SSB Başkanı Prof. Dr.Haluk Görgün savunma sanayisinde dayanıklılık modelini açıkladı
SSB Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, güçlü savunma sanayisinin barışı tehdit etmediğini, aksine onun teminatı olduğunu belirterek, Türkiye’nin bu alanda hem ulusal güvenliğin temel unsuru hem de müttefikler için güvenilir bir ortak olmaya devam edeceğini söyledi.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 28.03.2026 - 15:13
SSB Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş'ta bir otelde gerçekleştirilen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM), ikinci gün programlarıyla devam ediyor.
Savunma sanayisi ve stratejik iletişim
Haluk Görgün, etkinlikte yaptığı "Geleceğin Güvenlik Mimarisini Şekillendirmek: Türk Savunma Sanayisinin Rolü" başlıklı konuşmasında, bilginin artık bir savaş silahı haline geldiğini belirterek, bu nedenle savunma sanayisi ve stratejik iletişimin ayrı alanlar olmadığını, ikisinin de güvenlik mimarisinin kurucu ögeleri olduğunu söyledi.
Endüstriyel kapasite ve savaş
Bir cephe hattını ayakta tutan şeyin sadece askeri doktrin değil, endüstriyel kapasite olduğuna dikkati çeken Görgün, "İkmal zaman çizelgeleri, üretim hızları ve stok derinliği belirleyici olduğunu kanıtlamıştır. Ülkeler artık sadece platformlar konuşlandırmıyor, tüm endüstriyel ekosistemlerini sahaya sürüyorlar." diye konuştu.
Görgün, savunma sanayisinin, savaşın sadece bir bileşeni olmadığını belirterek, bir ulusun savaşma ve dayanma kapasitesinin ölçüsü olduğunu dile getirdi.
İHA/SİHA ve savaşın dönüşümü
Son yıllardaki çatışmaların savaş kavramının ne denli köklü bir dönüşüm geçirdiğini de açıkça ortaya koyduğunu anlatan Görgün, şunları kaydetti:
İnsansız sistemler, muharebe sahasının sınırlarını yeniden çizdi. Karadan denize, hava sahasından bilgi alanına kadar, küçük, hızlı ve maliyet etkin platformlar, geleneksel ağır kuvvetlerin üstünlüğüne meydan okumuş ve dünyadaki tüm büyük orduları doktrinlerini yeniden düşünmeye zorlamıştır. Bu noktada, Türkiye'nin İHA ve SİHA platformları yalnızca ihracat başarısı elde etmekle kalmamış, modern muharebe kavramının yeniden şekillendirilmesinde öncü bir rol oynamıştır.
Yapay zeka ve dijital dönüşüm
Görgün, yapay zekanın durumsal farkındalığı artırdığını, karar döngülerini hızlandırdığını ve lojistik zincirlerini optimize ettiğini belirterek, yazılımın artık donanımla eşit ağırlığa sahip stratejik bir değişken haline geldiğini ifade etti.
Saha-sanayi entegrasyonu
Günümüz savunma sanayisi mimarisinin bizzat savaş alanında şekillendiğine işaret eden Görgün, "Türkiye'nin savunma sanayisindeki başarısının arkasındaki en temel unsurlardan biri, sahayla sanayi arasındaki yakın ve kesintisiz diyalogdur. Bu da gerçek anlamda çevik yaklaşımı ifade etmektedir. Hepimiz görüyoruz ki, hızlı uyum sağlayanlar ayakta kalır. Uyum sağlamakta yavaş kalanlar ise yalnızca rekabette geri düşmekle kalmaz, stratejik olarak savunmasız hale gelir." dedi.
Katmanlı kapasite ve dayanıklılık
Haluk Görgün, "Savunma sanayisinde dayanıklılık, üretim yöntemleri, tedarikçi ağları, stratejik stoklar, finansman desteği ve iş gücü gelişimi gibi alanlarda eş zamanlı olarak inşa edilen katmanlı bir kapasite gerektirir. Türkiye'nin uzun vadeli strateji olarak inşa ettiği model tam olarak budur." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin savunma sanayisi dönüşümü
Türkiye'nin savunma sanayisindeki dönüşümünün niceliksel bir genişlemenin çok ötesinde niteliksel ve yapısal bir dönüşüm olduğunu vurgulayan Görgün, sözlerini şöyle sürdürdü:
20. yüzyılın son çeyreğinde yerlilik oranımız yüzde 20'nin altındaydı. Bugün ise bu oran yüzde 80'in üzerinde. Bu yalnızca rakamlardaki bir değişim değil, stratejik bağımlılıktan stratejik bağımsızlığa uzanan bir dönüşüm hikayesi. Bugün Türkiye’nin savunma ve havacılık ekosistemi, 4 binden fazla şirketi, 100 binin üzerinde doğrudan istihdamı, 20 milyar doları aşan cirosu ve sadece 2025 yılında 185 ülkeye 10 milyar doları aşan ihracatı kapsamaktadır. Bunlar, ulusal bir yetenek mimarisinin, özgün tasarım kapasitesinin ve sürdürülebilir bir endüstriyel yetkinlik derinliğinin somut yansımalarıdır. Bu dönüşümün mümkün hale gelmesinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği, yönlendirmesi ve sarsılmaz desteğinin belirleyici rolünü saygıyla ifade etmek isterim.
Görgün, son raporların Türkiye'yi gelişen küresel savunma güç haritasında "yükselen çevik bir aktör" olarak nitelendirdiğini belirterek, "Bu raporlar Türkiye'yi muharebe sahasında kendini kanıtlamış sistemlere, esnek bir üretim modeline ve savunma kabiliyetini tekil bir platformdan ziyade bir 'operasyonel paket' olarak sunabilme kapasitesine sahip bir ülke olarak tanımlamaktadır." diye konuştu.
2035 vizyonu ve rekabet
2035 yılına gelindiğinde, savunma sanayi gücünün en çok harcama yapan tarafından değil, en hızlı üretim yapan, en derin tedarik zincirlerini kuran, savaş alanı derslerini en hızlı şekilde ürünlere dönüştüren ve ittifak ağlarını endüstriyel güce dönüştürebilenlerin belirleyeceğini anlatan Görgün, Türkiye'nin tam da bu doğrultuda ilerlediğini söyledi.
Görgün, karar alma hızının, AR-GE ve geleceğe yatırımın, tedarik zinciri derinliğinin ve insan sermayesinin, hızla gelişen operasyonel ortama uyumu mümkün kılan mekanizmalar olduğunu dile getirdi.
Milli teknoloji hamlesi ve gelecek alanlar
Türkiye'nin savunma dönüşümünün merkezinde Milli Teknoloji Hamlesi'nin yer aldığını aktaran Görgün, "Yapay zeka, siber güvenlik, uzay sistemleri, ileri malzemeler ve yazılım yoğun platformlar bu hamlenin odak alanlarını oluşturmaktadır. Biz sadece ekipman üretmiyoruz, geleceğin kavramlarını ve altyapısını inşa ediyoruz. Bu hamleyi ilerleten en güçlü yakıt insan kaynağımız." değerlendirmesinde bulundu.
Nadir toprak elementleri ve tedarik zinciri
Görgün, teknolojik derinliğin yanı sıra stratejik rekabet çağını tanımlayan küresel tedarik zinciri kırılganlıklarının da farkında olduklarını belirterek, şunları söyledi:
En kritik temel faktörlerden biri, nadir toprak elementlerine olan artan bağımlılıktır. Gelişmiş savunma sistemleri için vazgeçilmez olan bu malzemeler, dünya çapında çok sınırlı sayıda ülkeden temin edilmektedir. Türkiye, bu ülkeler arasında yer aldığı için şanslıdır. Nadir toprak elementlerinden bazıları (praseodimyum, neodimyum, samaryum, terbiyum ve disprosyum) savunma sanayisi açısından özel bir öneme sahiptir. Türkiye, bu malzemelerdeki yerli kapasitesini geliştirmek için gerekli çalışmaları aktif olarak sürdürmektedir.
Uluslararası işbirliği modeli
Türkiye'nin savunma sanayisi işbirliği anlayışının platform satışlarının çok ötesine uzanan uzun vadeli bir kapasite geliştirme modeline dayandığını aktaran Görgün, bu işbirliği modelinin, karşılıklı fayda, uzun vadeli değer yaratma ve stratejik güven oluşturmayı mümkün kıldığını söyledi.
Barış ve savunma vurgusu
Görgün, güçlü bir savunma sanayisinin barışı tehdit etmediğini, aksine barışın üzerine kurulduğu zemini güçlendirdiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:
Türkiye, bölgesel ve küresel barışı en öncelikli hedefi olarak görmektedir. Savunma kapasitemiz, geçmişte, bugün ve gelecekte bu barışın teminatı olarak konumlandırılmıştır. Türk savunma sanayisi bu anlayışla, ulusal güvenliğin güçlü bir sütunu olmaya, dost ve müttefik ülkeler için güvenilir bir ortak olmaya, bölgesel ve küresel istikrara yapıcı bir katkı sunmaya devam edecektir.
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
BARKAN insansız kara aracı ailesi EFES Tatbikatı'nda boy gösterdi
İsviçre’nin 36 adet F-35A savaş uçağı alımı, artan maliyetler nedeniyle 30 uçağa düşebilir
BAE Systems, ABD Ordusu için 535 milyon dolarlık Paladin obüs üretim sözleşmesi aldı
Almanya, Ziesel insansız kara aracından SPIKE LR tanksavar füzesini başarıyla ateşledi
ABD, Polonya ve Almanya'ya yapılacak askeri konuşlandırmalarını iptal etti
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Portekiz’de KC-390 Millennium uçağını inceledi
DİĞER HABERLER
BARKAN insansız kara aracı ailesi EFES Tatbikatı'nda boy gösterdi
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Portekiz’de KC-390 Millennium uçağını inceledi
ABD, Polonya ve Almanya'ya yapılacak askeri konuşlandırmalarını iptal etti
ABD, Ukrayna’nın VAMPIRE anti-İHA sistemleri için yeni bakım sözleşmesi hazırlığında
BAE Systems, ABD Ordusu için 535 milyon dolarlık Paladin obüs üretim sözleşmesi aldı
İsviçre’nin 36 adet F-35A savaş uçağı alımı, artan maliyetler nedeniyle 30 uçağa düşebilir
Almanya, Ziesel insansız kara aracından SPIKE LR tanksavar füzesini başarıyla ateşledi
SSB Başkanı Haluk Görgün, Belçika'nın Türk savunma sanayisine ilgisini değerlendirdi
Avustralya’dan NSM ve JSM füzeleri için 36 milyar dolarlık üretim hamlesi
Peru, beşinci C-27J Spartan taktik nakliye uçağını sipariş etti





