The Spectator: İran'daki savaş Çin'i gerçekten zayıflatacak mı?
İran, Moskova ve Pekin için stratejik bir yük mü? İran'daki savaş Çin'i gerçekten zayıflatacak mı?
0:00
--:--
Son Güncelleme: 11.03.2026 - 02:37
ABD merkezli yayın organlarından The Spectator'da, artık 2. haftasına girmek üzere olan İran Savaşı'nın ve sonuçlarının Çin'e olası etkilerinini değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.
Çin'in gerek İran gerekse de Venezuela ile yakın ilişkiler içerisinde olduğuna dikkat çekilen analizde; ancak Çin açısından bakıldığında Washington’ın İran veya Venezuela’da ne yaptığı değil, ABD’nin Çin ile doğrudan ilişkillerinin belirleyici olacak tespiti yapıldı.
Analizde ayrıca; Körfez ülkeleri ve Hürmüz Boğazı üzerinden de Çin'in savaştan nasıl etkilenebileceğine dair değerlendirmelere yer verildi.
İşte The Spectator'da yayınlanan analiz:
Uluslararası siyasette yapılan tarihsel benzetmeler çoğu zaman tartışmalı olsa da karmaşık jeopolitik süreçleri anlamak açısından önemli ipuçları sunabilir.
Günümüzde ortaya çıkan tablo da benzer bir stratejik paralelliğe işaret ediyor: Ukrayna nasıl Batı için giderek ağır bir yük haline geldiyse, İran da Moskova ve Pekin açısından benzer bir stratejik yük konumuna doğru ilerliyor.
İran, Moskova ve Pekin için stratejik bir yük mü?
Bugün gelinen noktada Ukrayna savaşı Washington ve Batılı müttefikleri için giderek maliyetli bir sürece dönüşürken, İran krizi de benzer şekilde Rusya ve Çin için stratejik bir yük haline geliyor.
Özellikle Trump yönetimi döneminde ABD’nin Ukrayna’ya verdiği desteğin görece geri planda kalmaya başladığı görülürken, benzer bir eğilimin İran konusunda da ters yönde ortaya çıktığı değerlendiriliyor.
Moskova, İran’a desteğini tamamen kesmiş değil. Özellikle ABD askeri hedeflerine yönelik istihbarat paylaşımı gibi alanlarda Tahran’a yardım sağlamayı sürdürüyor. Ancak genel tablo, Rusya’nın İran konusunda tam bir stratejik angajmandan ziyade temkinli bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor.
Çin cephesinde ise durum daha da dikkat çekici. Pekin yönetimi İran ile yakın ekonomik ve diplomatik ilişkilere sahip olmasına rağmen ABD ve İsrail ile yaşanan askeri gerilimde İran’a doğrudan destek verme konusunda oldukça isteksiz görünüyor.
İran sonrası senaryo ABD için garanti değil
İran’daki mevcut rejimin devrilmesi durumunda bile Tahran’ın otomatik olarak ABD’nin stratejik ortağı haline gelmesi kesin değil.
Her ne kadar İran toplumunun önemli bir kesiminin demokrasi ve özgürlük fikrine Afganistan, Irak veya Libya’daki genç nüfusa kıyasla daha açık olduğu düşünülse de bu durum gelecekteki bir İran yönetiminin Washington ile ittifak kuracağı anlamına gelmiyor.
Özellikle ABD’nin Suudi Arabistan ve Sünni Körfez ülkeleriyle olan güçlü ilişkileri, İran’daki muhtemel yeni yönetimlerin Washington’a temkinli yaklaşmasına neden olabilir.
Bu noktada daha geniş bir stratejik soru ortaya çıkıyor;
ABD’nin İran’a karşı sert askeri hamleleri, Çin ve Rusya’ya karşı caydırıcılığı gerçekten artırır mı?
Bazı stratejistlere göre Washington’ın İran, Venezuela veya Küba gibi ülkeler üzerindeki baskıyı artırması, ABD karşıtı blokun zayıflamasına ve Çin lideri Xi Jinping’in Tayvan planlarının bozulmasına yol açabilir.
Ancak Harvard Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler uzmanı Stephen M. Walt, bu yaklaşımın ciddi bir yanlış varsayıma dayandığını savunuyor.
Caydırıcılık her coğrafyada aynı şekilde çalışmıyor
Walt’a göre Washington’da birçok siyasetçi ve stratejist, bir bölgede gösterilen askeri gücün otomatik olarak başka bir bölgede caydırıcılık yaratacağını varsayıyor. Ancak uluslararası ilişkilerde güvenilirlik bu şekilde mekanik biçimde aktarılmıyor.
ABD’nin Ortadoğu’daki görece zayıf bir devlete karşı sergilediği askeri davranışın, çok daha güçlü bir aktör olan Çin’e karşı nasıl davranacağı hakkında doğrudan bir gösterge oluşturmadığı ifade ediliyor.
Caydırıcılığın gerçek belirleyicileri ise şunlar:
- Söz konusu çıkarların önemi
- Güç dengesi
- Çatışmanın taraflar için stratejik değeri
Bu nedenle tarihsel örnekler de çoğu zaman yanlış yorumlanabiliyor.
Örneğin bazı yorumcular, 1989 Tiananmen Meydanı katliamı sonrasında ABD’nin Çin’e karşı sert bir tutum almamasının Saddam Hüseyin’i Kuveyt’i işgal etmeye cesaretlendirdiğini iddia etmişti. Ancak tarihçiler bu bağlantının son derece yüzeysel olduğunu vurguluyor.
Benzer şekilde bazı analizler, ABD Başkanı Barack Obama’nın 2013’te Suriye’de kimyasal silah kullanımı konusunda çizdiği “kırmızı çizgiyi” uygulamamasının Rusya’yı 2014’te Kırım’ı ilhak etmeye teşvik ettiğini ileri sürmüştü. Ancak bu yorum da Moskova’nın farklı stratejik hesaplarını göz ardı ettiği için eleştiriliyor.
Çin açısından asıl mesele Ortadoğu değil
Çin açısından bakıldığında Washington’ın İran veya Venezuela’da ne yaptığı değil, ABD’nin Çin ile doğrudan ilişkili konularda ne kadar kararlı olduğu belirleyici olacak.
Profesör Walt’a göre Çinli liderler, ABD’nin Ortadoğu’daki hamlelerinden Tayvan konusunda doğrudan stratejik dersler çıkarmayacaktır. Çünkü iki durumun jeopolitik koşulları tamamen farklıdır.
Hatta Pekin açısından ABD’nin Ortadoğu’da yeni bir çatışmaya girmesi farklı bir mesaj verebilir:
Washington’ın büyük güç rekabetinin ana sahasından uzaklaşarak dikkatini ve kaynaklarını bölgesel krizlere harcadığı algısını güçlendirebilir.
Ayrıca bu tür askeri müdahaleler ABD açısından imaj riskleri de taşıyor. Çin, ABD’yi bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olarak gösterirken kendisini “düzen ve istikrar sağlayan güç” olarak sunma fırsatı elde edebilir.
Rusya da benzer şekilde Washington’ın İran’a yönelik askeri müdahalesini Ukrayna’daki eylemlerine yönelik Batı eleştirilerini dengelemek için kullanabilir.
Büyük güç rekabetinin gerçek belirleyicileri
Öte yandan İran, Venezuela veya Küba gibi ülkeler Pekin için vazgeçilmez stratejik ortaklar değil.
Venezuela hiçbir zaman ABD için ciddi bir askeri tehdit oluşturmadı. Küba ise Washington için uzun yıllardır bir siyasi sorun olsa da küresel güç dengelerini belirleyecek bir aktör değil.
Profesör Walt’a göre ABD ile Çin arasındaki büyük rekabetin sonucu şu alanlarda belirlenecek:
- İç ekonomik ve teknolojik güç
- Küresel teknolojik rekabet
- Diğer ülkelerin desteğini kazanabilme kapasitesi
Bu açıdan bakıldığında küresel güç dengesi, Washington’ın Ortadoğu veya Latin Amerika’daki nispeten zayıf rejimlere karşı nasıl davrandığından çok ülke içi performansı ve küresel nüfuz kapasitesi ile şekillenecek.
İran krizi küresel dengeleri nasıl etkileyebilir?
Bununla birlikte Ortadoğu’daki gelişmeler tamamen önemsiz de değil. Örneğin Hürmüz Boğazı dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sine ev sahipliği yapıyor. Bu bölgede yaşanacak bir kriz, enerjiye büyük ölçüde bağımlı olan Çin ekonomisini doğrudan etkileyebilir.
Sonuç olarak Ukrayna savaşı nasıl Rusya ile Batı arasındaki rekabetin hem aracı hem de yükü haline geldiyse, İran da Moskova-Pekin-Tahran hattındaki kırılgan ortaklığın benzer bir unsuru haline gelebilir.
Bu bağlamda asıl kritik soru şudur:
ABD’nin İran ile yaşadığı çatışma Çin ve Rusya’yı gerçekten zayıflatır mı, yoksa büyük güçlerin çoğu zaman teşvik ettikleri daha zayıf ortakları savunma konusundaki sınırlı istekliliğini mi ortaya çıkarır?
Bu sorunun cevabını anlamak için belki de en doğru adres Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin deneyimleri olacaktır.
Kaynak:
GDH Haber
İLGİLİ HABERLER
The Conversation: Dünyada yeni bir emperyal çağ mı başlıyor?
The Hill: Asya'daki “güç oyunu” nasıl şekillenecek?
BLACKPINK üyesi Jennie Adidas İsrail kampanyası nedeniyle eleştirilerin hedefinde
İran savaşının asıl kazananları Rusya ve Çin olabilir
Netanyahu İran’a saldırıların süreceği mesajını verdi
Kıvılcımlarla arınma: Jieyang’da asırlık "ateşin üstünden atlama" geleneği
DİĞER HABERLER
The Wall Street Journal: Hava gücüyle rejim değişikliği mümkün mü?
The National Interest: Mucteba Hamaney neleri değiştirecek?
Responsible Statecraft: İran Savaşı Batı ve Körfez'i nasıl yakınlaştırıyor?
Arab News: Türkiye, ABD ve İran'a hangi sinyalleri gönderdi?
Brussels Signal: Yeni küresel gerçeklikte Avrupa'ya yer yok mu?
Foreign Affairs: Çin, İran'a neden yardım etmiyor?
Arab News: İran savaşı ve Türkiye'nin pragmatik kriz yönetimi
The National Interest: İran'ın Körfez'e baskı stratejisi başarılı olacak mı?
Versant Media: Trump'ın İran planı başarısız mı olacak?
Politico: İran krizi Avrupa'da bölünmüşlüğü tırmandırıyor!


