Erdoğan’dan muhalefete savaş tepkisi: Türkiye’yi öncelemek yerine istismarı tercih ettiler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savaşın gölgesinde muhalefetin izlediği siyaset tarzını sert bir dille eleştirdi. Erdoğan, "Muhalefet, Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiştir" dedi.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 18.05.2026 - 21:33
- Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin küresel kriz ortamını siyasi ranta dönüştürmeye çalıştığını savundu.
- Ekonomik büyüklüğün yakında 2 trilyon dolara ulaştırılmasının hedeflendiği belirtildi.
- Sumud Filosu'na uluslararası sularda düzenlenen askeri müdahale sert ifadelerle lanetlenerek uluslararası topluma çağrıda bulunuldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bugün bir araya gelen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, iç ve dış gündemdeki kritik gelişmeleri değerlendirmek üzere toplandı.
Yaklaşık 2 saat süren basına kapalı toplantının ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle mücadeleden küresel şok dalgalarına, Türk dünyası ilişkilerinden Orta Doğu'daki insani krize kadar geniş bir yelpazedeki kabine kararlarını kamuoyuyla paylaştı.
Konuşmasında muhalefetin yıkıcı bir üslup benimsediğini vurgulayan Erdoğan, siyaset kurumunun bu olağanüstü süreçte sorumlu davranması gerektiğine dikkat çekti.
Şehit polisler ve Mersin'deki saldırı unutulmadı
Konuşmasının başlangıcında asayiş ve güvenlik olaylarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Çorlu'da müdahale esnasında hayatını kaybeden emniyet mensuplarını andı.
Mersin'deki son duruma da değinen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Sözlerimin hemen başında, Çorlu ilçemizde dün meydana gelen asayiş olayına müdahale ederken şehit düşen polis memurlarımız Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç'a Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin kederli ailelerine, yakınlarına, Türk Polis Teşkilatımıza ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Yine bugün öğleden sonra Mersin Tarsus’ta yaşanan menfur silahlı saldırıda vefat eden 6 insanımıza Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden 8 yaralımıza acil şifalar temenni ediyorum."
Küresel savaşın tahripkar refah boyutları
İran odaklı bölgesel gelişmelerin dünyaya yansımalarını değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel finansal istikrarsızlığa işaret etti.
Akaryakıt, enflasyon, tedarik zinciri kırılmaları ve Hürmüz Boğazı'ndaki durumun katmanlı belirsizlikler doğurduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
"Kıymetli vatandaşlarım, sizlerin de takip ettiği gibi 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarla başlayan krizin artçı sarsıntıları birçok alanda devam ediyor. Akaryakıt fiyatlarında dengenin halen sağlanamadığı, enflasyonun dünyanın pek çok ülkesinde tırmanışa geçtiği, tedarik zincirlerindeki kırılmaların henüz tamir edilemediği, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız. Dünyayı adeta bir tsunami gibi vuran bu şok dalgasının yol açtığı tahribatın boyutları tam olarak kestirilemiyor. Meselenin daha vahim yanı ise bu atmosferin küresel düzeyde bir tüfeyli ekonomisi üretmesi, daha çok spekülasyona ve piyasa manipülasyonuna dayalı bir rant düzeni oluşturmasıdır.
“Bir avuç vahşi kapitalist servetlerine servet katmaktadır”
Sıcak paraya hükmeden bir avuç vahşi kapitalist; Afrika’dan Asya’ya, Amerika’dan Latin Amerika’ya milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasp ederek palazlanmakta, servetlerine servet katmaktadır. Orta ve alt gelir grubunun sofrasındaki ekmek giderek küçülürken bunların hesap cüzdanları her gün kabarmaktadır. Şurası bir gerçek ki, her savaş kendi ekonomisini üretir. Yani her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur. Fakat İran savaşıyla bu iş tahammül sınırlarını aşmış, küresel ekonomik refah açısından tahripkar boyutlara ulaşmıştır. Dünyanın manyak bölgesinde çözülemeyen krizlerin, sona erdirilemeyen çatışmaların arkasında tarafların uzlaşmaz tutumu kadar krizden menfaat devşiren tüfeylilerin çok büyük rolü, etkisi, sabotaj girişimi vardır."
"Siyasi ve maddi olarak kazançlı çıkmaya çalışıyorlar"
İç siyasetteki muhalif söylemlere eleştiriler getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası arenadaki hassas dengeye karşılık yerli bir duruş sergilenmesi gerektiğini vurguladı.
Erdoğan, muhalefetin kriz dönemindeki tutumuna yönelik olarak şunları söyledi:
"Değerli arkadaşlar, ne yazık ki ülkemizde de selden kütük kapma telaşına düşenler olduğunu müşahede ediyoruz. Topluma moralsizlik, karamsarlık, ümitsizlik zerk ederek bu olağanüstü süreçten siyasi ve maddi olarak kazançlı çıkmaya çalışıyorlar. Bir defa şunu çok açık ve net ifade etmek durumundayım: Muhalefet, bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran savaşı ve sonrası dönemde yapıcı eleştirilerde bulunmak, Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş, kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir. Böyle bir dönemde dahi 'İktidar yıpransın da gerekirse Türkiye kaybetsin' mantığıyla hareket etmekten kendilerini kurtaramadılar. Üzülerek görüyoruz ki bu tavırlarını sürdürmekte ısrar ediyorlar. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek siyaset kurumunun çözüm üretme kapasitetisini güçlendirmek yerine hükümetin ak dediğine kara, doğru dediğine yanlış demekten öteye maalesef geçemiyorlar. Daha kötüsü, bunun siyasi tarihimizde örneği çok az görülecek şekilde son derece çirkin, son derece yaralayıcı ve yıkıcı bir üslupla yapılmasıdır.
“Muhalefet demek ülkeyi ateşe atacak kadar gözü karartmak demek değildir”
Oysa muhalefet demek; çarpıtmak, manipüle etmek, siyasi çıkarı için ülkeyi ateşe atacak kadar gözü karartmak demek değildir. Muhalefetin vazifesi kışkırtmak, tahrik etmek, ekonomik tetikçilik yaparak buradan nemalanmaya çalışmak da değildir.
Hele hele yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak, son derece ucuz ve bayat bir siyasettir. Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğunda sorumlu davranmak zorundadır.
"Her zaman söylediğimiz gibi başka Türkiye yok"
Milli birlik ve güvenlik vurgusunu yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel krizlerin yerel etkilerini en aza indirmek adına 23 yıllık yönetim birikimiyle hareket ettiklerini kaydetti.
Erdoğan, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:
"Hatırlatmak isterim ki bölgemizin ateş çemberinden geçtiği, gelişmiş ülkeler dahil kimsenin önünü göremediği, küresel sistemde yeni bir denklemin kurulduğu bir dönemde muhalefet de en az bizim kadar duyarlı hareket etmek, yerli ve milli bir duruş sergilemek durumundadır. Kürsülerde söylenen sözün, ekranlarda verilen mesajın, sosyal medyadaki kesilen ahkamların kime yaradığı, kime hizmet ettiği çok iyi hesaplanmalı, ülkenin menfaatine olup olmadığının muhasebesi çok iyi yapılmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi başka Türkiye yok. 86 milyon olarak bizim bu cennet ülkeden başka vatanımız yok. Muhalefet ediyorum bahanesinin arkasına saklanarak kimsenin buna zarar vermeye, Türkiye'deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok. Siyasi yelpazenin hangi kanadında olursak olalım hepimiz önce milletim önce memleketim ilkesi ile hareket etmek mecburiyetindeyiz. Sevgili vatandaşlarım, burada bir hakikatin altını tekrar önemle çizmek istiyorum. Dünyamız globalleşirken sorunlar, krizler, fırsatlar da küresel bir boyut kazanmakta, kelebek etkisi denilen gerçeklikle herkes yüzleşmektedir. Mesafelerin anlamını yitirdiği bu yeni dünyada artık hiç kimse yeryüzünün bir başka noktasında yaşananlara bigane kalma lüksüne sahip değildir.
“Orta Doğu'daki bir ülke hapşırdığında Asya'daki bir ülke kolayca nezle olabilmektedir”
Tabiri caizse günümüzde Orta Doğu'daki bir ülke hapşırdığında Latin Amerika veya Asya'daki bir ülke kolayca nezle olabilmektedir. Hatırlayın, 2008'deki mortgage krizinin tüm dünyaya yayılması sadece birkaç hafta aldı. Rusya Ukrayna Savaşı'nın sebep olduğu gıda kıtlığı en çok Afrika ülkelerini vurdu. COVID-19 salgınının kısa sürede nasıl küresel bir sağlık krizine, daha sonra da ekonomik, siyasi ve sosyal krize evrildiğine hep beraber şahit olduk. Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır. Küresel ekonomi ile bütünleşmiş her ülke gibi bizler de dışarıdaki olumlu olumsuz her hadiseden bir şekilde etkileniyoruz. Özellikle bölgemizdeki ateşin alevi olmasa dahi maalesef dumanı bize de ulaşıyor, bize de sirayet ediyor. Ama biz gerek 23 yıldır ekonomiden yatırımlara, güvenlikten enerjiye, ticaretten turizme her alanda attığımız adımlar, gerekse vakitlice aldığımız tedbirler sayesinde bunu diğer ülkelere nispetle asgari düzeyde tutuyoruz.
“Oyunların bozulmasına katkı sağladık”
Mesela gübreden enerji tedarikine, savunma yeteneklerinden ulaştırmaya süratle hayata geçirdiğimiz önlemlerle en sıkıntılı günleri suhuletle atlattık. Türkiye'yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik. Ayrıca müzakere, diyalog ve diplomasiyi önceleyen barışçıl politikamızla gerilimin düşürülmesi, sükunetin tekrar sağlanması için gayret gösterdik. Bölgedeki Türk ve Kürt kardeşlerimizle diyaloğumuzu daha da artırarak istikrarsızlığı derinleştirecek oyunların bozulmasına katkı sağladık."
“Bizi yok sayanlar hayranlıklarını gizleyemiyor”
Savunma sanayi fuarlarındaki başarı rakamlarına ve Türk Dünyası vizyonuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan; SAHA EXPO, Efes Tatbikatı ve Kazakistan ziyareti kapsamındaki gelişmeleri aktardı.
Erdoğan, küresel aktörlerin Türkiye'ye bakışındaki değişimi şu şekilde ifade etti:
"Türkiye'nin bölgesel çatışma ve krizleri yönetmedeki becerisi bu süreçte bir kez daha görülmüştür. Etrafımızı kuşatan istikrarsızlığa rağmen Türkiye bölgesinin istikrar adası olarak temayüz etmiştir. Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir. Değerli basın mensupları, bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. Uluslararası yatırımcıların ülkemize yönelik ilgisi günden güne artıyor. Avrupalı devletler Türkiye ile daha farklı ilişkiler kurmanın yollarını arıyor. Yıllarca bizi yok sayanlar, bizi hafife alanlar, bize hasta adam muamelesi yapanlar Türkiye'nin başarıları karşısında hayranlıklarını gizleyemiyor. Türk savunma sanayisi tüm dünyanın gıpta ile takip ettiği bir seyir izliyor. En son Saha Expo 2026'da buna bir kez daha bizzat şahitlik ettik. Beşincisi düzenlenen Saha 2026 savunma sanayi alanında Türkiye'nin sahip olduğu yeteneklerin ve vizyonun ortaya konulmasına vesile oldu. Dünyanın 120 ülkesinden 1700'ü aşkın firmanın iştirak ettiği fuarda 200'den fazla yeni ürün tanıtıldı. 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını ihracata yönelik anlaşmalar oluşturdu. 50 farklı ülkenin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz Efes 2026 tatbikatımız dostlarımıza güven hasımlarımıza korku veriyor."
"Tarih yazan bir Türkiye gerçeği var"
Kazakistan ziyareti, Türk Devletleri Teşkilatı gayriresmi zirvesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin temsiliyetine dair ayrıntıları paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum liderlerin ideallerinin gerçekleştiğini belirtti. Erdoğan, diplomasi trafiğini şu sözlerle aktardı:
"Sadece savunma sanayi ve askeri alanda adından söz ettiren değil, Türk dünyası ile ilişkilerinde de tarih yazan bir Türkiye gerçeği var. Aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatımız merhum İsmail Gaspıralı'nın dilde, fikirde, işte birlik ideali doğrultusunda ticaretten enerjiye, kültürden eğitime birçok alanda iş birliğini güçlendiriyor. Türkiye dışında da Türk var dedikleri için tek parti döneminde tabutluk adı verilen işkencehanelere atılanların hayallerini bugün Türk Dünyası vizyonuyla adım adım hayata bugün biz geçiriyoruz. Merhum Turgut Özal'ın 34 yıl önce söylediği ‘Türkiye'nin önünde hacet kapıları açılmıştır, 21. asır Türk ve Türkiye asrı olacaktır’ sözü Elhamdülillah artık hızla kuvveden fiile çıkıyor. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, bu gerçeğe son Kazakistan ziyaretimizde bir kez daha tanık olduk. Kazakistan'la farklı alanlarda 12 belgeye ilave olarak ‘Ebedi Dostluk ve Genişletilmiş Stratejik Ortaklık Bildirisi’ne imza attık. 10 milyar dolar ticaret hacmimizi 15 milyar dolara çıkarmayı hedefimizi bir kez daha teyit ettik. Hoca Ahmet Yesevi'nin şehri Türkistan'da Türk Devletleri Teşkilatı'nın gayriresmi zirvesini başarıyla gerçekleştirdik. Tabii zirvede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman'ın da bulunması bizim için çok anlamlıydı. Teşkilatın 13. zirvesine sonbaharda biz ev sahipliği yapacağız. Dönem başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı'nın hem içeriye dönük derinleşmesi hem de dışarıya dönük güçlenmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz."
"Türkiye'nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır"
Ekonomik kalkınma verilerini 2002 yılıyla kıyaslayarak uzun vadeli büyüme projeksiyonunu sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör prangasının kalkması durumunda kaynakların aktarılacağı alanları tanımladı.
Erdoğan, geleceğe yönelik taahhütlerini şu ifadelerle özetledi:
"Şunu bir defa tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim. Dünün önünü göremeyen Türkiye'sinden nasıl buralara geldiysek inşallah yarın çok daha iyi yerlere geleceğiz. Yıllık yalnızca 248 milyon dolar savunma ihracatı yapan ülkesinden bugün 10 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştiren Türkiye'sine nasıl ulaştıysak inşallah çok yakında bu alanda dünyanın ilk 10 ülkesi arasına da gireceğiz. 2002'nin 236 milyar dolarlık ekonomisinden günümüzün 1,6 trilyon dolarlık ekonomisine nasıl geldiysek 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe de inşallah uzak olmayan bir tarihte erişeceğiz. Nasıl 2026'nın Türkiye'si 2002'nen Türkiye'sine göre daha gelişmiş, daha büyümüş ve kalkınmış durumdaysa yarının Türkiye'si de bugünün Türkiye'sinden daha güçlü, daha ileri, daha müreffeh ve muktedir olacaktır. Bilhassa yarım asırdır ülkemizin ayağına bağ olan terör prangasından kurtulmamızla birlikte Türkiye'nin önünde yepyeni bir yol açılacak, terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık eğitime, sağlığa, üretime, ulaştırmaya harcanacak, Türkiye'nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır. Tüm çabamız, tüm mücadelemiz işte böyle bir Türkiye'nin inşası içindir. Bundan geri dönüş, taviz, yavaşlama söz konusu değil ve olmayacaktır.
“Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olarak…”
Ne yapıyorsak Türkiye'nin ekonomisini büyütmek, itibarını artırmak, sözünün etkisini ve ağırlığını daha da güçlendirmek için yapıyoruz. Muhalefetin bizi çekmek istediği kısır tartışmalara, ülkeye ve millete hiçbir faydası olmayan polemiklere prim vermeden iş üretiyor, hizmet üretiyoruz. İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz. Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olarak 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da eserlerimizle, hizmetlerimizle konuşacağız. Türkiye'yi yeni başarılarla buluşturma mücadelemizin kesintiye uğramasına ve uğratılmasına müsaade etmeyeceğiz. Milletimizin bizim ne yapmaya çalıştığımızı gayet iyi bildiğine inanıyor, vatandaşlarımdan bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum."
"Uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyoruz"
Konuşmasının son bölümünde dış politikadaki insani krizlere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze yardım konvoyuna yönelik gerçekleştirilen engellemeleri kınayarak uluslararası mekanizmaları göreve çağırdı.
Erdoğan, yaklaşan dini bayram öncesi iyi dileklerini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Aziz milletim, bizim de çabalarımız sayesinde 11 Ekim'de varılan ateşkese rağmen İsrail, Gazze'ye yönelik hukuk, ahlak ve insanlık dışı politikalarını ne yazık ki sürdürüyor. İnsani yardım girişimlerinin engellenmesinden Gazzeli sivilleri hedef alan hava saldırılarına kadar her türlü barbarlığı sergiliyor. İsrail'in nasıl faşist bir zihniyet tarafından yönetildiğine bugün bir kez daha şahit olduk. Gazze'ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu'na İsrail güçleri tarafından hem de uluslararası sularda bir saldırı düzenlendi. 40 farklı ülkenin vatandaşından oluşan Sumud Filosu'nun umut yolcularına yönelik bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum. Türkiye'nin Gazze halkının ve Gazze'ye yardım eli uzatanların yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum. İsrail'in saldırıları uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını asla engelleyemeyecek. Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri için gerekli girişimlerde bulunuyoruz. İsrail'in hukuk ve kural tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyoruz. Aziz milletim, değerli basın mensupları, önümüzdeki hafta inşallah mübarek Kurban Bayramı'nı idrak edeceğiz. Vatandaşlarımın, gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin, ayrıca İslam aleminin Kurban Bayramı'nı şimdiden tebrik ediyorum."
Kaynak:
GDH Haber
GDH Digital Telegram kanalına abone olabilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gençlere uyarı: Karanlık siyasi emellere aparat olmayın
Türk dünyasının liderleri Türkistan’da bir araya geliyor
Ukrayna Rusya'nın kalbine SİHA saldırısı düzenledi
ABD ve İran'ın anlaşma talepleri belli oldu: Beklentiler oldukça farklı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Türk dünyasına yeni şiar: Dijital vizyonda birlik
Rusya’da mahkûm sayısı yüzde 40 azaldı
DİĞER HABERLER
Seri cinayetlere eski eşinden başlamış! Mersin'de ölü sayısı 6'ya yükseldi
Tokat'ta sağanak ve taşkın alarmı! Okullar 3 gün tatil edildi
Son Dakika: Özkan Yalım ek ifade verdi
Mersin'de ortalığı kana buladı! Pompalı cani 4 kişiyi katletti
2026 Güncel sıfır otomobil fiyatları | 0 km Ford, Fiat, Volkswagen, Renault güncel fiyat listesi nasıl?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan fırsatçılara net mesaj
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz partisinden istifa ettiğini duyurdu
Yürekleri dağlayan anlar! Şehitlerimize acı veda
Emekli bayram ikramiyesi ne zaman yatacak? Emekli maaşları bayramdan önce yatacak mı?
İZSU kesintiler listesi | 18 Mayıs İzmir'de su kesintisi var mı, hangi ilçelerde, ne zaman tamir edilecek?



