Emmanuel Macron - Reuters
- Macron, ABD ve Çin’e karşı “stratejik bağımsızlık” mesajı verdi.
- Demokratik ülkeler arasında ortak bir vizyon çağrısı yaptı.
- İran konusunda askeri çözümün yeterli olmayacağını söyledi.
- Fransa-Güney Kore ilişkileri “stratejik ortaklık” seviyesine yükseltildi.
Emmanuel Macron, Seul’deki Yonsei Üniversitesi’nde öğrencilerle buluştuğu etkinlikte küresel siyasete dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Macron, Fransa ve Güney Kore gibi demokratik ülkelerin daha yakın işbirliği içinde olması gerektiğini belirterek, Avrupa’dan Kanada’ya, Brezilya’dan Hindistan’a uzanan geniş bir ortaklık vizyonuna işaret etti.
GDH Digital X kanalını takip edebilirsiniz.
“Üçüncü yol mümkün”
Macron, ABD ve Çin arasındaki küresel rekabete değinerek, iki güçten birine bağımlı olmayı reddettiklerini ifade etti.
Macron, konuyla ilgili şu cümleleri kurdu:
“Çin’in baskınlığına bağımlı olmak istemiyoruz, ABD’nin belirsizliğine maruz kalmak istemiyoruz”
Macron, uluslararası sistemde bağımsız bir çizginin mümkün olduğunu savundu.
ABD’ye dolaylı eleştiri
Macron, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası düzene değinerek, bu düzenin mimarı olan ülkelerin bugün sistemi zayıflatmaya başladığını öne sürdü.
Bu ifadeler, dolaylı olarak ABD’nin son dönemdeki dış politika yaklaşımına yönelik bir eleştiri olarak yorumlandı.
“Askeri yöntemler çözüm değil”
Fransa Cumhurbaşkanı, İran krizine de değinerek sorunların yalnızca askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini vurguladı.
Bir ülkenin yönetimi beğenilmediği için müdahale edilmesinin “Pandora’nın kutusunu açmak” anlamına geleceğini belirten Macron, diplomatik çözüm çağrısında bulundu.
GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.
Güney Kore ile ilişkiler güçleniyor
Macron, ziyaret kapsamında Lee Jae Myung ile de bir araya geldi. Görüşmede iki ülke arasındaki savunma ve stratejik işbirliğinin güçlendirilmesi ele alındı.
Ziyaret çerçevesinde Fransa ile Güney Kore arasındaki ilişkiler “genel stratejik ortaklık” seviyesine yükseltildi.
Hegemonyaya karşı mesaj
Macron, Fransa’nın farklı ortaklarla birlikte “bağımsızlık isteyen bir koalisyon” oluşturma hedefinde olduğunu belirterek, her türlü küresel hegemonyaya karşı olduklarını ifade etti.
Bu yaklaşım, Avrupa’nın stratejik özerklik arayışının yeni bir yansıması olarak değerlendiriliyor.


