The National Interest: Türkiye-Suud-Pakistan savunma paktı ve beklentiler
Erdoğan, Türkiye'nin gücünü artıracak hamlelerin peşinde koşmaya devam ediyor. İşte Türkiye, Suud Arabistan ve Pakistan savunma paktının olası etkileri.
0:00
--:--
Son Güncelleme: 22.01.2026 - 02:09
ABD merkezli önemi yayın organlarından The National Interest'de, Türkiye'nin bölgesinde giderek artan etkisinin ve son dönemde Suudi Arabistan ve Pakistan ile kurmak için hamleler yaptığı savunma paktının olası etkilerinin değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın önderliğinde yeni bir “Asya NATO'su” kurma fikrinin son dönemde ciddi bir noktaya ulaştığına dikkat çekilen analizde, üç ülke arasındakş olası savunma işbirliğinin, Batı çıkarları için yeni bir risk denklemi anlamına gelebileceği tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca, Türkiye'nin bölgesel ve küresel stratejilerinin yanısıra, Çin'in de olası faydalarına dair değerlendirmelre yer verildi.
İşte The National Interest'de yayınlanan analiz:
Yeni ortaya çıkan Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan savunma paktı, Asya'da bir NATO kurma girişiminin gündeme oturmasına neden oldu.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın önderliğinde yeni bir “Asya NATO'su” kurma fikri, Ortadoğu'da “yeniden düzenlenme” sürecinin yaşandığı bir dönemde cesur ve yenilikçi görünebilir.
Pakistan'ın nükleer güç statüsü göz önüne alındığında; Suudi Arabistan'a ve nihayetinde Türkiye'ye potansiyel nükleer destek sağlanacağı algısı bu iş birliğinğinin risklerini artırabilir.
Zira çok sayıda ülke olduğu gibi, böyle bir hamleden dolayı memnuniyetsiz olan devletlerden birisi de Hindistan'dır.
Pakistan'ın Hindistan ile tartışmalı ilişkisi düşünüldüğünde Hindistan, Eylül 2025'te imzalanan Suudi-Pakistan anlaşmasının ortaya çıkmasından duyduğu endişeyi zaten dile getirmişti.
Diğer yandan, Hindistan ile ilişkileri zaten gergin olan Türkiye'nin de bu ittifaka eklenmesi, daha geniş Hint-Orta Doğu koridorunda stratejik rekabeti yoğunlaştıracaktır.
Ancak belki de en endişe verici olanı, üç Müslüman devlet arasındaki anlaşmanın İsrail ve Abraham Anlaşması'nı imzalayan devletlere karşı bir denge girişimi oluşturacak olmasıdır.
Türkiye ve NATO
Türkiye'nin NATO dışında stratejik ittifaklar kurmasının yasak olduğunu söylemek ikiyüzlülük olacaktır.
Çünkü ABD'nin en önemli müttefiklerinden bazıları NATO üyesi olmayan ülkeler ve çok sayıda farklı ikili güvenlik anlaşmaları imzalamış durumda.
Analistler, sürekli olarak Türkiye'nin NATO'ya olan bağlılığının azalması konusundaki endişelerini dile getirse de, Ankara'nın Riyad ve nükleer silaha sahip İslamabad ile savunma paktına katılması tamamen kendi stratejik kararı olarak kabul edilmeli.
Diğer yandan; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Asya NATO'su”na olan ilgisi, Türkiye'nin 74 yıldır üyesi olduğu NATO'ya karşı bir manevra yapma arzusu olarak okunabilir.
Ve bu durum, NATO'nun dünya çapındaki üç önceliği için büyük bir sorun teşkil etmektedir.
Bunlar; küresel demokrasinin korunması, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve ABD öncülüğünde terörle mücadele olarak özetlenebilir.
Riyad ve İslamabad, NATO'nun açık düşmanları olmayabilir. Ancak Ankara'nın bu ülkelerle karşılıklı savunma ittifakı kurması, 1949 Kuzey Atlantik Antlaşması'nda yer alan “demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü” gibi temel ilkeleri alay konusu haline getirebilir.
Başka bir ifade ile; Türkiye'nin savunma sanayi tabanını Pakistan'ın nükleer silahlarıyla birleştirmeyi amaçlayan ve alternatif bir kolektif güvenlik anlaşması arayışında olan Erdoğan, Türkiye'nin gücünü bu şekilde daha da artırabilir.
Çin için altın bir fırsat
Çin, Orta Doğu'da hiçbir zaman önemli bir askeri varlık göstermedi, bu da ABD'nin Hint-Pasifik'te karşı karşıya olduğu türden bir büyük güç rekabetine girmesini engelledi.
Pekin'in ilgisi ise bölgedeki Kuşak ve Yol Girişimi projelerine odaklanıyor ve Pakistan'ın bu ağdaki rolü göz önüne alındığında, bu gelişme şüphesiz olarak Çin için büyük fayda sağlayacak.
Zira Çin'in Pakistan'daki askeri etkisini küçümsemek zor.
2024 yılında Pakistan'ın silah ithalatının yüzde 81'i Çin'den geldi ve İslamabad ile Pekin, ABD-Hindistan ilişkilerinin güçlenmesine karşı birbirlerine daha da yaklaştı. Bu bağımlılık, Pakistan'ı Çin'in “Asya NATO'su”nun ABD ve NATO askeri teknolojisini elde etmesini sömürmesi için bir sıçrama tahtası haline getirebilir.
Suudi Arabistan, hava kuvvetleri de hem ABD yapımı F-35'leri hem de Çin-Pakistan ortak yapımı JF-17'leri satın almaya hazırlanırken, Türkiye-Pakistan-Suudi savunma işbirliğinin hayata geçmesi, Batı için yeni bir risk denklemi anlamına gelebilir.
Kaynak:
The National InterestİLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
ABD’li gazeteci Tucker Carlson: İsrail ABD için çok büyük bir yük
Trump’ın “32 bin kişi öldü” iddiasına İran’dan cevap: Resmi sayı 3 bin 117
Macron’dan ABD Yüksek Mahkemesi’nin tarife kararına ilk yorum
Graham’dan Gazze açıklaması tartışma yarattı
DİĞER HABERLER
The New Arab: Oslo'dan günümüze İsrail Batı Şeria'daki ilhakı
The Wall Street Journal: Rejimin çökmesi İran'da nasıl bir tablo ortaya çıkarır?
Newsweek: ABD, İran'da nasıl bir askeri senaryo hazırladı?
TIME: Trump'ın “Gazze Barış Kurulu” ve küresel düzene etkisi
Eurasia Review: Rusya-Ukrayna müzakereleri sonuca ulaşacak mı?
Axios: ABD ve İran büyük bir savaşa doğru ilerliyor
Middle East Monitor: Gazze nasıl ölüm laboratuvarına dönüştürüldü?
National Security Journal: Avrupa kendi Monroe Doktrini'ni mi ilan edecek?
Asia Times: Trump'ın İran yaklaşımı blöf mü savaş hazırlığı mı?
Eurasia Review: Epstein, İsrail ve cezasızlık düzeninin mimarisi


