Suudi Arabistan ve Irak arasında “savaş içinde savaş”

İran destekli milislerin Körfez ülkelerine yönelik artan drone saldırıları, bölgedeki gerilimi yeni bir boyuta taşıdı. Irak sahası, doğrudan İran’ı hedef almadan karşılık vermek isteyen aktörler için kritik bir cephe haline geliyor.

0:00

--:--

Son Güncelleme: 21.04.2026 - 10:20

NSosyal Logo
Suudi Arabistan ve Irak arasında “savaş içinde savaş”
  • İran destekli Iraklı milisler, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine yüzlerce drone saldırısı düzenledi
  • Saldırıların önemli kısmının Irak topraklarından gerçekleştirildiği değerlendiriliyor
  • Körfez ülkeleri, Irak’ı “karşılık verilebilecek alan” olarak görmeye başladı

İran ile ABD ve İsrail arasında Şubat sonunda başlayan savaşın gölgesinde, bölgedeki çatışma dinamikleri giderek daha karmaşık hale geliyor. Irak’taki İran yanlısı silahlı grupların Körfez ülkelerine yönelik saldırıları, örtülü bir bölgesel çatışmanın kapısını aralıyor.

Drone saldırıları Körfez’i hedef aldı

İran destekli Iraklı milisler, beş haftayı aşan süreçte Suudi Arabistan’a yönelik yoğun drone saldırıları gerçekleştirdi. Suudi kaynaklara göre, yaklaşık 1.000’e yakın saldırının yarıya yakını Irak’tan başlatıldı.

Saldırılar, Kızıldeniz kıyısındaki stratejik Yanbu petrol tesisleri ile ülkenin doğusundaki enerji sahalarını hedef aldı. Aynı zamanda Kuveyt’in tek sivil havalimanı ve Bahreyn de hedefler arasında yer aldı.

Bölgesel hedefler ve diplomatik noktalar vuruldu

Milis gruplar yalnızca Körfez ülkelerini değil, bu ülkelere ait Irak içindeki varlıkları da hedef aldı. Basra’daki Kuveyt Konsolosluğu ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki Birleşik Arap Emirlikleri Konsolosluğu saldırılardan etkilendi.

Bu gelişmeler, diplomatik ilişkileri daha da kırılgan hale getirirken, Irak hükümetinin kontrol kapasitesine yönelik soru işaretlerini artırdı.

İran’ın çok katmanlı savaş stratejisi

İran, doğrudan gerçekleştirdiği füze ve drone saldırılarının yanı sıra bölgedeki müttefik milis güçleri üzerinden de baskıyı artırıyor. Irak’taki milisler ve Lübnan’daki Hizbullah gibi yapılar, Tahran’ın askeri kapasitesini genişleten unsurlar olarak öne çıkıyor.

Uzmanlara göre, İran rejiminin varlığına yönelik tehdit algısı arttıkça bu gruplar daha agresif ve koordineli hareket etmeye başladı.

ABD ve Körfez’den uyarılar

ABD yönetimi, Irak’taki milislerin yeni saldırılar planladığı uyarısında bulunarak vatandaşlarına diplomatik misyonlardan uzak durmaları çağrısı yaptı. Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ise sık sık hedef alınması nedeniyle büyük ölçüde tahliye edildi.

Öte yandan Körfez ülkeleri, Irak’ı doğrudan İran’a saldırmadan karşılık verebilecekleri bir alan olarak değerlendiriyor.

Irak’ta milislerin gücü devleti zorluyor

Yaklaşık çeyrek milyon savaşçıya, milyarlarca dolarlık kaynağa ve uzun menzilli füzelere sahip onlarca milis grup, Irak’ta ciddi bir güç odağı oluşturuyor. Kataib Hezbollah ve Asaib Ahl al-Haq gibi gruplar hem İran hem de Irak yönetimi üzerinde etkili konumda bulunuyor.

Uzmanlar, bazı milislerin doğrudan İran Devrim Muhafızları komuta yapısına entegre hareket ettiğini belirtiyor.

Tarihsel gerilimler yeniden alevleniyor

Irak ile Körfez ülkeleri arasındaki ilişkiler, Saddam Hüseyin’in 1990’da Kuveyt’i işgaliyle derin bir kırılma yaşamıştı. Günümüzde yaşanan gelişmeler, bu tarihsel gerilimlerin yeniden su yüzüne çıkmasına neden oluyor.

Irak’taki siyasi istikrarsızlık ve hükümet kurma krizleri ise milislerin kontrol altına alınmasını zorlaştırıyor.

Bölge yeni bir çatışma eşiğinde

Analistlere göre, Irak sahası artık yalnızca iç dinamiklerin değil, bölgesel güçlerin hesaplaşma alanı haline gelmiş durumda. Körfez ülkelerinin olası misilleme adımları, çatışmanın daha geniş bir savaşa dönüşme riskini artırıyor.

İran ve ona bağlı grupların stratejisi ise açık: baskıyı artırmak, dengeyi bozmak ve savaşın maliyetini bölge geneline yaymak.

Kaynak:

WSJ

GDH Digital Telegram kanalına abone olabilirsiniz.

Abone Ol
Loading Spinner