Geopolitical Futures: Grönland neden çok önemli?
2. Dünya Savaşı'ndan günümüze kadar Grönland etrafındaki dengeler nasıl değişti? ABD ve Avrupa arasında gerilime neden olan Grönland, neden çok önemli?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 13.01.2026 - 02:15
ABD merkezli düşünce kuruluşlarından Geopolitical Futures'da. Trump'ın açıklamalarının ardından ABD ve Avrupa arasında büyük bir kriz noktası haline gelen Grönland'ın stratejik önemine dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ın ABD'ye devredilmesi ile ilgili tehditkar açıklamalarının arka planında, adanın askeri olarak kritik bir önem arzettiği tespitinin olduğu belirtilen analizde, adanın Batı ile Rusya-Çin arasındaki küresel rekabette, nasıl giderek daha önemli bir noktaya geldiğine dair değerlendirmelere yer verildi.
Analizde ayrıca; Grönland'ın özellikle Soğuk Savaş döneminden bugüne kadar neden öneminin daha da arttığına dair bilgilere yer verildi.
İşte Geopolitical Futures'da yayınlanan analiz:
ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka'dan Grönland'ı ABD'ye devretmesini talep etmesinin ardından Avrupa ve ABD arasındaki gerilim giderek artmaya başladı.
Peki Grönland neden önemli?
Grönland'ın, kontrol eden tarafa fayda sağlayacak büyük miktarda nadir toprak elementleri de dahil olmak üzere bazı doğal kaynaklara sahip olduğu doğru, ancak adanın stratejik ve askeri açıdan da kritik olması, adayı daha da önemli hale getiriyor.
Soğuk Savaş sırasında NATO, Moskova'nın batıya ilerlemesini engellerken, Atlantik'teki Alman ve Fransız limanlarını açık tutacak bir acil durum planına sahipti.
Bu plandaki stratejik mantık, ABD'nin bu limanları, Avrupa'da bulunan birliklerini takviye etmek ve ikmal etmek için kullanacağı yönündeydi.
Zira; takviye kuvvetler ve özellikle lojistik destek, Sovyetler Birliği ile uzun süreli bir çatışmayı kazanmanın temelini oluşturuyordu ve Washington'da, bu tür bir çatışmanın uzadıkça Moskova'nın kaybetme olasılığının artacağına inanılıyordu.
Kısacası, NATO'nun Sovyetlerin ilk saldırısını engelleme stratejisi, takviye kuvvetler ve ikmal temeline dayanıyordu.
Sovyetler Birliği'nin ise, ABD ile Avrupa arasındaki ikmal hatlarını kesmesi, yani Atlantik'i bir dereceye kadar kontrol altına alması gerekiyordu. Bunun için de uçak ve denizaltıların kullanılması gerekiyordu.
Yani her iki tarafın da stratejileri, boğazlara ve ikmal için limanlara odaklanmıştı.
Burada kilit noktadaki boğaz ise GIUK Boğazı'ydı.
GIUK Boğaz'ı; Grönland ile İzlanda ve İzlanda ile Birleşik Krallık arasındaki, Atlantik ile Barents Denizi'ni birbirine bağlayan sulardır. Sovyet denizaltılarının Atlantik'e geçebileceği tek yol buydu. GIUK Boğazı'nı kapatmak, Sovyetlerin Avrupa'yı işgalini engellemek için çok önemliydi.
Bu amaçla NATO, GIUK Boğazı'nda denizaltıları tespit etmek ve denizaltı karşıtı silahları görevlendirmek için tasarlanan SURTASS (Surveillance Towed Array Sensor System) sistemini geliştirdi.
ABD bunları tespit edemezse, denizaltılar ABD'nin ikmal hatlarını tehlikeye atabilirdi ve dolayısıyla da, Sovyetlerin herhangi bir savaşa girmeden önce muhtemelen İzlanda ve Grönland'ı ele geçirecek ve aynı zamanda İngiliz denizaltı karşıtı üslerini vuracaktı.
Günümüz dünyasında Grönland'ı önemi daha da artıyor
Son dönemde yaşanan küresel gelişmelerin ardından, özellikle Atlantik ve Grönland'ı ilgilendiren yeni bir güvenlik sorunu ortaya çıktı.
Rusya ve Çin'in Kuzey Amerika'ya saldırmak için Kuzey Kutbu'nu bir geçiş yolu olarak kullanması, ABD'yi düşündürmeye başladı. Zira Grönland, böyle bir ortamda hava saldırılarını ve deniz tehditlerini engellemek için hayati bir üs haline geldi.
Tüm bu nedenler ve Rusya ile Çin'in transpolar sistemler geliştiriyor olması, Trump'a göre ABD için Grönland'ı stratejik bir zorunluluk haline getirdi.
Trump'a göre Grönland'a sahip olması ile birlikte ABD, Batı Yarımküre'ye güç yaymak isteyen potansiyel düşmanlarını, bu bölgede caydırabilecek bir savunma noktasına sahip olacak.
Sonuç
Şüphesiz olarak ABD'nin Avrupa güvenliğine olan bağlılığı NATO'nun da temelini oluşturuyor.
Trump, savaş durumunda ABD'ye yardım etmekten sorumlu olacak şekilde ittifakı yeniden şekillendirmeye çalışıyor olabilir. Bu, güvenliğini her zaman ABD'nin sorumluluğunda gören Avrupa için şaşırtıcı ve hoş olmayan bir fikir süreç olarak görünüyor.
Danimarka'dan Grönland'ın ABD'nin kontrolü altına girmesine izin vermesini talep etmek tuhaf görünüyor. Ancak tüm gelişmeler ışığında, Trump'ın planı aslında Avrupa için de kritik bir önem taşıyor.
Kaynak:
Geopolitical FuturesİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
The Economist: Liberal uluslararası düzen parçalanıyor mu?
USS Gerald R. Ford’da kronik kanalizasyon arızası kriz yarattı
Seul'den Pyongyang'a "BM kararlarına uyun" çağrısı
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'dan toplumsal birlik çağrısı
DİĞER HABERLER
Middle East Monitor: İsrail Türkiye'yi neden tehlike olarak görüyor?
Foreign Affairs: Trump ABD'nin gücünü nasıl otokrasiye dönüştürüyor?
Arab News: Türkiye'nin Afrika politikasında sert ve yumuşak güç
Middle East Eye: ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığı ve transferler
The New Arab: Oslo'dan günümüze İsrail Batı Şeria'daki ilhakı
The Wall Street Journal: Rejimin çökmesi İran'da nasıl bir tablo ortaya çıkarır?
Newsweek: ABD, İran'da nasıl bir askeri senaryo hazırladı?
TIME: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” ve küresel düzene etkisi
Eurasia Review: Rusya-Ukrayna müzakereleri sonuca ulaşacak mı?
Axios: ABD ve İran büyük bir savaşa doğru ilerliyor


