Antonio Guterres - Reuters
- Hürmüz’deki kısıtlamalar sürerse 45 milyon kişi açlık riskiyle karşılaşabilir.
- 32 milyon insanın daha yoksulluğa sürüklenebileceği uyarısı yapıldı.
- Tedarik zinciri krizi küresel büyümeyi düşürüp enflasyonu artırabilir.
- BM, boğazın açılması ve seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması çağrısı yaptı.
New York’taki BM Genel Merkezi’nde konuşan Guterres, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşın üçüncü ayına girdiğini hatırlatarak, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer kısıtlamalarının küresel ekonomi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.
Guterres, konuyla ilgili şu cümleleri kurdu:
“Hürmüz Boğazı bölgesindeki seyrüsefer haklarının ve özgürlüklerinin kısıtlanmasından derin endişe duyuyorum”
Açlık ve yoksulluk uyarısı
BM Genel Sekreteri, mevcut kısıtlamaların yıl ortasına kadar devam etmesi halinde küresel etkilerin ağırlaşacağını vurguladı.
Bu senaryoya göre 32 milyon insanın yoksulluğa sürükleneceği, gübre tedarikindeki daralma ve tarımsal üretimdeki düşüş nedeniyle ise 45 milyon kişinin daha aşırı açlık riskiyle karşı karşıya kalacağı belirtildi.
GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.
Tedarik zinciri ve fiyat etkisi
Guterres, Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların kaldırılması durumunda bile küresel tedarik zincirlerinin toparlanmasının aylar süreceğini ifade etti.
Bu süreçte enerji ve gıda fiyatlarının artmaya devam edeceğini, bunun da küresel ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyeceğini kaydetti.
Küresel durgunluk riski
Kısıtlamaların yıl sonuna kadar sürmesi durumunda ise daha ağır bir tablo ortaya çıkabileceği uyarısı yapıldı.
Guterres, bu senaryoda küresel enflasyonun yüzde 6’nın üzerine çıkabileceğini, ekonomik büyümenin yüzde 2’ye gerileyebileceğini ve dünya genelinde özellikle kırılgan toplumların ağır sonuçlarla karşılaşacağını söyledi.
“Boğazı açın” çağrısı
Taraflara açık çağrıda bulunan Guterres, şu ifadeleri kullandı:
“Boğazı açın. Tüm gemilerin geçmesine izin verin. Küresel ekonominin yeniden nefes almasına izin verin”
BM, krizin etkilerini azaltmak için diplomatik çözüm ve diyalog çağrısını yinelerken, mevcut durumun küresel ekonomi ve insani koşullar üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabileceğine dikkat çekti.



