Politico: Venezuela'nın küresel etkileri ne olacak?
Venezuela saldırısının ardından Çin ve Rusya'nın Ukrayna ve Tayvan yaklaşımı nasıl değişecek? Saldırı dünyada jeopolitik bir hesaplaşma çağı mı başlatacak?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 05.01.2026 - 03:44
Brüksel merkezli yayın organlarından Politico'da, Trump'ın Venezuela saldırılarının, Tayvan'dan Ukrayna'ya kadar olası küresel etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
ABD'nin Venezuela'ya müdahalesini tüm dünyada jeopolitik bir hesaplaşmaya neden olabileceği tespiti yapılan analizde, saldırının özellikle Rusya'nın Ukrayna, Çin'in ise Tayvan konusundaki planlarını yeniden revize etmesine neden olabileceği belirtildi.
Analizde ayrıca, önde gelen beş uluslararası ilişkiler uzmanının değerlendirmelerine ve öngörülerine yer verildi.
İşte Politico'da yayınlanan analiz:
ABD'nin Venezuela'ya müdahalesi, Washington'da, Batı Yarımküre'de ve tüm dünyada jeopolitik bir hesaplaşmaya neden oluyor.
Donald Trump'ın sürpriz bir askeri harekat başlatma ve Nicolas Maduro'yu devirme kararı, Caracas ile yıllardır süren gerginliği birkaç saat içinde farklı bir aşamaya evirdi. Ancak bu hamle yeni bir dizi soruyu da beraberinde getirdi.
Bu gelişme, Latin Amerika'nın geri kalanı için ne anlama geliyor? Rusya, Çin ve İran gibi aktörler stratejilerinde nasıl değişiklikler yapacak? Küresel enerji piyasaları üzerinde etkisi ne olacak? Ve bu, ABD'nin güç projeksiyonunda kalıcı bir değişiklik mi olacak?
İşte küresel arenada tanınan uzmanların sürece dair görüşleri.
“Otoriterler eksenine mesaj”
(Ryan Berg, Center for Strategic and International Studies'de Amerika Programı direktörü ve Venezuela bölüm başkanıdır)
Trump yönetimi, Venezuela hamlesi ile birlikte, son Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde özetlenen Batı Yarımküre stratejisini, fazlasıyla ortaya koydu.
Başkan Trump'ın, Nicolas Maduro'nun Çin'in özel elçisiyle görüşmesinden saatler sonra bu operasyonu başlatması, Çin, Rusya ve İran'ın, Amerika kıtasındaki rolüne açık ve net bir mesaj gönderdi.
Nitekim Trump askeri operasyonla ilgili açıklamalarında, İran dahil olmak üzere ABD'nin düşmanlarına karşı gerçekleştirdiği diğer başarılı saldırılara özellikle dikkat çekerek, bu mesajı tasdikledi.
“Çin için fırsat yaratabilir”
(Justin Logan, Cato Institute savunma ve dış politika araştırmaları direktörüdür.)
Venezuela baskını ve Nicolás Maduro'nun yakalanmasının jeopolitik etkileri beklenenden büyük olabilir ve özellikle potansiyel olarak önemli iki sonuç öngörülebilir.
İlk olarak, diğer büyük güçler, Maduro'nun ABD'de yargılanmakta olduğu için saldırının yasal olduğu yönündeki yönetimin iddiasını gelecekte kullanabilirler.
Çin'in, Tayvan'a saldırısını kolaylaştırmak için, Tayvanlı bir lideri uydurma gerekçelerle suçlaması kolayca hayal edilebilir. O zaman ABD, kendi suçlamasının meşru olduğu, Çin'in suçlamasının ise meşru olmadığı gerekçesiyle bu benzetmenin geçersiz olduğunu savunmak zorunda kalacaktır.
İkincisi, Başkan Trump öngörülemez olmaktan gurur duyar ve bu saldırı, diğer ülkelerin ABD dış politikasının değişkenliğine olan inancını daha da derinleştirecektir.
Trump yönetimi ile ters düşen liderler, Çin veya Rusya ile daha yakın ilişkiler kurmak ya da Karakas'takine benzer kampanyalardan kaçınmak için daha iyi ve daha net planlar geliştirmek gibi, risklerini nasıl azaltabileceklerini daha dikkatli bir şekilde düşüneceklerdir.
Daha fazla korku, Amerika Birleşik Devletleri'ne nasıl karşı koyulacağı konusunda daha dikkatli düşünmek isteyenleri birleşecektir.
"Venezuela petrolü olmadan Küba'nın siyasi sistemi çökebilir”
(Stephen Kinzer, Watson School for International and Public Affairs araştırmacısıdır)
Trump, Eisenhower'dan bu yana kaynaklara en çok odaklanan Amerikan başkanı olarak öne çıkıyor.
Trump Venezüella petrolünü büyük bir ödül olarak görüyor ve Rusya ile İran'dan petrol almayı bırakmalarını istediğinde bu dengeleri değiştireceve ve önemli bir jeopolitik silah olacaktır.
Ancak Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun motivasyonu daha acil görünüyor. Rubio, Venezuela petrolünün satışını engellemenin, Küba'nın can damarını kesmenin bir yolu olduğunu düşünüyor.
Rubio, Venezüella petrolü olmadan Küba'nın siyasi sisteminin çökeceğini umuyor ve böyle bir durum kıtada yeni bir savaşın tetiklenme potansiyelini de beraberinde getirebilir.
“Ukrayna ve Tayvan için örnek teşkil edebilir”
(Ryan Crocker, Afganistan, Irak, Pakistan, Suriye, Kuveyt ve Lübnan'da büyükelçi olarak görev yapmış eski bir diplomatdır.)
Venezuela operasyonu, Aralık 1989'da Panama'da Manuel Antonio Noriega'nın devrilmesi ve tutuklanmasıyla sonuçlanan süreci akıllara getirdi.
Şüphesiz o operasyon, daha maliyetli bir askeri operasyondu. 23 ABD askeri çatışmada hayatını kaybetti ama bir hafta içinde Panama seçim komisyonu, tartışmalı 1989 seçimlerinde ABD'nin desteklediği ve kazanan adayı meşru başkan ilan etti.
Venezuela'nın bundan sonra ne olacağı ise çok daha belirsiz. Maduro gitti, ancak rejim devam ediyor ve yine ABD karşıtı bir başkan yardımcısı başkan olarak yemin etti.
Bu akıllara, askeri güç olmadan olayların şekillendirilemeyeceğini getiriyor.
Özellikle Rusya ve Çin, sürecin geleceğine dair sessiz kalmaya devam ederse, bu durum onların stratejilerini de etkileyecektir. Bu neden Ukrayna ve Tayvan için daha riskli bir dönem başladı denilebilir.
“ABD, Tayvan'ı savunmak için küresel desteğini kaybetti”
(Curt Mills, The American Conservative dergisinin genel müdürüdür.)
3 Ocak'ın muhtemelen en önemli sonucu, ABD'nin Tayvan'ı savunmak için dünya desteğini toplamak konusunda üstünlüğünü kaybetmiş olmasıdır.
Trump'ın ve Beyaz Saray'ın, bu manevra ile küresel arenada müttefiklerini kaybettiği gerçeği oldukça önemlidir.
Mar-a-Lago'da konuşan Trump, Maduro'nun sağ kolu olan ve görünüşe göre başkan vekili olan Delcy Rodríguez'in Maduro'nun yerine geçmesine izin vermeye açık görünüyordu.
Ancak Rodríguez, Maduro'nun serbest bırakılmasını talep ederek ve kendi gözünde sadece Maduro'nun meşru olduğunu vurgulayarak pek işbirlikçi görünmedi.
Son olarak; Latin Amerika'daki şahin tutumun tek makro gerekçesi aslında, Rusya ve Çin'in ABD'nin arka bahçesinde artan etkisine meydan okumaktı. Ancak, şaşırtıcı bir şekilde Trump, Çin'e “Sorun olmayacak. Petrol alacaklar” sözü verdi. Fakat bu yaklaşım Çin için tek başına yeterli olmayabilir.
Kaynak:
PoliticoİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
MEE: ABD, askeri gemi için Türkiye ile görüşüyor
ABD-İran müzakereleri Umman'da düzenlenecek
Pezeşkiyan ABD ile gerilimi azaltmak için müzakere çağrısı yaptı
Beyaz Saray'da kritik Trump-Petro görüşmesi
DİĞER HABERLER
Gzero Media: Çin'in askeri tasfiyeleri hakkında bilinmesi gerekenler
The American Conservative: Trump Küba konusunda ne planlıyor?
Middle East Monitor: 21. yüzyılın "Küba Krizi" nasıl sonuçlanacak?
Arab News: Türkiye Balkanlar’daki etkisini artırıyor
Newsweek: ABD, müttefiklerini Çin'e mi kaptırıyor?
The National Interest: ABD'nin İran saldırısının etkileri ne olacak?
The New Arab: Gazze'de barış süreci ne durumda?
The Telegraph: Avrupa projesi nasıl öldü?
Asia Times: Davos, Grönland, Trump ve yeni dünya gerçekliği
The Quincy Institute: Arap devletleri İran saldırısına neden karşı çıkıyor?


