Foreign Affairs: Trump'ın otoriter stratejisi 2026'da dünya için neler getirecek?
ABD, 2025 yılında dünyayı nasıl “rekabetçi bir otoriterliğe” sürükledi? Trump'ın otoriter stratejisi 2026'da dünya için neler getirecek?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 27.12.2025 - 01:40
ABD'nin politika yapıcı yayın organlarından Foreign Affairs'de, 2025 yılı biterken, ABD Başkanı Trump'ın neredeyse iki yılını geride bırakan yeni döneminin ABD ve dünya açısından değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD Başkanı Trump'ın ikinci döneminde, Amerika Birleşik Devletleri'ni “rekabetçi bir otoriterliğe” doğru sürüklediği ve bunun sadece, ABD içerisinde değil, küresel arenada da büyük etkiler uyandırdığı tespiti yapılan analizde, 2026 yılının da bu gerçekliği pekiştirecek gelişmelere gebe olduğu tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; ABD'nin ve Trump yönetiminin bu stratejisinin 2026 yılında dünyaya neler getirebileceğine dair öngörülere ve değerlendirmelere yer verildi.
İşte Foreign Affairs'de yayınlanan analiz:
ABD Başkanı Trump, Kasım 2024'te yeniden seçildiğinde, Amerikan düzenine sadık olan büyük bir kesim, sadece omuz silkmeyi seçti. Ancak geride kalan yaklaşık 2 yılın ardından durum artık bu kadar basit değil.
Trump'ın ikinci döneminde, Amerika Birleşik Devletleri rekabetçi otoriterliğe doğru sürüklendi ve bu sadece ABD içerisinde değil, küresel arenada da büyük etkiler uyandırdı.
Rekabetçi otoriter rejimler, yirmi birinci yüzyılın başlarında Hugo Chavez'in Venezuela'sında, Viktor Orban'ın Macaristan'ında ve Narendra Modi'nin Hindistan'ında görülür sanılıyordu. Ancak ABD, Trump yönetimi iktidara getirerek adeta tüm bu örnekleri geride bıraktı.
Fakat oyun henüz bitmedi.
merika Birleşik Devletleri'nin rekabetçi otoriterliğe doğru çizgiyi aşmış olması, demokratik gerilemesinin geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşması ve Trump'ın otoriter saldırı stratejisi, 2026 yılında da dünyayı sarsabilir.
İlk olarak ve ABD kıtası için herşeyden önce Amerikalılar otoriter bir hükümetle karşı karşıya.
2025 yılında Amerika Birleşik Devletleri, tam anlamıyla bir demokrasi olmaktan çıktı ve saldırgan tutumu, sadece ülke içerisinde değil dünyada da büyük bir tepki ve etki oluşturdu.
İkinci olarak ise; Trump'ın giderek otoriterleşen hükümetine karşı, adeta teslimiyete imza atan AB başta olmak üzere müttefik ülkeler, artık küresel araneda yeni bir gerçekliği kabul etmiş oldu.
Kurumsal güç operasyonu
Amerika Birleşik Devletleri'nin Trump'ın ikinci döneminde rekabetçi otoriterliğe doğru sürüklenmesi, sadece ABD devlet kurumlarını değil, BM'den UCM'ye kadar uluslararası kurumları da yeniden dorgulanır hale getirdi.
Trump'ın emriyle, yerel olarak New York eyalet başsavcısından, uluslararası arenada ise Uluslararası başsavcısına kadar çok sayıda isim hedef haline geldi.
Hedef alınanların çoğu, her otokratın bildiği gibi, kararlı ve sadık bürokratlar olmak yerine adaleti temsil etmek isteyen isimlerdi.
Yani Trump tarafından adeta silaha dönüştürülmüş bir adalet sistemi, hem yerel hem de uluslararası anlamda adeta esir alındı.
Diğer taraftan, Trump yönetimi, El Salvador, Macaristan, Hindistan ve Venezuela'daki seçilmiş otokratlar gibi, bağımsız medyaya da baskı altına aldı.
Wall Street Journal, BBC ve New York Times gibi yayın organlarına dava açtı ve mahkeme kararlarını beklemeden bu kurumları yok etmek ile tehdit etti.
Misilleme korkusu ve kurumsal tehdit
Trump yönetiminin otoriter saldırılaru neredeyse tüm dünyayı tehdit ederken, misilleme korkusu da küresel siyasi oyun alanını değiştirmeye başladı.
ABD'nin müttefikleri, yaşadıkları misilleme korkusu nedeniyle, Trump ABD'sine olan eleştirile dair kendi ülkelerindeki sesleri susturmaya çalıştı ve buna devam ediyor.
Son olarak ise; Trump'ın gelecekteki seçimleri ne kadar manipüle edeceği belirsizliğini koruyor.
Hem ABD hem de AB başta olmak üzere küresel demokrasi yanlısı güçler, oturup 2026 ve 2028 seçimlerinini sonuçlarındaki kaderlerini bekliyorlar.
Ancak Amerika Birleşik Devletleri'nin demokratik bir yerel ve küresel yönetişime geri dönme olasılığı artık yüksek görünmüyor.
Kaynak:
Foreign AffairsİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
Bakü'dan Moskova'ya Karabağ uyarısı
Paşinyan'dan Putin'e net mesaj: Karabağ meselesi kapandı
Trump’tan şok itiraf: Kürtlere silah gönderdik
İranlı muhalif liderden Trump'a mektup: Savaşı durdurun
DİĞER HABERLER
National Security Journal: ABD'nin İran savaşı ile asıl hedefi Rusya ve Çin mi?
Middle East Monitor: Ortadoğu’da sıfır toplamlı savaşın kilidi nasıl açılacak?
Foreign Affairs: ABD, Rusya gibi çamura mı saplanacak?
National Security Journal: Önce ABD mi yoksa İran mı vazgeçecek?
The National Interest: İran savaşı Arap dünyasını nasıl değiştirecek?
The Hill: ABD ve İsrail, İran'a nasıl boyun eğdirecek?
Newsweek: Trump İran savaşından bir çıkış yolu bulmak zorunda
TIME: Çin neden İran'a savaş sırasında destek vermedi?
The New Arab: İsrail'in Güney Lübnan'ı 'Gazzeleştirme' planı
Brussels Signal: Batı'nın yeni müttefiklik sınavı İran!

