İsrail Lübnan'ın güneyinde yıkıma devam ediyor - AP
- İsrail ordusunun Güney Lübnan’da köyleri yıkarken altı çok uluslu şirketin ekskavatör ve buldozerlerini kullandığı görüntüler ortaya çıktı.
- İnsan hakları uzmanları, bu ekipmanların savaş suçlarında kullanılması halinde şirketlerin hukuki sorumlulukla karşılaşabileceğini söylüyor.
- İsrail, Lübnan sınırındaki 46’dan fazla köyde ağır yıkım gerçekleştirdi; yıkımların büyük kısmı ateşkes sonrası yaşandı.
- Uzmanlar, şirketlerin “ürünlerimizin nasıl kullanıldığını bilmiyorduk” savunmasının artık geçerli olmayabileceğini vurguluyor.
İngiliz gazetesi The Guardian tarafından doğrulanan fotoğraf ve videolar, İsrail ordusunun Güney Lübnan’da köyleri yıkmak için altı büyük uluslararası şirketin ürettiği ekskavatör ve buldozerleri kullandığını ortaya koydu.
Görsellerde, Caterpillar, Volvo, Hyundai, Doosan, Hitachi ve Komatsu markalı araçların evleri, dükkânları, altyapı tesislerini ve kamu binalarını yıktığı görülüyor.
İsrail’in Lübnan sınırında kontrol ettiği ve “yellow line” olarak anılan 608 kilometrekarelik alandaki köylerin önemli bölümü ağır yıkıma uğradı. Uydu görüntülerini inceleyen araştırma grubu Bellingcat’e göre en az 46 köy ciddi hasar aldı. Bu yıkımların büyük kısmının 17 Nisan’daki Lübnan-İsrail ateşkesinin ardından gerçekleşmesi dikkat çekti.
GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.
İsrail “Hizbullah altyapısı” derken uzmanlar savaş suçu uyarıyor
İsrail ordusu, söz konusu yıkımların Hizbullah’a ait askeri altyapıyı ortadan kaldırmak amacıyla yapıldığını savunuyor. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, sınır hattındaki Lübnan köylerinde bulunan “tüm evlerin yıkılması gerektiğini” söylemişti.
Ancak insan hakları örgütleri bu yaklaşımın uluslararası hukuku ihlal edebileceğini belirtiyor. Human Rights Watch, sivil yerleşim alanlarının geniş ölçekli biçimde yok edilmesinin “keyfi yıkım” kapsamında savaş suçu sayılabileceğini ifade etti.
Uluslararası Af Örgütü İş Dünyası ve İnsan Hakları Programı Direktör Yardımcısı Mark Dummett, şirketlerin hukuki risk altında olabileceğini belirterek, “Lübnan’da sivil mülklerin kapsamlı biçimde yok edilmesine katkı sağlayan şirketler, savaş suçlarına iştirak suçlamasıyla karşı karşıya kalabilir” dedi.
Şirket yöneticileri hukuki sorumlulukla karşılaşabilir
Uzmanlara göre mesele yalnızca ekipman satışı değil, şirketlerin satış sonrası kullanım risklerini bilmesine rağmen önlem almaması.
Dummett, İsrail’in yıllardır Batı Şeria ve Gazze’de benzer iş makinelerini ev yıkımlarında kullandığını hatırlatarak bunun şirketler için “öngörülebilir risk” oluşturduğunu vurguladı.
Ortadoğu’da kurumsal sorumluluk alanında çalışan hukukçu Alreem Kamal ise şu değerlendirmede bulundu:
“Gazze’de benzer ekipmanların kullanıldığına dair çok sayıda belge varken şirketlerin risklerden habersiz olduklarını söylemeleri ikna edici değil”
Kamal’a göre bu durum şirketleri yalnızca hukuki değil, finansal ve itibar açısından da ciddi sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir.
Caterpillar geçmişte de tartışmaların merkezindeydi
Özellikle Caterpillar markalı D9 zırhlı buldozerler, İsrail ordusunun operasyonlarında uzun süredir tartışma konusu. Bu araçlar geçmişte Filistinli sivillere ait evlerin yıkımında ve 2003 yılında Gazze’de ABD’li aktivist Rachel Corrie’nin ölümünde kullanılması nedeniyle uluslararası tepki çekmişti.
Nisan 2026’da ABD Senatosu’ndaki Demokrat üyelerin çoğunluğu, İsrail’e 295 milyon dolarlık Caterpillar D9 satışını durdurma yönünde oy kullanmıştı.
GDH Digital NSosyal kanalını takip edebilirsiniz.
“Bilmiyorduk” savunması zayıflıyor
Bazı şirketler, ürünlerin satıldıktan sonra nasıl kullanıldığını denetleme kapasitelerinin sınırlı olduğunu savunuyor. Volvo, Hitachi ve Komatsu, insan haklarına ilişkin iç politika ve distribütör sözleşmeleri bulunduğunu açıklarken, Hyundai görüntülerdeki araçların şirket tarafından doğrudan satılmadığını ileri sürdü.
Buna karşın uzmanlar, Birleşmiş Milletler’in İş Dünyası ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri uyarınca şirketlerin ürünlerinin insan hakları ihlallerinde kullanılmasını önlemek için gerekli denetim mekanizmalarını işletmekle yükümlü olduğunu hatırlatıyor.
Son yıllarda şirket yöneticilerinin çatışma bölgelerindeki ihlaller nedeniyle yargılanması da emsal oluşturuyor. 2026’da Fransız çimento şirketi Lafarge ve dört eski yöneticisi, Suriye’de silahlı gruplara finansman sağladıkları gerekçesiyle mahkûm edilmişti.
Uzmanlara göre Güney Lübnan’daki yıkım görüntüleri, iş makineleri sektörünün çatışma bölgelerindeki sorumluluğuna ilişkin tartışmaları daha da büyütecek.



