolar) para cezasıyla karşı karşıya kalabilecek. İzinlerin ise ses seviyesine ve camilerin yerleşim alanlarına yakınlığına göre verilmesi planlanıyor.
Daha önce de benzer adımlar atmıştı
Ben-Gvir, 2024 yılında da ezan seslerini kısma girişiminde bulunmuştu. Aşırı sağcı bakan, İsrail polisine camilerdeki hoparlörlere el konulması ve "gürültü" gerekçesiyle para cezası uygulanması yönünde talimat vermişti.
Söz konusu karar, Filistinliler ve insan hakları savunucuları tarafından dini özgürlüklere müdahale olarak değerlendirilmiş ve geniş tepki çekmişti.

