Brussels Signal: ABD-Avrupa ilişkileri kırılma noktasında
Avrupa, ABD ve Çin arasında sıkışan ikilemini aşabilecek mi? Avrupa, çok kutuplu dünyada artık bir kutup olma özelliğini nasıl kaybetti?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 20.12.2025 - 01:56
Brüksel merkezli düşünce kuruluşlarından Brussels Signal'de, Avrupa'nın yeni küresel gerçeklikte yaşadığı sorunları ve ABD ile Çin arasında yaşadığı sıkışıklığın yaşadığı ikilemin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Almanya Başbakanı Merz'in geçtiğimiz günlerde, “Pax Americana” döneminin sona erdiği açıklamasına atıfa bulunarak ABD-Avrupa ilişkilerinin dinamiklerinin değerlendirildiği analizde, Avrupa'nın küresel olarak kaybettiği güç kaybına dair de ekonomiden güvenliğe kadar çok sayıda başlıkta değerlendirmelerde bulunuldu.
Analizde ayrıca; yeni küresel gerçeklikler ışığında Avrupa'nın, ABD ve Çin arasında sıkışan ikilemi konusundaki verilere ve öngörülere yer verildi.
İşte Brussels Signal'de yayınlanan analiz:
Almanya Başbakanı Friedrich Merz geçtiğimiz günlerde, Amerika Birleşik Devletleri'nin Avrupa'nın güvenliğini garanti altına aldığı “Pax Americana” döneminin sona erdiğini açıkladı.
Çoğu eleştirmene ve analiste göre haklıydı. Ancak Merz, Avrupa'nın kendi çıkarlarını savunmasının mümkün olduğunu söylemekle hata ediyor. Çünkü bunu yapabilecek bir Avrupa siyasi yapısı artık mevcut değil.
Merz'in geri dönmeyeceğini söylediği “Pax Americana”, iki nedenden dolayı ortaya çıkmıştı. Bunlar; Amerika'nın ekonomik hakimiyeti ve Amerika ile dünyanın geri kalanı arasındaki ortak çıkarlar ve değerlerdi. Ancak bu iki gerçek de artık geçerli değil.
Amerika bir zamanlar küresel GSYİH tablosunun zirvesinde tek başına yer alıyordu.
Örneğin 1960 yılında, Avrupa'nın GSYİH'si, sonraki yedi ülkenin toplamından daha büyüktü. Bu üstünlük Soğuk Savaş boyunca sürdü. Hatta 1980'lere kadar bile ABD, satın alma gücü paritesi bazında bile sonraki iki ülkenin toplamından daha fazla veya yaklaşık olarak aynı miktarda üretim yapıyordu.
Avrupa ve Amerika'nın Pasifik müttefikleri çoğu değer ve çıkarları paylaşıyordu ve hepsi, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Sovyetler Birliği tarafından tehdit ediliyordu.
Bugün ise Amerika Birleşik Devletleri sadece, satın alma gücü paritesi bazında ekonomisi kendisininkinden daha büyük olan Çin'i bir rakip olarak görüyor.
Yani Soğuk Savaş dönemi Batı ittifakı dışındaki diğer ülkelerin yükselişi, bu güçlerin toplamının artık bu dengeleri tamamen değiştirdiği anlamına geliyor. Diğer bir ifade ile Batı, hele ki tek başına Amerika Birleşik Devletleri, artık küresel meseleleri tek başına belirleyemiyor.
Hatta Avrupa ülkeleri, haklı olarak artık Çin'in gölgesinde kalma ihtimali olan ABD'ye karşı daha mesafeli yaklaşmak istiyor.
Öte yandan Çin, Avrupa'yı etkilemeyen bir şekilde Amerikan çıkarlarını doğrudan tehdit eden politikaları ile küresel olarak yükseliyor.
Çin'in Batı Pasifik'teki hırsları ve bu hırslarını gerçekleştirmek için yaptığı askeri güçlenmeler, Amerika'nın Pasifik'teki hakimiyetini sorgulanır hale getirdi. Bu bölgeye ve bu bölgeden geçen ticaret hacminin büyüklüğü göz önüne alındığında, bu konumu kaybetmek istemeyen Avrupa, yeni bir dengeleme politikasına ihtiyaç duyabilir.
Ancak Avrupa'nı yumuşak bir karnı var. Avrupa, Rusya'nın gaz ve petrolüne yaptığı yatırımdan dolayı enerji konusunda Rusya-Ukrayna savaşı boyunca büyük sıkıntılar yaşadı ve ısrar ederse bu konuda son noktaya gelmiş olabilir.
Zira; ABD LNG yoluyla Avrupa'ya enerji transferi yapma sözü verse de, bu destek ilk aşamada Avrupa'nın sadece hane halkı enerji giderlerini karşılarken, sanayisini yerle bir edebilecek bir noktaya geldi.
İşte bu noktada, yeni Amerikan güvenlik bildirisi Avrupa'yı tehdit ederken, diğer yandan da belki de bir tercihe zorlayacak.
Merz bu sorunu doğru bir şekilde teşhis ediyor ve Avrupa Birliği, örünen o ki şu anki haliyle bu zorluğun üstesinden gelmekten tamamen aciz durumda.
Avrupa için en iyi yol, AB'nin yapısını yeniden düzenleyerek, onu uluslararası alanda daha güçlü, demokratik olarak daha hesap verebilir ve iç politikada daha az kısıtlayıcı hale getirerek bu ikilemi çözmek olacaktır.
Bu da ancak, artık Avrupa'nın ABD ve Çin arasında sıkışan bu ikilem arasında tercih yapmasına bağlı görünüyor.
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
Kalibaf'tan ABD'ye net mesaj: Amerikan üsleri meşru hedef olur
ABD'den Venezuela uyarısı: "Derhal ülkeyi terk edin"
Trump'tan Küba'ya sert tehdit: Petrol de para da yok, çok geç olmadan anlaşın
Trump Grönland'ı ele geçirmeye hazırlanıyor
Center for Strategic and International Studies: Trump'ın Grönland ısrarının arka planında ne var?
National Security Journal: İran'ı neler bekliyor?
DİĞER HABERLER
Center for Strategic and International Studies: Trump'ın Grönland ısrarının arka planında ne var?
National Security Journal: İran'ı neler bekliyor?
The European Council on Foreign Relations: Trump'ın saldırganlığı ve Avrupa için üç sonuç
Newsweek: Küresel düzende dekolonizasyondan sömürüye dönüş
BRAC Institute: Trump'ın sıradaki kumarı İran mı?
TIME: 2026 küresel düzen için kırılma yılı mı olacak?
Cato Institute: ABD yeni bir Irak ve Afganistan mı yaratacak?
Asia Times: Trump'ın bir sonraki hedefi Küba mı olacak?
Arab News: İsrail'in Somaliland hamlesi neden başarısızlığa mahkum?
Politico: Venezuela'nın küresel etkileri ne olacak?

