The National Interest: İran'ın Körfez'e baskı stratejisi başarılı olacak mı?
Geçmiş tecrübeler, İran Savaşı'nın olası sonuçları hakkında neler söylüyor İran'ın Körfez ülkelerine baskı stratejisi başarılı olacak mı?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 05.03.2026 - 05:30
ABD'nin önde gelen yayın organlarından The National Interest'de İran’ın Körfez ülkelerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarının ve savaşa olası etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
İran'ın ABD ve İsrail saldırılarına misilleme olarak Körfez başkentlerine ve bölgedeki diğer aktörlere misilleme saldırıralır gerçekleştirerek, bu ülkelerin Washington üzerinde baskı kurmasını hedefledeği tespiti yapılan analizde, İran yönetiminin ayrıca Hürmüz boğazı gibi hamlelerlerle savaşın maliyetini artırarak süreci küresel bir kriz noktasına taşımak istediği kaydedildi.
Analizde ayrıca; bu stratejinin başarılı olup olmayacağına dair öngörülere ve değerlendirmelere yer verildi.
İşte The National Interest'de yayınlanan analiz:
ABD ve İsrail’in saldırılarının ardından İran’ın Körfez ülkelerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları başlatması, Tahran’ın klasik misilleme stratejisinin bir uzantısı olarak okunmalı.
İran yönetimi, savaşın maliyetini Körfez başkentlerine ve bölgedeki diğer aktörlere yayarak bu ülkelerin Washington üzerinde baskı kurmasını hedefliyor.
Ancak bu strateji ters tepebilir. Zira İran’ın bölgesel istikrarı doğrudan hedef alan saldırıları, daha önce “gerilimin tırmanmasına karşıyız” diyen ülkelerin bile Tahran’daki rejimin zayıflamasına ya da değişmesine daha sıcak bakmasına yol açabilir. Bu durum, İran’ın caydırıcılık üretmek isterken diplomatik yalnızlığını derinleştirmesi anlamına gelir.
Saddam Hüseyin benzetmesi ve tarihsel paralellik
İran’ın mevcut savaş dönemi kararları, 1990’da Kuveyt’i işgal eden Saddam Hüseyin’in stratejik hatalarını hatırlatıyor. Irak, İran’la sekiz yıl süren yıpratıcı savaştan çıkmış, güçlü bir orduya ve Sovyet silah stoklarına sahipti. Kuveyt’i ilhak ederek borçlarını kapatabileceğini ve ciddi bir dirençle karşılaşmayacağını düşündü.
Ancak Bağdat yönetimi, Soğuk Savaş sonrası oluşan yeni uluslararası düzeni yanlış okudu. ABD öncülüğünde kurulan geniş koalisyon, Irak’ı Kuveyt’ten çıkarmakta kararlıydı. Saddam yalnızca işgal kararında değil, geri adım atmamakta da hata yaptı.
İsrail’e yönelik Scud saldırılarıyla Arap koalisyonunu bölmeyi hedefledi ancak bu hamle de sonuç vermedi. Sonuç; askeri yenilgi, ağır yaptırımlar ve nihayetinde 2003’te rejimin devrilmesi oldu.
Bugün İran’ın attığı adımlar ise bölgesel denklemi yanlış okuma riskini barındırıyor.
İran’ın bölgesel nüfuzunun gerilemesi
Oysa Tahran bir on yıl önce çok daha avantajlı bir konumdaydı. 2015’te imzalanan Nükleer Anlaşma (JCPOA) ile yaptırım hafifletmesi elde etmiş, vekil güçleri üzerinden Yemen’den Lübnan’a uzanan geniş bir etki alanı kurmuştu. Husiler, Haşdi Şaabi unsurları, Hizbullah ve Esad rejimi İran’ın bölgesel kaldıraçlarıydı.
Ancak 2019’dan itibaren Körfez’de tanker saldırıları, Irak’taki ABD hedeflerine yönelik eylemler ve 2020’de Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle tansiyon farklı bir evreye girdi. İran geri adım atmak yerine düşük yoğunluklu ama süreklilik arz eden provokasyon stratejisini sürdürdü. 2024’te Ürdün’de üç Amerikalının öldüğü saldırı ve deniz güvenliğine yönelik İHA tehditleri bu çizginin devamıydı.
7 Ekim 2023 sonrası süreçte ise İran’ın bölgesel mimarisi sarsıldı. 2024’te Hizbullah’ın ağır darbe alması ve aynı yıl Esad rejiminin çökmesi, Tahran’ın iki kritik dayanağını kaybetmesine yol açtı. 2025 Haziran’ındaki ABD-İsrail saldırılarına güçlü bir karşılık verememesi de caydırıcılık algısını zayıflattı.
Körfez’e saldırının stratejik sonucu
Buna rağmen İran, 28 Şubat saldırılarının ardından Katar, BAE, Bahreyn ve Suudi Arabistan dahil birçok ülkeyi hedef aldı; 1 Mart’ta Irak’ın kuzeyindeki Erbil’de ABD unsurlarına yönelik milis saldırılarıyla gerilim daha da tırmandı.
Oysa bölgenin genel eğilimi savaş yorgunluğu yönünde. DEAŞ’la mücadele, Suriye iç savaşı ve Yemen krizi Ortadoğu’yu zaten yıprattı. Riyad’dan Şam’a uzanan hatta hâkim görüş; yeniden inşa, yatırım ve ekonomik dönüşüm için istikrara ihtiyaç olduğu yönünde. Körfez ülkeleri Gazze savaşını dahi istikrar bozucu bulmuş ve ateşkes planlarını desteklemişti.
Bugün ise bölgesel istikrarı bozan aktör olarak İran algısı güçleniyor. Bu durum, Tahran’ın “direniş ekseni” söylemiyle meşruiyet üretme kapasitesini aşındırabilir.
Bölgesel denklemin geleceği
İran’ın mevcut tırmanma stratejisi, kısa vadede caydırıcılık mesajı vermeyi amaçlasa da uzun vadede stratejik yalnızlaşmayı derinleştirebilir.
Saddam Hüseyin örneğinde olduğu gibi, bölgesel güç projeksiyonu ile uluslararası meşruiyet arasındaki denge kaybedildiğinde askeri kapasite tek başına yeterli olmuyor.
Ortadoğu’da birçok ülke artık ideolojik kamplaşmadan ziyade ekonomik güvenlik ve istikrar arayışında. İran bu gerçeği ıskalarsa, 1990’ların Irak’ı gibi “güçlü ama yalnız” bir aktöre dönüşme riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Bu da yalnızca askeri değil, diplomatik ve ekonomik sonuçları olan uzun soluklu bir kuşatılmışlık sürecini beraberinde getirebilir.
Kaynak:
The National InterestGDH Digital NSosyal hesabını takip edebilirsiniz.
İLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
İsrail Savunma Bakanı Katz Hamaney’in halefini de hedef alacaklarını açıkladı
Bakan Çiftçi’den İran sınırı açıklaması: Kapılarda olağanüstü bir hareketlilik yok
Çin'den ABD'ye dayatmada bulunma suçlaması
Hatay’a düşen mühimmat parçası için Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan NATO vurgulu açıklama
DİĞER HABERLER
Versant Media: Trump'ın İran planı başarısız mı olacak?
Politico: İran krizi Avrupa'da bölünmüşlüğü tırmandırıyor!
Asia Times: ABD, İran rejimini değiştirme hedefine ulaşabilecek mi?
ABD'nin Ortadoğu'daki askeri üsleri ve merak edilenler
The New Arab: Trump ve Netanyahu Orta Doğu'yu nasıl ateşe verdi?
Arab Center DC: İran, bölge ülkelerini hedef alarak neyi hedefliyor?
The Defense Post: Türk savunma sanayisi güç dengelerini yeniden şekillendiriyor!
Responsible Statecraft: İsrail'in teoloji üzerinden işgal inşaası
Al Jazeera: İran ordusu ABD-İsrail savaşına hazır mı?
Newsweek: ABD Venezula'daki başarısını İran'da neden tekrarlayamaz?

