Middle East Monitor: Yeni Suriye YPG'nin ayrılıkçı hayallerini nasıl sona erdirdi?
İsrail'in açık desteği ve Irak'taki güçlerin desteği, YPG/SDG'de nasıl yenilmezlik hissi yarattı? Yeni Suriye yönetimi, YPG/SDG'nin ayrılıkçı hayallerini nasıl sona erdirdi?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 26.01.2026 - 08:09
İngiltere merkezli önemli yayın organlarından Middle East Monitor, yeni Suriye hükümetinin kararlı askeri operasyonlarının YPG ve uzantılarının Suriye'deki hedeflerini sonlandırma sürecine dair gelişmeleri değerlendirdiği bir analiz yayınladı.
Yeni Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa'nın ilk andan bu yana stratejisinin aslında çatışma üzerine kurulmadığına dikkat çekilen analizde, ancak Şaraa'nın bu yapıların Suriye devleti ve ordusuna entegre olma konusunda oyalayıcı stratejileri sonrası hareket geçtiği belirtildi.
Analizde ayrıca; yeni Suriye hükümetinin bölgede yaşayan Kürt halkı ile YPG milisleri arasında ayrım yapmak için önemli bir çaba gösterdiği ve süreci dikkatle yürüttüğü tespiti yapıldı.
İşte Middle East Monitor'de yayınlanan analiz:
Yeni Suriye hükümetinin kararlı askeri operasyonları, ülkenin kuzeydoğusundaki ayrılıkçı YPG'nin hayallerine son verdi.
Ülkenin büyük bir bölümünü ele geçirdikten sonra Suriye hükümeti, YPG milislerinin hala işgal altında tuttuğu, petrol ve tarım arazileri açısından zengin kuzeydoğu bölgesine yöneldi.
YPG, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak yeniden adlandırılmıştı ve Suriye'nin gerçek anlamda birleşik, istikrarlı ve müreffeh bir ülke olabilmesi için en hayati bölgelerini geri alması gerekiyordu.
Başlangıçta, yeni Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa'nın stratejisi çatışma üzerine kurulmamıştı.
Hükümet, YPG'ye Suriye devleti ve ordusuna entegre olma yolu sunan çok sayıda görüşme gerçekleştirdi. Bu hamle, ülkeyi birleştirmek ve zorlu yeniden inşa sürecini başlatmak amacıyla yapılmıştı.
Ancak YPG, bu girişimleri sürdürülebilir barış için samimi bir tekliften ziyade zayıflık işareti olarak algıladı ve bu yanlış yorum, bir dizi dış faktörün bir araya gelmesiyle tehlikeli bir şekilde büyüdü.
İsrail'in açık desteği ve Irak'taki Kürt yetkililerin siyasi koruma hamlesi, YPG liderlerinde yenilmezlik yanılsaması yarattı.
YPG liderleri, bu desteği kullanarak entegrasyon anlaşmalarından kaçınabileceklerini ve işgal ettikleri topraklar üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırabileceklerini düşündüler.
Bu toprakların birçoğu, 2011 devriminin başlangıcında Beşar Esed hükümeti tarafından Türkiye'ye karşı tampon bölge olarak kullanılmak üzere YPG'ye verilmişti. Diğerleri ise ABD'nin önemli askeri desteğiyle ele geçirilmişti.
Ancak YPG'nin devletle kaçınılmaz çatışması, müttefik Arap kabilelerinin desteğiyle Suriye ordusunun hızla ilerlemesi ile sonuçlandı.
YPG'nin hızlı çöküşü, tarihini bilenler tarafından aslında bekleniyordu. Zira; Suriye iç çatışması boyunca grup, sadakatini Esed rejiminden İran'a, ardından Rusya'ya, sonra ABD ve Avrupa Birliği'ne ve son olarak da İsrail'e kaydırdı.
Yanlış umutlara sarılmak
YPG'nin yenilgisi, uzun süredir onun yönetiminden hoşnutsuz olan Tabka ve Rakka gibi şehirlerde kutlamalarla karşılandı.
Batı medyası ve yabancı karar alıcılar, YPG ve onun terör örgütü PKK bağlantılarını uzun süredir özgürlük savaşçıları ve demokrasinin savunucuları olarak romantikleştiriyorlardı. Ancak son birkaç gün içinde sivillere karşı işlediği suçlar, grubun gerçek yüzünü ortaya çıkardı.
Bunun iki nedeni vardı.
Birincisi, YPG komuta yapısı içindeki PKK'nın sertlik yanlısı liderleri, yeni Suriye devletiyle yapılacak herhangi bir uzlaşmayı ayrılıkçı hedeflerine ihanet olarak görüyorlardı.
İkincisi iseYPG, İsrail ve ABD'nin son anda müdahale ederek kendilerini kurtaracağına dair boş umutlara sarılıyordu.
YPG'nin İsrail ve ABD'nin desteğine güvenmesi önemli bir faktördü. YPG, Suriye hükümet güçlerinin kuzeydoğuyu geri almak için harekete geçmesi halinde İsrail'in bu güçlere saldıracağını varsayıyordu. Grubun eski sözcüsü İsrail medyasına, grubun Tel Aviv'den hayal kırıklığına uğradığını ve halkın yaşananlardan İsrail'i sorumlu tuttuğunu söyledi.
17 Ocak'ta Erbil'de ABD'nin özel temsilcisi Tom Barrack ile YPG komutanı Mazlum Abdi arasında yapılan görüşme, durumu daha da netleştirdi.
Barrack'ın, Abdi'yi entegrasyon anlaşmasını geciktirdiği ve İsrail'i çatışmaya çekmeye çalıştığı için eleştirdiği bildirildi.
Mesaj açıktı. Washington, YPG'nin ayrılıkçı emelleri için kendi çıkarlarını riske atmayacaktı.
Büyük hesap hatası
Yeni Suriye hükümeti, Kürt halkı ile YPG milisleri arasında ayrım yapmak için önemli bir çaba gösterdi.
Şaraa, YPG liderliğini izole etmek ve çatışmanın tüm bir etnik grupla değil, ayrılıkçı bir milisle olduğunu göstermek amacıyla Kürtlerin vatandaşlık haklarını tanıyan ve Kürtçeyi ulusal dil ilan eden bir kararname yayınladı.
Bu, batı medyasının genellikle yapamadığı bir ayrım.
Uluslararası toplum, Suriye'nin toprak bütünlüğünü büyük ölçüde destekliyor ve Türkiye, ateşkes kararını memnuniyetle karşıladı.
Ancak gelinen noktada soru şu:
İsrail, Suriye'deki bazı kozlarını kaybettikten sonra ne yapacak? İsrail, güçleri ülkenin bazı bölgelerini işgal etmeye devam ettikçe ve YPG'ye destek vermesi durumunda Suriye'deki yeni dengeler nasıl şekillenecek?
Kaynak:
Middle East MonitorİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
İsrail'den El Halil’de çocukların futbol sahasına yıkım kararı
ABD’li gazeteci Tucker Carlson: İsrail ABD için çok büyük bir yük
Trump’ın “32 bin kişi öldü” iddiasına İran’dan cevap: Resmi sayı 3 bin 117
Macron’dan ABD Yüksek Mahkemesi’nin tarife kararına ilk yorum
DİĞER HABERLER
The New Arab: Oslo'dan günümüze İsrail Batı Şeria'daki ilhakı
The Wall Street Journal: Rejimin çökmesi İran'da nasıl bir tablo ortaya çıkarır?
Newsweek: ABD, İran'da nasıl bir askeri senaryo hazırladı?
TIME: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” ve küresel düzene etkisi
Eurasia Review: Rusya-Ukrayna müzakereleri sonuca ulaşacak mı?
Axios: ABD ve İran büyük bir savaşa doğru ilerliyor
Middle East Monitor: Gazze nasıl ölüm laboratuvarına dönüştürüldü?
National Security Journal: Avrupa kendi Monroe Doktrini'ni mi ilan edecek?
Asia Times: Trump'ın İran yaklaşımı blöf mü savaş hazırlığı mı?
Eurasia Review: Epstein, İsrail ve cezasızlık düzeninin mimarisi


