Gulf State Analytics: 2026'da Ortadoğu'yu neler bekliyor?
Çatışmalar ve büyük rekabetlerle geçen 2025'in ardından Ortadoğu'yu neler bekliyor? İşte 2026 yılında Orta Doğu'yu şekillendirecek noktalar ve beklentiler.
0:00
-0:00
Son Güncelleme: 03.01.2026 - 01:37
ABD merkezli düşünce kuruluşlarından Gulf State Analytics'de, 2025 yılında savaşlarla ve çatışmalarla sarsılan Ortadoğu'nun geleceğine dair değerlendirmelerin yapıldığı bir analiz yayınlandı.
2025 yılında, Ortadoğu'da çok sayıda noktada yaşanan savaş ve çatışmaların ardından, bölgeyi 2026 yılında da zor bir dönem beklediği tespiti yapılan analizde, bölgenin bir dizi jeopolitik ve güvenlik eğilimi açısından küresel açıdan da yakından takip edilmesi gerektiği belirtildi.
Analizde ayrıca; İsrail-İran, Gazze, Yemen ve Sudan gibi çok sayıdaki noktaya dair gelişmelere ve beklentilere dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte Gulf State Analytics'de yayınlanan analiz:
2026 yılında Ortadoğu, bir dizi jeopolitik ve güvenlik eğilimi açısından yakından takip edilmelidir.
İsrail ile İran arasında savaşın yeniden başlaması olasılığından, birçok sıcak noktada gelişen dinamiklere kadar, bir dizi çözülmemiş değişken 2026 yılında Orta Doğu'nun gidişatını şekillendirecek.
Yeni yılda İsrail, Orta Doğu'da rakipsiz bir hegemonyacı güç olarak yükselmeye çalışacaktır. Tel Aviv'in İran'ın “Direniş Ekseni”nden geriye kalanlar da dahil olmak üzere atacağı adımlar, bölgeyi önemli ölçüde etkileyecektir.
İsrail ve İran: Kırılgan ateşkes
İzlenmesi gereken önemli bir nokta, Haziran 2025'te 12 gün süren savaşın ardından imzalanan İsrail ve İran arasında sağlanan ateşkestir.
Ateşkes son altı ayda büyük ölçüde sürdü, ancak önümüzdeki aylarda bozulabileceğine dair endişeler devam ediyor.
Özellikle, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun 29 Aralık'ta Florida'da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesi sırasında bu konu yeniden gündeme geldi.
İran'ın nükleer tehdidi algısı, İsrail ve Amerikan neo-muhafazakarlarının İran'a saldırı için öne sürdükleri argümanların merkezinden büyük ölçüde çekildi ve dikkatler artık neredeyse tamamen Tahran'ın füze kapasitesine odaklanmış durumda.
20 Aralık'ta İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Eyal Zamir'in, ABD Merkez Komutanlığı'ndan Amiral Brad Cooper'a, Tel Aviv'in İran Devrim Muhafızları'nın yakın zamanda gerçekleştirdiği füze tatbikatından derin endişe duyduğunu ve bunun sürpriz bir saldırı hazırlığını gizleyebileceğini söylediği bildirildi.
Bu ateşkesi “inanılmaz derecede zayıf” olarak nitelendiren Arap Körfez Devletleri Enstitüsü'nün kıdemli araştırmacısı Dr. Hussein Ibish de yaptığı değerlendirmede;
“İsrailliler İran'a yönelik bombardıman kampanyasını yeniden başlatmak için sabırsızlanıyor ve bunu çok yakında, belki de 2026'nın ilk yarısında yapmaya çalışabilirler”
ifadelerini kullandı.
Asıl önemli soru ise, Beyaz Saray'ın Netanyahu'nun çatışmayı yeniden alevlendirme çabasına boyun eğip eğmeyeceği. Bu durumi İran konusunda İsrail liderliğini dizginleyeceği mi yoksa cesaretlendireceği mi tahmin etmeyi son derece zorlaştırıyor.
Gazze: Kırılgan ‘ateşkes’ ve devam eden belirsizlik
2026 yılında Filistinlilerin İsrail işgalinden kurtulmuş bağımsız ve egemen bir devlet kurması olası görünmüyor.
Ancak önümüzdeki yıl için merkezi soru, Trump'ın “barış girişimi”nin, İsrail'in ihlallerine rağmen Ekim 2025'te sağlanan ateşkesin devam etmesi halinde ilerleyip ilerlemeyeceği ya da ateşkesin tamamen çöküp İsrail'in bu bölgeye yönelik yeniden topyekün askeri saldırılar başlatmasına yol açıp açmayacağıdır.
İsrail'in 2025 Mart ayında Gazze'de görüldüğü gibi ateşkesleri ve diplomasiyi baltalayan geçmişi göz önüne alındığında, Washington'un onayıyla askeri operasyonların yeniden başlayabileceğini beklemek için pek çok neden var.
10 Ekim'de Gazze ateşkesinin yürürlüğe girmesinden bu yana, İsrail güçlerinin 730'dan fazla ihlal gerçekleştirdiği, bunların arasında hava ve topçu saldırıları ile 400'den fazla Filistinlinin öldürüldüğü doğrudan ateş açma olayları da bulunduğu bildiriliyor.
19 Aralık'ta ABD, Mısır, Katar ve Türkiye temsilcilerini bir araya getiren Miami görüşmeleri, tüm tarafları ateşkesi sürdürmeye çağıran ortak bir bildiri ile sona erdi. Ancak, İsrail'in gelecekteki ihlallerine yönelik herhangi bir yaptırım olmaksızın, Tel Aviv'in itidal göstereceğini beklemek için pek bir neden yok.
Suriye'nin Esed sonrasıgeleceği: Kırılganlık içinde göreceli istikrar
Suriye, Esed sonrası dönemin ikinci yılına girerken, 2026 yılının ilk ayları, Cumhurbaşkanı Ahmed Şaraa hükümetinin üniter bir sistem altında ne ölçüde istikrar sağlayabileceğini gösterecek.
İsrail'in saldırganlığı, DEAŞ yeniden canlanması ve azınlık toplulukları iel Şam hükümeti arasındaki gerginliğin artması gibi bir dizi zorluk, başarılı bir geçişi baltalayabilir.
Suriye'nin 2026 ve sonrasında istikrar kazanma olasılığı, büyük ölçüde Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, Türkiye ve Avrupa ülkelerinin desteğine bağlı olacaktır.
Eski rejimin düşüşünden bu yana, KİK içindeki bazı Arap ülkeleri arasındaki rekabetler Suriye'yi zayıflatmamıştır ve Esed'in devrilmesinden sonraki bir yıl içinde, Körfez başkentleri ve Ankara, devletin çöküşünü önlemek için büyük ölçüde aynı çizgide hareket etmiştir.
Hatta birlikte hareket ederek, İsrail'in çıkarlarına aykırı olarak Beyaz Saray'ı Suriye'ye yönelik ABD yaptırımlarını kaldırması için başarılı bir şekilde lobi yaptılar.
Sudan ve Yemen'de yüksek riskler
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Suudi Arabistan arasında bölgesel liderlik için süren rekabet, 2026 yılında daha da yoğunlaşacak gibi görünüyor. Sudan ve Güney Yemen'deki gelişmeler, bu rekabeti izlemek için kilit öneme sahip alanlar olarak öne çıkıyor.
Ekim ayı sonunda Hızlı Destek Güçleri'nin El-Fasher'de gerçekleştirdiği katliamların ardından küresel dikkatlerin Sudan'a çevrilmesiyle Abu Dabi, bu paramiliter gruba verdiği destek nedeniyle Batı'da artan bir incelemeye maruz kalıyor.
Buna karşılık, Suudi Arabistan Sudan Silahlı Kuvvetleri'ne daha destekleyici bir tutum benimsedi ve bu da iki Körfez Arap monarşisini Nisan 2023'te patlak veren bir çatışmada karşı karşıya getirdi.
BAE'nin Hızlı Destek Güçleri'ni silahlandırmasının nedenleri arasında, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu'nda giderek daha özerk bir dış politika izleme arzusu yer alıyor ve bu da Abu Dabi'nin Riyad ve diğer Arap başkentlerinden bağımsız çıkarlar peşinde olduğunu ortaya koyuyor.
Sudan'daki savaş devam ederken, parçalanmış bir ülkede Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki rekabetin tırmanması, jeopolitik açıdan büyük yankılar yaratarak iki Körfez gücü arasındaki ilişkileri derinden etkileyebilir.
BAE destekli Güney Geçiş Konseyi'nin Husi kontrolü dışındaki neredeyse tüm toprakları ele geçirdiği Yemen'in güney ve doğusundaki son gelişmeler de, Abu Dabi ve Riyad'ın nüfuz rekabetinde merkezi bir rol oynayacak gibi görünüyor.
Yıllarca birleşik bir Yemen'i savunan Suudi Arabistan, Yemen'de Kuzey-Güney bölünmesini engellemeye çalışacak gibi görünüyor.
Tüm bu dengeler ışığında analistler, Sudan ve Yemen'deki son gelişmeler göz önüne alındığında, 2026 yılının BAE-Suudi Arabistan ilişkilerinde önemli zorluklar yaratabileceği konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Sonuç
2026 yılında Orta Doğu, rekabet halindeki hırslar, çözülmemiş çatışmalar ve kırılgan ittifakların hassas dengesi ile tanımlanan bir yıl ile karşı karşıya.
İsrail ile İran arasındaki kırılgan ateşkes, İsrail'in Gazze'de soykırımını yeniden başlatacağına dair korkular ve Esed sonrası Suriye'nin karşı karşıya olduğu zorluklar, bölgesel dinamiklerin ne kadar hızlı değişebileceğini ve bunun sonuçlarının bölgenin çok ötesine yayılabileceğini vurguluyor.
Sonuç olarak, 2026 yılı mevcut ortaklıkların dayanıklılığını, diplomasinin etkinliğini ve bölgesel aktörlerin daha fazla çatışmaya girmeden değişken bir ortamda yolunu bulma kapasitesini test etmeye hazırlanıyor.
Kaynak:
Gulf State AnalyticsİLGİLİ HABERLER
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
The Economist: Liberal uluslararası düzen parçalanıyor mu?
Yemen’de BAE destekli güçlerin stratejik kalesi düştü
Angelina Jolie Refah sınırında: Binlerce yardım kamyonu sadece bekliyor!
New York’un yeni belediye başkanı İsrail yanlısı kararları iptal etti
UnHerd: İran'da protestolar ve ABD'nin olası müdahalesi
DİĞER HABERLER
UnHerd: İran'da protestolar ve ABD'nin olası müdahalesi
Politico: Avrupa tek başına hayatta kalabilecek mi?
Al Jazeera: “Dünya barışı” diyen Trump kaç ülkeyi bombaladı?
The Guardian: ABD'nin Venezuela saldırısının sonuçları ne olur?
Newsweek: Rusya-Ukrayna savaşı 2026 yılında bitecek mi?
The National Interest: 2026 yılı bir İsrail-İran savaşına mı sahne olacak?
The National Security Hour: "Tek kutuplu” düzen nasıl sona erdi?
Arab News: Gazze'nin geleceği için vazgeçilmez aktör Türkiye
Foreign Affairs: Trump'ın otoriter stratejisi 2026'da dünya için neler getirecek?
The Washington Post: İsrail'in Dürziler ve SDG üzerinden Suriye planı


