Polonya bağımsızlık günü kutlamaları / 2017 - AFP
- Polonya’nın kamu borcu halihazırda GSYH’nin yüzde 58’i seviyesinde.
- Reform yapılmazsa 10 yıl içinde yüzde 100’ü aşabilir.
- Polonya, AB’nin en borçlu beş ülkesi arasına girebilir.
- Brüt borçlanma ihtiyacının yüzde 20’ye çıkabileceği öngörülüyor.
Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan 2025 Borç Sürdürülebilirliği İzleme Raporu, Polonya ekonomisine ilişkin risklere dikkat çekti.
Rapora göre mevcut harcama disiplini korunmaz ve yapısal reformlar hayata geçirilmezse, Doğu Avrupa’nın en büyük ekonomisi önümüzdeki 10 yıl içinde ciddi bir borç artışıyla karşı karşıya kalabilir.
Halen GSYH’ye oranı yüzde 58 seviyesinde bulunan kamu borcunun, 2036’da yüzde 107’ye yükselebileceği tahmin ediliyor.
GDH Digital YouTube kanalına abone olabilirsiniz.
En borçlu ülkeler arasına girme riski
Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Polonya’nın, İtalya, Fransa, Belçika ve İspanya ile birlikte Avrupa Birliği’nin en borçlu beş ülkesi arasına girebileceği belirtiliyor.
Komisyon, kısa vadede risklerin sınırlı olduğunu kabul etmekle birlikte, orta ve uzun vadede yapısal açıkların ve artan borç servis maliyetlerinin sürdürülebilirliği tehdit ettiğini vurguladı.
Raporda ayrıca, Polonya’nın brüt borçlanma ihtiyacının 2036’ya kadar GSYH’nin yüzde 20’sine ulaşabileceği uyarısı yapıldı. Bu durumun ülkenin finans piyasalarına bağımlılığını artırabileceği ve faiz yükünü ağırlaştırabileceği kaydedildi.
GDH Digital X kanalını takip edebilirsiniz.
Yunanistan örneği
Ekonomist Andrzej Sadowski, Komisyon’un uyarılarını değerlendirirken Polonya’nın geçmiş krizlerden ders çıkarması gerektiğini söyledi.
Sadowski, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa Birliği ülkeleri arasında Yunanistan devletinin iflası gibi doğrudan bir örneğimiz var. Buna örtmeceli bir şekilde teknik iflas deniliyor ancak gerçek şu ki devlet ödeme yapamaz hale geldi. Ne Avrupa Birliği’nde olmak ne de euro kullanmak, kötü yönetimin sonuçlarına karşı koruma sağlar.”

Çözüm deregülasyon mu?
Sadowski’ye göre Polonya bir yandan artan borç yüküyle mücadele ederken diğer yandan ekonomik gelişmeyi sınırlayan bürokratik engellerle karşı karşıya.
Polonya’nın ekonomik özgürlük endekslerinde AB içinde son sıralarda yer aldığını belirten Sadowski, çözümün vergi artışlarında değil “gerçek bir deregülasyonda” olduğunu savundu.
“Eğer deregülasyonu memur sayısında bir azalma takip etmiyorsa, bu sahte bir serbestleşme ile karşı karşıya olduğumuz anlamına gelir. Bu sarmaldan çıkış yolu gerçek bir deregülasyondan geçiyor. Ancak o zaman hükümetin borçlanma ihtiyacının bugünkü kadar yüksek olmadığını göreceğiz.” ifadelerini kullandı.
Avrupa Komisyonu ise mali uyum sağlanmadığı takdirde Polonya’da borç oranının yukarı yönlü seyrini sürdüreceğini öngörüyor.


