NASA evrenin sırlarını paylaştı: James Webb'den nefes kesen yeni görüntüler
NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu, evrene bakışımızı kökten değiştiren net ve büyüleyici kızılötesi görüntüler sunuyor. Yıldız doğumlarından galaksi çarpışmalarına kadar evrenin milyarlarca yıl önceki sırlarını gün yüzüne çıkaran bu kareler, kozmik tarihi yeniden yazıyor.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 16.01.2026 - 10:16
James Webb Uzay Teleskobu'nun 11 Temmuz 2022'de paylaşılan bu ilk görüntüsü, erken evrenin bugüne kadar elde edilmiş en derin ve en keskin kızılötesi karesidir. Hubble Teleskobu’nun benzer görüntüleri üretmesi haftalar sürerken, Webb bu kareyi bir günden kısa bir sürede tamamlamıştır.
Uzayın kapkara derinliklerinde, her biri farklı şekil ve renklere sahip binlerce galaksi parlamaktadır. SMACS 0723 galaksi kümesine ait olan bu gökadalar, kütleçekimsel etkileriyle etraflarındaki diğer galaksilerin görüntülerini bükerek onları adeta mercek altına almakta ve şekillerini değiştirmektedir.
NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu tarafından 12 Temmuz 2022’de paylaşılan bu görüntü, "Kozmik Uçurumlar" olarak bilinen bölgedeki toz ve gaz perdesinin ardında gizlenen bebek yıldızları gün yüzüne çıkarıyor.
Görüntü, alt kısımdaki bulut benzeri bulutsu (nebula) yapısı ile nispeten daha berrak olan üst kısmı birbirinden ayıran yatay ve dalgalı bir hatla ikiye bölünmüş durumda. Her iki bölgeye de serpilmiş olan irili ufaklı sayısız yıldız, uçsuz bucaksız bir yıldız tarlası oluşturuyor. Bulutsunun yapısal formu; sahip olduğu sırtlar, zirveler ve vadilerle bir dağ sırasını andıran büyüleyici bir görünüme sahip.
James Webb Uzay Teleskobu'nun 12 Temmuz 2022'de paylaşılan bu görüntüsü, Güney Halka gezegenimsi bulutsusunda yer alan iki yıldızı yakalıyor: Biri yörüngesine gaz ve toz saçarak ölen bir yıldız, diğeri ise bu bulutsunun karmaşık halkalarının şeklini değiştirmeye yardımcı olan daha genç bir yıldızdır.
İsminin içinde geçen "gezegen" kelimesi —ki bu isim, yüzlerce yıl önce bu nesneleri gözlemleyen gökbilimcilerin onları ilk gördüklerindeki algısından gelmektedir— sizi yanıltmasın; bunlar aslında Güneş benzeri ölen yıldızların dışarı attığı toz ve gaz kabuklarıdır. Bulutsu, kırmızımsı turuncu gaz ve toz püskülleriyle kaplı, düzensiz bir oval şeklindedir.
James Webb Uzay Teleskobu'nun 12 Temmuz 2022'de paylaşılan Stephan Beşlisi görüntüsünde, dördü birbiriyle etkileşim içinde olan toplam beş galaksi görülüyor. Bu çarpışan galaksiler, kütleçekimsel bir dansla birbirlerini çekip esnetiyorlar.
Arka planda yer alan yüzlerce çok daha küçük ve uzak galaksiye kıyasla oldukça büyük görünen bu beş galaksinin her biri, parlak beyaz bir çekirdeğe sahip olsa da; boyut, şekil, yapı ve renk bakımından kendine has özellikler taşıyor
James Webb Uzay Teleskobu'nun Yakın Kızılötesi Kamerası (NIRCam) ve Orta Kızılötesi Enstrümanı (MIRI) verilerinin birleştirilmesiyle elde edilen ve 2 Ağustos 2022'de paylaşılan bu görüntü, tekil karelerde seçilmesi zor olan ayrıntıları gün yüzüne çıkarıyor.
Araba Tekerleği (Cartwheel) galaksisi, yaklaşık 400 milyon yıl önce gerçekleşen yüksek hızlı bir çarpışmanın eseri. Bu galaksi; parlak bir iç halka ve büyüleyici renklere sahip bir dış halka olmak üzere iki temel yapıdan oluşuyor. Her iki halka da, tıpkı bir şok dalgası gibi, çarpışmanın merkezinden dışarıya doğru genişlemeye devam ediyor.
NASA'nın James Webb Uzay Teleskobu tarafından yakalanan ve 22 Ağustos 2022'de paylaşılan bu Jüpiter görüntüsü, gezegenin detaylarını ortaya çıkaran üç özel kızılötesi filtreye sahip Yakın Kızılötesi Kamera (NIRCam) kullanılarak elde edildi.
Bu geniş açılı karede Webb; gezegenin kendisinden bir milyon kat daha sönük olan narin halkalarını ve Amalthea ile Adrastea isimli iki küçük uydusunu bir arada sergiliyor. Arka planın alt kısmında göze çarpan bulanık noktalar ise muhtemelen bu devasa gezegenin görüntüsüne "davetsiz misafir" gibi sızan (photobombing yapan) uzak galaksilerdir.
James Webb Uzay Teleskobu tarafından 31 Ağustos 2022'de paylaşılan bu görüntü, "Hayalet Galaksi" olarak da bilinen M74'ün kalbini gözler önüne seriyor.
Teleskop, galaksinin merkezinden dışarı doğru süzülen ve sarmal bir desen oluşturan gri iplikçikleri (filamentleri) tüm detayıyla açığa çıkardı. Galaksinin mavi ve pembe tonlarla belirginleşen bu sarmal kolları, yıldızların doğduğu aktif bölgeleri temsil ediyor. Galaksinin tam merkezinde yer alan mavi renkli benekli yapı ise, galaksi çekirdeğinin etrafında filizlenen genç yıldızları simgeliyor.
James Webb Uzay Teleskobu tarafından yakalanan ve 6 Eylül 2022'de paylaşılan bu uzay görüntüsü, Tarantula Bulutsusu'nda daha önce hiç görülmemiş binlerce genç yıldızın detaylarını gün yüzüne çıkarıyor.
Webb'in Yakın Kızılötesi Kamerası (NIRCam) ile çekilen bu görüntünün merkezi, soluk mavi renkte görülen devasa genç yıldızların yaydığı radyasyonla adeta oyulmuş durumdadır. Bulutsunun sadece en yoğun çevre bölgeleri bu kozmik aşınmaya karşı direnç gösterebilmiş; bu direnç sonucunda da merkezdeki yıldız kümesine doğru yönelmiş gibi görünen sütun yapıları oluşmuştur. Oluşumu devam eden yıldızlara ev sahipliği yapan bu sütunlar, nihayetinde kozalarından çıkacak olan genç yıldızlarla birlikte bulutsuyu şekillendirmeye devam edecektir.
James Webb Uzay Teleskobu, 21 Eylül 2022'de paylaşılan görüntüsüyle Neptün gezegeninin halkalarını son 30 yılı aşkın sürenin en net haliyle yakalayarak bu buz devini yepyeni bir ışık altında sergiledi.
Görüntüdeki en çarpıcı unsur, gezegenin dinamik halkalarının sunduğu keskin görünümdür. Teleskobun Neptün'den elde ettiği bu ilk kare, buz devinin atmosferindeki yalnızca kızılötesi spektrumda seçilebilen bazı temel özellikleri de gün yüzüne çıkarıyor. Karede en çok dikkat çeken detaylar ise metan buzu bulutlarını temsil eden bir dizi parlak lekedir. Atmosferin yükseklerinde yer alan bu bulutlar, güneşten gelen parlak ışığı yansıtmaktadır.
James Webb Uzay Teleskobu tarafından 12 Ekim 2022'de paylaşılan bu görüntüde, yıldızlarla dolu karanlık uzayın merkezinde parlayan bir nokta görülüyor. Bu parlak nokta aslında her sekiz yılda bir gerçekleşen iki yıldızın randevusudur. Uygun koşullar oluştuğunda, bu gaz akışlarının çarpışması sonucunda yeni bir toz halkası meydana gelir. Webb, burada görülen toplam 17 halkadan 15'ini ilk kez keşfederek gözler önüne seriyor. Wolf-Rayet 140 olarak bilinen bu yıldız çifti, uzay boşluğuna devasa miktarda gaz iten son derece güçlü rüzgarlar üretmektedir.
James Webb Uzay Teleskobu’nun 19 Ekim 2022’de paylaşılan bu görüntüsünde, “Yaratılış Sütunları”, sol alt kısımdan başlayıp sağ üste doğru uzanan yarı saydam pas kırmızısı gaz ve toz katmanlarına sahip. İlk kez 1995’te Hubble Teleskobu tarafından yakalanan Yaratılış Sütunları, bu kez Webb Teleskobu ile insan gözünün göremediği yakın kızılötesi ışık altında fotoğraflandı. Kızılötesi görüş yeteneği, Webb'in toz bulutlarını delip geçerek arkasındaki pek çok yıldızı açığa çıkarmasını sağlıyor. Webb’in elde ettiği bu görüntü, gaz ve toz miktarlarının yanı sıra bölgedeki yeni doğan yıldızların çok daha hassas bir şekilde sayılabilmesine olanak tanıyor.
James Webb Uzay Teleskobu, 9 Kasım 2022'de paylaşılan bu Wolf-Lundmark-Melotte (WLM) cüce galaksisi görüntüsüyle, Samanyolu'nun dışındaki sönük yıldızları tek tek seçebilme kabiliyetini sergiliyor. Dünya'ya sadece 3 milyon ışık yılı mesafede bulunan WLM, galaktik komşuluğumuzdaki bir cüce galaksi olarak nitelendiriliyor. WLM, aynı zamanda erken evrendeki galaksilerle benzer bir kimyasal yapıya sahip; bu da onun hidrojen ve helyumdan daha ağır elementler açısından fakir olduğu anlamına geliyor. Bu karakteristik özellikleri, erken evrendeki örneklere benzeyen küçük galaksilerde yıldızların nasıl doğduğunu ve evrimleştiğini araştırmak için WLM'yi ideal bir çalışma alanı kılıyor.
James Webb Uzay Teleskobu, 16 Kasım 2022'de yayınlanan bir görüntüde, yeni bir yıldız oluşurken meydana gelen ateşli bir kum saatini yakaladı. Bu ışıklı "kum saati"nin boyun kısmında, önyıldız olarak adlandırılan yeni bir yıldızın en erken aşamaları gizlenmiş durumda. Bu önyıldız, Güneş'in kütlesinin sadece küçük bir kısmına sahip olan sıcak ve şişkin bir gaz kümesidir. Çevresindeki maddeyi içine çektikçe çekirdeği sıkışacak, daha da ısınacak ve nihayetinde nükleer füzyonu başlatarak gerçek bir yıldızı meydana getirecektir.
James Webb Uzay Teleskobu tarafından 14 Mart'ta paylaşılan bu görüntüde, Yay takımyıldızında ve 15.000 ışık yılı uzaklıkta yer alan Wolf-Rayet yıldızı WR 124 tüm görkemiyle görülüyor.
WR 124'ün etrafındaki bu büyüleyici bulutsu, yaşlanan yıldızın rastgele fışkırmalarla dışarı attığı maddelerden ve bu süreçteki türbülansın yarattığı tozlardan oluşuyor. Yıldızın yaşadığı bu nadir ve görkemli kütle kaybı evresi, aslında kaçınılmaz bir süpernova patlamasının son hazırlığı niteliğindedir. Yıldızın çekirdeğindeki nükleer füzyon durduğunda, kütleçekim baskısı yıldızın kendi üzerine çökmesine ve ardından devasa bir patlamayla evrene saçılmasına neden olacak.
James Webb Uzay Teleskobu tarafından yakalanan bu görüntüde, Fomalhaut yıldızını çevreleyen tozlu kalıntı halkaları görülüyor. Görüntü, yıldızdan yaklaşık 23 milyar kilometre (14 milyar mil) uzağa kadar uzanan, iç içe geçmiş üç belirgin kuşağı gün yüzüne çıkarıyor.
Daha önce hiç görülmemiş olan bu iç kuşaklar, muhtemelen henüz tespit edilememiş gizemli gezegenlerin oluşturduğu kütleçekim kuvvetleri tarafından şekillendirildi. Evrimleşen bir gezegen sisteminin merkezinde yer alan bu yıldızın çevresinde keşfedilen beklenmedik asteroit kuşağı, bilim insanları arasında büyük bir heyecan ve merak uyandırdı.
James Webb Uzay Teleskobu tarafından yakalanan bu görüntü, Orion Bulutsusu’nun "Orion Barı" (Orion Çubuğu) olarak bilinen bölümünü sergiliyor.
Webb, bu bölgeyi incelerken genç bir yıldız sistemini çevreleyen gezegen oluşum diski içerisinde metil katyonuna rastladı. Karbon bileşikleri yaşamın temel taşını oluştururken; metil katyonu da daha karmaşık karbon temelli moleküllerin sentezlenmesinde hayati bir rol üstleniyor. Görüntüde, James Webb’in imzası olan sekiz uçlu kırınım dikenlerine sahip iki parlak yıldızın yanı sıra, karenin geneline nokta şeklinde yayılmış daha sönük yıldızlar da dikkat çekiyor.
James Webb Uzay Teleskobu, 25 Haziran 2023 tarihinde Satürn’ü ilk kez yakın kızılötesi dalga boyunda görüntüledi. Gezegen, atmosferindeki metan gazının güneş ışığını soğurması nedeniyle oldukça karanlık bir görünüme bürünürken, görkemli halkaları tüm parlaklığıyla öne çıkıyor.
Görüntünün sol tarafında Satürn’ün uydularından üçü; Dione, Enceladus ve Tethys net bir şekilde seçilebiliyor. Satürn’ün halkaları ise, boyutları bir kum tanesinden Dünya’daki devasa dağlara kadar değişen çok sayıda kaya ve buz parçasından meydana geliyor.
James Webb Uzay Teleskobu'nun birinci yıl dönümü şerefine 12 Temmuz 2023'te paylaşılan bu detaylı yakın çekim, Dünya'ya en yakın yıldız oluşum bölgesi olan Rho Ophiuchi'deki Güneş benzeri yıldızların doğumunu sergiliyor.
Webb, kütleleri Güneş'imize çok yakın olan yaklaşık 50 genç yıldız tespit ederek, kendi yıldızımızın erken dönemlerine dair bizlere eşsiz bir pencere açıyor. Görüntüde, karanlık ve yoğun toz bulutları oluşmaya devam eden "önyıldızları" adeta bir koza gibi sarmalarken; üst merkezde yer alan yeni doğmuş bir yıldız, uzaya devasa iki moleküler hidrojen jeti püskürtüyor.
James Webb Uzay Teleskobu, NASA tarafından 26 Temmuz 2023'te paylaşılan, aktif olarak oluşmaya devam eden yıldızların detaylı bir kızılötesi görüntüsünü yakaladı.
Görüntünün merkezindeki turuncu-beyaz lekenin tam kalbinde, oluşum aşamasındaki iki genç yıldız yer alıyor. Bu yıldız çifti, büyümelerini besleyen devasa bir gaz ve toz diskinin derinliklerine gömülmüş durumda. Binlerce yıl boyunca çevrelerindeki malzemeyi adeta yutup ardından geri püskürten bu ikili, bugün gördüğümüz o görkemli turuncu kanatları (lobları) meydana getirdi. Yıldızların tamamen olgunlaşması milyonlarca yıl sürecek olsa da, süreç tamamlandığında bu bölge temizlenecek ve içerideki tam oluşmuş yıldızlar tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacak.
James Webb Uzay Teleskobu'nun Yakın Kızılötesi Kamerası (NIRCam) ile çekilen ve 31 Temmuz 2023'te paylaşılan bu görüntü, NGC 6822 galaksisindeki sayısız yıldızı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Galaksinin her yerine yayılan toz ve gaz bulutları, kızılötesi teknoloji sayesinde yarı saydam kırmızı iplikçiklere dönüşerek yıldızları astronomik araştırmalar için tamamen görünür hale getiriyor. Görüntüdeki en parlak yıldızlar; kameranın tespit edebildiği en kısa ışık dalga boylarını temsil eden soluk mavi ve turkuaz (camgöbeği) tonlarında parlıyor.
Kaynak:
GDH Haber
etiketler
İLGİLİ HABERLER
Arif Karabeyoğlu: Türkiye'nin uzaya erişimi için dünyada tek bir ideal nokta var, o da Somali
Uzayda ilk tıbbi tahliye: Crew-11 ekibi Dünya'ya indi
İmkansız bir hızda dönen göktaşı keşfedildi
Ay'a kurulacak ilk uzay istasyonu için tarih verildi
Güneş gözleminde tarihi rekor: En tehlikeli bölgelerden biri 90 gün boyunca izlendi
Uzayda olağanüstü hal: NASA astronotu uzayda rahatsızlandı
DİĞER HABERLER
OpenAI’dan Google Translate’e rakip: ChatGPT bağlamsal çeviri özelliğini duyurdu
NSosyal fidan dikene PS5 ve telefon hediye ediyor: Yerli platform milli altyapıya geçti
Gümrükte muafiyet bitti: Fiyat makası kapanmadı
Türkiye'nin genişleyen fiber şebekesi dünyayı 16 kez turluyor
Güneş'i Yeryüzüne İndirdiler: Çin’in "Yapay Güneş"inden Enerji Devrimini Müjdeleyen Tarihi Rekor!
Apple Siri için Google Gemini modelini seçerek yapay zeka ortaklığını duyurdu
Google Gemini yapay zeka destekli alışveriş dönemini tek tıkla ödeme sistemiyle başlattı
YouTube’un 140 yıllık dijital kabusu: Platformun sınırlarını zorlayan gizemli video
Meta yapay zeka operasyonlarını beslemek için 6,6 GW’lık nükleer kapasite oluşturdu
Elektrikli araç şarj ücretlerinde indirimli tarife dönemi başlayacak

